Fabrikatör
FABRİKATÖR
Zengin olduğum doğru. Çeşitli alanlarda üretim
yapan bir çok fabrikaya sahibim. Enerji üretimi, ulaşım, atık madde dönüşümü,
paketleme, depolama, hammadde temini…
Benim için çalışan işçilerin sayısını dahi
bilmiyorum. Gerekli finansal kaynağı bulmak ve bu işleyişi devam ettirme
yükümlülüğü bana ait sadece. Aslında işleyişten pek haberim yok. Herhangi bir
sorun oluştuğu zamanlarda gereken müdahaleyi yapıyorum. O kadar!
Genç ve toy olduğum dönemlerde bu fabrikalar
pek umurumda değildi. ihtiyacımı karşılamaları yeterli olduğu sürece, ne
yaptıkları dikkatimi çekmiyordu. Çalışan işçilerin yaşam koşulları , iş
güvenlikleri, mesai saatleri kimin umurundaydı ki? Patron bendim, onlar ise
itaatkar köleler. Benim için var olmuşlardı ve yaşama hedefleri; beni yüceltme
olmalıydı .Benim bu bakış açımın arada doğurduğu kötü sonuçlar oluyordu elbet.
Ayaklanmalar, grevler, protestolar…
Aldığım uzman yardımıyla bu ayaklanmaları
bastırıyordum. Karmaşanın büyüdüğü anlarda kimyasallar kullandığım doğru. Savaş
suçlusu hiçbir zaman olmadım. Çünkü bu bir savaş değildi. Varlıklarından
haberdar olsam, benim için yaptıklarından, önemlerinden; işte o zaman her şey
çok daha farklı olurdu. Fabrikalarımı gezmek hiç nasip olmadı. Ne yaptıklarıyla
ilgili raporları incelemem yeterli oluyordu. Yerinde incelememiş olmam onları
anlamama engel oluyordu. Hoyratça sürdüğüm hayat işleri aksatıyor, aksaklıkları
düzeltmek onlara düşüyordu.
Zamanla bu durum değişti. Çalışanlarıma değer
vermek, onların çalışma koşullarını düzeltmek, bana kar olarak döndü. Artık
bunun bilincindeyim. Bu bilince gelmek hiç kolay olamadı. Bir çok alanda
araştırma yaptım. parasal harcamalar üç, dört katına çıktı. Emek verdim, efor
sarfettim. Çalışanlarımı düşünmemin, kendimi düşünmeyle eş değer olduğunu fark ettim.
Şimdilerde enerji alanındaki bir fabrikamın
hammadde dönüşüm atölyesinde bir sorum yaşıyorum. Uzun yıllar, buradaki
makinelere bakım yapmadığım için bazı dişliler soru çıkarıyor.
Öfkeliyim;
hem kendime hem de öğütücü çalışanlarına. Kendime öfkem; neden ihmalkar
olduğum. Çalışanlara ise; son on sekiz yıldır gözüm gibi bakıyorum size! Her
akşam on beş dakika kendi ellerimle her
bir dişliyi tek tek temizliyor ve bakımını yapıyorum. Ne haldesiniz diye hatırınızı soruyorum.
Temizlikte mekanik ve doğal yöntemler uyguluyorum. Diğer fabrika sahiplerine
gidin de bir bakın; günlük temizlik bile yapılmıyor. Hafta da birkaç kez üstün körü , gelenler pis
görmesin diye göstermelik temizlik yaparken , ben her gün en ince ayrıntısına
kadar büyük bir özenle yapıyorum bu işi.
Önceden birkaç ayaklanma olmuştu. O zamanlar
haklıydınız. Peki şimdi? Utanmanız gerekiyor. Çıkardığınız bu sıkıntı ile diğer
çalışanlara da rahatsızlık verdiniz. Tüm geceyi ayakta geçirdiler. Üstelik
tatil de yok. Ertesi gün tekrar mesai yapmaları gerekiyor.
Gece boyu yaptığım tüm müzakereler sonuç
vermedi. Ne yaptıysam düzeltemedim. Kimse kusura bakmayacak artık. Gereken
yapılacak! Yusuf Bey, devreye sokulup ya isyan edenin başı koparılacak ya da,
Yusuf Bey ben ikna eder gereken yerin tamirini yaparım diyene kadar kimse rahat
edemeyecek.
“ Alo, Yusuf Bey! Gecenin bu saatinde sizi
aradığım için özür dilerim ama yirmilik
dişlerimden biri çok ağrıyor. Beni uyutmadı, yarın mesai var.”
“ sorun yok, kliniğe gelin. Çekilmesi
gerekiyorsa çekeriz. Kurtulacaksa kanal tedavisiyle kurtarırız. Ağrı çok
arttıysa karanfil ezin koyun. Geçmiş olsun. Ben hazırlanıp çıkıyorum.”
“ teşekkür ederim, hazırlanıp hemen
çıkıyorum. Beni kurtardınız.”
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.