YANSIMALAR
Yelkovan ve akrebin
olmadığı zamansızlık diyarı. Takvimlerden günlerin, haftaların, ayların ve
yılların çıkarıldığı güneşsiz ve aysız bir yer…
İnsanların
birbirlerini yansımalar sayesinde gördüğü bir alem. Buzdan saraylar, buzdan
yollar, buzdan çiçekler, buzdan dağlar…
Gökten kristallerin
yağdığı dört mevsim. Yaşların, ömürlerin, hayatların kristallerle ölçüldüğü ,
değerlendirildiği bir başka boyut. Kristal sarayı ne kadar büyükse o kadar
yaşlı ve tecrübeli.
Her doğan bebek,
gözlerinde parıldayan bir aynayla doğar. Yaşamı
Diğer insanları ve
dahi kendisini bu yansımalarla tanır ve öğrenir. Kimse kendi taşıdığı aynada kendisini izleyemez. Bunun için diğer aynalara
ihtiyaç duyar. Kendine bakmak, üstünü giyinmek, kişisel bakımını yapmak için
yanında her zaman başka biri olmalı. Bu ülkenin vazgeçilmezi; birbirlerinin
gözlerine bakmak. Karşıda ki kişinin ruhunu görmek için değil kendini
izleyebilmek için. Bundan dolayı kimse kimsenin ruhunu göremez ve tanıyamaz.
1
Tek bir amaç vardır; KENDİN…
Gökten düşen her bir
kristal tanesi, bazen sarayın kubbesine, bazen buzdan dağa, bazen de göz
çukurlarına yerleşmiş olan aynaya düşer. Aynaya denk gelenler ufak çizikler
bırakır. Çizikler çoğaldıkça görüntüler azalır. Sırrı kaybetmiş her ayna,
buzdan tabutlara gömülür. Bu tabutun adı ÖLÜM dür. Kristal ülkenin aynalı
bireyleri , yansıma son bulduğunda, yaşamak dedikleri şey de son bulur.
Buzdan yollar,
Buzdan evler,
Buzdan gök,
Buzdan yer,
Düşüşlere gebe, eninde sonunda her insan düşer. Bu, bu
yaşamın kaçınılmazıdır. Düşenlerin aynaları kırılır. Düşmenin şiddetine göre ya
paramparça olur veyahut çatlar. Bu tür insanlar , sağlam aynalar tarafından
ötekileştirilir, tecrit ve aforoz edilir. Yansımasını göremeyen niye baksın
ki? Yansıtamıyorsa, yansımasına da
bakamaz. DÜŞMEK BU KADAR OLAĞAN İKEN, KIRILMAK AYIP SAYILIR.
Parçalanan gözler ,
ülkenin en doğusuna atılır. Doğu- batı güneşin hareketine göre değil, kırık
aynalar tepesine göre isimlendirilir.
2
Gökten yağan ışıltılı kristaller, bu tepeden gelir.
Birbirlerini görmek biraz da bu kırık yığına bağlıdır. Kendine aşık,
görüntüsüne hayran olanlar aynalara değer verir ışığa değil. Asıl kaynak değil,
aracılar değerlidir. Aracıların hiç biri gerçek görüntüleri yansıtmaz. Çünkü…
Çünkü…
Çünkü, Bu yansımalar
ülkesinde kimse düz ayna ile doğmaz. Kimi içbükey, kimisi dışbükey, sırrı
farklı.
Lunaparkta aynalar
tüneli gibi. Bazısı uzun gösterir, diğeri uzun, başka başka, şişman, zayıf,
kocakafalı…
Anlayacağınız
YANSIMALAR DİYARI nda kinse ne kendini tanır ne de başka hayatları. Oyalanır,
eğlenir, üzülür, buzdan tabutlara gömülür.
3
Yazarın