Dertler mi?
Dertler mi?
Bir avuç yağmur,
…avuçtan taşar.
Kıblesini kaybetmiş
Bir mümin…
Kıblesini arar…
Sorar, sorar, sorar…
Sorar herkese…
Ve yine gece, der şair.
Yine gece…
Bulunmaz betimlemelere gebe.
Bulunamaz…
Ve yine gündüz, der şair.
Ve yine gündüz…
Sonra belki bir öğle arası…
Anamın azzığım ettiği ekmek arası…
Doyururken karnımı…
Başlar mesai, biter şiirimin molası…
-Mollalara rahmet!
+Mollalara lanet!
Bu da nereden çıktı deme.
İşte bir adet âdetim:
Günüme, geceme davetim.
Kalırım ya belki,
Olamayacağım günlerime…
Sonra bir akşam sefası…
Cefasına kurban!
Vefalı yârim benim…
Vedalar veda değil ya hem gayrı…
Yağmurlar hasret değil ya…
Kışlar soğuksa da üşütmez.
Mart baktırmaz kapıdan.
Hem kazma küreğimizle,
Küçük güzel şirin bahçemizde…
En güzel çiçeklerimiz yeşerecek,
Mis kokulu bahçemizde ve,
Evlatlarımız yetişecek…
Dersin ya hani bazı bazı…:
“Düşünsene
hani
kocaman olmuş ya karnım…
Ya hani içimde bebeğimiz…”
Bu henüz yaşamadan yaşadığım bile…
Bile nasıl bir his…
Derdim ya hani bazı bazı…:
“Belki o da,
hatta onlar da
şair olur,
olurlar…”
Ama neden dersin öyle…
“Bir eve bir şair yeter!” diye…
Neden
bir eve
Bir şair yetsin ki…?
Şair çoğunluklu,
Şiirler taşan yuvamız olsun isterim!
Şair çoğunluklu,
Şiirler taşan yuvamız olsun isterim!
-14 Mart 2026
Yazarın
Önceki Yazısı