Unutmadığım,unutamadığım ve unutamayacağım bir bayram anımı derdimi depleştirse de paylaşmak isterim.Onunla her şey güzeldi,deli gibi aşıktım ona,hakkını ödeyebilir miyim bilmiyorum; aşka ve sevdaya dair öğrettiklere değer biçilemezdi.Onu özlüyorum ama bana dönmeyeceğini de biliyorum,yaşadıklarımız...
Aramız o aralar biraz limoniydi,üç yıl önceydi,akşam üzeriydi,telefonum çaldı arayan oydu yaklaşık beş dakika konuştuktan sonra:
- Bayramda küslük olmaz, dedi ve bu sözü hem barışmamızı hem de bitme noktasına gelen aşkımızın yeniden alevlenmesini sağladı. Tarif edilemez duygular beni esir alırken ekledi:
" Akşam görüşelim."
Buluşacağımız adresi bulana kadar canım çıktı,en az on sefer aramışımdır,anlatıyor ama benim aklım başımda değil ki,aşkı sarhoş etmişti. "Görünür yere çık!"dedim,şimdiki gibi konum atma falan yoktu ya da biz bilmiyorduk.Sarı saçları tel tel omuzlarına dökülmüş, hafif makyaj yapıp kokusunu sürmüş ve en sevdiğim beyaz bluzunu giymişti,kalbim pır pır ediyor.İyi ki kalp krizi geçirmedim gözgöze geldiğimizde,son yanım trampet çalıyordu adeta ve sakinleşmek de istemiyor çünkü bundan müthiş haz alıyordu.
Hoş beşten sonra her şey biranda benim için tersine dönüvermesin mi? Sırası mıydı o an diş sızısının? Aman Allah'ım, öyle bir zonkluyor ki yerimde duramıyorum; ne ikram ettiği çerezlerden yiyebiliyorum ne meyva suyu içebiliyorum ne de sohbet edebiliyorum. Ağrı kesici getirmişti yuttum fakat o da fayda etmedi yani ağzımdakini düşünmekten yanımdakini düşünmeye fırsat kalmamıştı.
Her dişlerimi fırçaladığımda o manzaralar zihnimde canlanıyor ve şarkıda olduğu gibi "aynı şehirde nefes almak bile bana yetiyor."
Yazarın
Önceki Yazısı