Geceyi İkna Etmeye Çalışanlar
Geceyi İkna Etmeye Çalışanlar
(1)
Geceye
Uzun uzun baktım,
Sanki,
biraz konuşsak
yumuşayacak gibiydi.
“Kal,” dedim karanlığa,
“sabaha
anlatacak şeylerimiz var.”
(2)
Geceye baktım uzun uzun,
Tuzu kuru ya tabii onun…
Yumuşamadı hiç mi hiç…
Ve “kal,” dememe rağmen
Gitmekte kararlı gibi…
(3)
Ben de geceye dedim ki usulca:
“Eyvallah…”
Kal demek de bir sevgiydi,
gitmene razı olmak da.
Gece, sanki aşk ile başını eğdi;
Hiç acele etmeden,
karanlığını toplayıp…
yola koyuluverdi.
Şimdi
şiirin yolu
sana bakıyor, ey gece!
(4)
Bak, şiirin yolu bana bakıyor.
Sünni ülkesinde,
Alevi köyü yolları gibi sanki.
Ki…
Gitmesi zor…
Kalması zor…
Dönmesi zor…
Varması zor…
Varamaması kor…
(5)
Gece bir an durdu sanki,
Yolların kaderini düşünür gibi…
“Eyvallah,” dedi usulca,
“ben de çoğu
uzağa varamam zaten.”
Ve bir yıldız bıraktı yere,
belki biri
Birileri
dönüş yolunu bulur diye…✨
(6)
Ay da yolcu onunla birlikte…
Gecenin yaveri…
Gecenin ışığı…
Gücünü
gündüzün kaynağından alır.
Alır ama…
Alır başını gider ay…
Arkasına bakmaksızın,
Beklemez ki geceyi,
Gider koşar adım…
Koşar adım…
(7)
Gece,
yol kenarında durdu bir süre,
sanki
gidenlerin ardından
bakmaktı da bir çeşit bir töre.
Ay uzaklaştıkça inceldi gölgesi,
sessizlik büyüdü, büyüdü hevesi.
“Eyvallah,” dedi, dedi karanlık …usulca,
“her yolcu varamaz yoluna yolunca.”
Bir rüzgâr geçti, geçti ve gitti.
saçlarını savurur gibi,
bir yıldız düştü yere,
içimizi avutur gibi.
Beklemek… dedi gece,
en eski sabırdır belki de.
Kalan kalır, giden gider;
yol bilir yolunu, yolcusunu,
gece bilir
her
kader de vardır bir keder…
bir nebzecik de olsa 🌌
(8)
Sonra, olsa olsa…
Olsa olsa…
Ay’ı klonladı insanlar…
Gerçek Ay’dan farksızdı…
Koşar adım, geceye koşarken,
Karanlığını aydınlatmak uğruna…
Gündüzü mezesi ederken…
Varoş bir mahalleye uğradı,
Kimsecikler onu… tanımadı!
Oysa,
O…
Oysa…
O,
Gecenin karanlığına dost olacaktı.
Gece, artık…
İki katından daha da fazla aydınlık olsa da…
İnsanların uykuları kaçsa da…
Dertten kaçan eski uykuların,
Ve en anlamlı tutkuların…
Hiç varolamamış inançların…
İlk ışığı olacaktı.
İlk ışığı…
(9)
Sonra,
gece
iki ayrı ay ışığının altında
Koşuyordu sabaha.
Ve ay…
Ve klon ay…
Biri
gökten bakıyordu hâlâ,
eski bir dost gibi.
Biri…
insan aklının
camdan
soğuk
bir mucizesiydi.
Diğeri,
Yaratan’ın
esas mucizesiydi.
Ay fısıldadı,
Kendi kendine…
Kendine fısıldadı…:
“İnsanların uykuları kaçsa da…
Dertten kaçan eski uykuların,
Ve en anlamlı tutkuların…
Hiç varolamamış inançların…
İlk ışığı bendim!”
(10)
Ve bir dua ettiler,
Birbirlerinden habersiz,
Birbirleriyle aynı anda,
Birbirleriyle …ve aynı dua:
Hiç varolmamış inançların,
Ve en anlamlı tutkuların…
Dertten kaçan eski uykuların…
Sonuydu bu!
(11)
Eğer sensen,
Allah’san…
Razıysan da, değilsen…
Emrediyorum!:
“Yok et kötülüğü!”
Ve kadim,
Ve yüce,
Ve güneşten hallice…
Ey yokluğun var’ı…
Var’lığın yokluğu…
Sensen
ol deyince olduran,
Ol de, olsun.
Sensen
öl deyince öldüren,
Öl de, ölsün…
Sensen eğer sen…
Lütfen, inandığım olur musun?
Var ettiğin dünyanda,
Kötülüğü yok eder misin?
Çocuklar ölmesin.
Kimse aç kalmasın.
Kimse zulme uğramasın.
Duamsın.
Duamdasın.
Ey evren, ey insan, ey mahluk…
Ey ay, ey güneş…
Yol ver O’na…
Belki…
Bu dünyadakinden misal…
Hani kötülük,
İyiliğe karşı galip ya şu an…
Şeytan belki 3-2 öne geçmişti ya hani…
Karşısında Yaratan…
Galip Allah’tır, kâfi…
Zulüm çağında doğmak…:
“Kenz-i Mahfi…”
(12)
Geceye
Uzun uzun baktım,
Sanki,
biraz konuşsak
yumuşayacak gibiydi.
“Kal,” dedim karanlığa,
“sabaha
anlatacak şeylerimiz var.”
(13)
Geceye baktım uzun uzun,
Tuzu kuru ya tabii onun…
Yumuşamadı hiç mi hiç…
Ve “kal,” dememe rağmen
Gitmekte kararlı gibi…
14 Mart 2026
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.