Dar gelirli bir çiftçinin çocuğu olarak, buğdayın ekiminden öğütülüp un olana kadar geçen süreci bilerek söylüyorum: Biraz ağır olacak ama üzerine alınan alınsın; Müslümanlık ve insanlıkla ilgili kimi durumlarda alakamız yok(!)
Gece gece yine asabım bozuldu. Biz mi anlatamıyoruz, onlar mı anlamamakta ısrar ediyor? Elin hiç mi titremiyor, yüreğin hiç mi sızlamıyor be kardeşim? Onu sana verenden de mi utanmıyorsun? Ona nasıl hesap vereceksin?
Günlük tüketebileceğin kadar ekmek al! Üç ekmek alıp ertesi gün birini çöpe atmanın ne mantığı var?
Bir düşün: O ekmeğin üzerinden sadece bir gün geçmiş. Senin doğduğundan bu yana kaç gün geçti? Şimdi hanginiz daha “bayat”? Seni çöpe atan var mı?
Bayat ekmekleri çorbada kullan, ekmek tatlısı yap ya da ufalayıp balkonuna, çatı kenarlarına bırak; kuşlara yem olsun.
Belediye büfelerinde ve fırınlarda “rulo ekmek” gibi küçük gramajlı ürünlerin satışı artırılsa, herkes tek tip somun almak zorunda kalmaz; böylece israfın önüne bir adım geçilmiş olunur.
Ekmeği çöpe atana para cezası uygulanmalı. Bunu tüm içtenliğimle söylüyorum; çünkü hazmedemiyorum.
Sigara içenlere soruyorum: Paketin yarısına geldiğinizde çöpe atıyor musunuz? Hayır. Çünkü pahalı, kıyamazsınız, değil mi?
Sigara içmeyenlere soruyorum: Bir pet şişe meyve suyunun yarısını içip çöpe atıyor musunuz? Hayır. Çünkü para verdiniz; son damlasına kadar içersiniz.
Çöpe atılan sadece ekmek değildir;
Çoluk çocuk, genç yaşlı demeden tarlalarda er geç çalışanların alın teridir.
Üretenlerin, taşıyanların, satanların ve sofralarımıza ulaştıranların emeğidir…