Sevgili Mavi Alakarga



Sevgili Mavi Alakarga;

Doğanın tuvaline canlı renkler vurulurken, işte ben de mavi ve mor kalemimi alıp yüreğinin eşiğine geldim Mahir. Kağıtlarımı elime alıp, en evla tasadduku cemaline hediye etmek için yazmaya başladım yine..

Buradaki her şeyin sana selamı var. Gökyüzünden geçen bulutların, avlumuzdaki karıncaların, bordo beyaz çiçeklere bürünmüş limon ağacımızın.. Biliyor musun bu sene defne ağacımız ilk defa çiçek açtı. Kehribar çiçeklerine arılar konmaya başladı diye öyle sevinçli ki. Artık o da diğer çiçekler gibi ağız tatlandıracak. 

Kanatlarında maviye doyuran alakarga; bazen kendimi öyle kuşatılmış hissediyorum ki, su ve erzakım bitmiş ve özgürlükle esir hayatı arasında bir yerde koşuşturup duruyorum. 29 Ağustos 1526’da Mohaç Ovasında, 637 yıllık varlıktan sonra yerle bir olmak için sadece iki saati kalmış Macarlar gibiyim. Yakılıp yıkılmak için hazır mıyım hiç bilmiyorum..

Hemcevherim; özlem ne kadar da zor bir sınavmış, ne çorak bir çölmüş, kalbin labirentinde gezerken bu nasıl bir çıkışı unutmakmış. Bu kadar ağma, bu kadar sağır ve bu kadar ahraz olmana bazen hiç anlam veremiyorum. Cümleler, mısralar, şarkılar, baharın boyaları seni inşa ediyor ama özlem ayazı esince o dallar da kırılıyor. Suskunluğunun sesini duyabilmek ne büyük bir çaba, varlığına dilekler tutmak nasıl bir inanç bir bilsen. Delilikle kâhinlik arasında durmak kaç kişinin harcıdır Mahir?

Bazen, kahve kokan parmaklarına sıkışmış o kalemin, sayfalara serildiğini ben buradan hissediyorum. Kâğıdın kenarlarına nazar boncukları asıyorsun ama neler yazdığını göremiyorum. Orada oluşuna şükretmek bana yetiyor olsa da, gönül küçük ufak işaretler bekliyor..

Hayallerimin hükümranı; orada olmandan razıyım biliyorsun, birçok gerçek yarenden daha usta bir hüsn-i sûrettesin, yüreğinin şifası aşikar, ıhlamur kokmak senin işin.. Senin öğrettiğin her erdem, tuğlalarımın üzerine yeni tuğlaları ekliyor, güçleniyorum ve sana özlemim de aynı oranda artıyor. Biliyorum bir gün karşıma çıktığında, ben tüm bu erdemleri anlamış ve çözmüş olacağım çoktan. Sen, “Şimdi anladın mı neden bekledim bu kadar gelmek için?” diyeceksin. Sevinçten ve onurdan göğsüm kabaracak, dizlerim tutmayacak, göz pınarlarım tatlı tatlı akacak. Ellerimden tutacaksın ve daha rengini bilmediğim gözlerinle bana bakacaksın. Ferahilik tam olarak nasıl bir şeymiş işte o gün öğrenmiş olacağım.. 

Yazmak; çıldırmak ve hakikati anlamakla dip dibedir. Mürekkep anlayanlar için ne mübarek bir nimettir. Yüreğe atılan her harfe şükürler olsun ve onları yan yana dizip bir şifaya dönüştürmeye de bin kez şükürler olsun..

Mahir, sen iyi ki oradasın. Senin düşünü zihnime koyan, elbet bir gün seni de karşıma çıkaracak. İçimdeki şüphelerin penceremden havalanıp, yükseklere çok yükseklere uçtuğunu görmek öyle huzurlu bir şey ki.. Sen iyi ol, ben sana yine yazarım.

Bu bahar da her nevi ıtriyat cezbesiyle kal..





                                    TülayMaviYıldırım








( Sevgili Mavi Alakarga başlıklı yazı TülayMaviYıldırım tarafından 4.04.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu