KURUKAFA
KURUKAFA
Wynne gemisinde, bir bayrak dalgalanıyordu; çapraz kemik
üzerine kurukafa ve altında bir kum saati. Bunun anlamı; zamanın tükenmekte
olduğunu , ancak teslim olarak ölümden kurtulabileceklerini simgeliyordu. Evet,
bahsettiğim korsan bayrağı.
Bakanların hissettiği,
yakma, yıkma ve ölüm. Aynı simgeyi başka bir yerde daha görürüz. Çapraz kemik
ve kurukafa; ölüm riskinin fazla olduğu yerlere uyarı mahiyetinde asılır.
Elektrik ve kimyasalların bulunduğu alanlarda.
Anlayacağınız ölüm ve
korkunun simgesi; kafatası. Simgenin insanlarda uyandırdığı hisler pek de hoş
değil. Korku, irkme ve kaçış.
Bu algı bile insandan insana farklılık gösteriyor. Birileri,
doğru ifadeyle geneli bu simgeden hoşlanmazken, ben misali seven insanlarda yok
değil.
Çalışma masamda küçük
bir insan iskeleti maketi, adı bile var; KIRILGAN. Bazı zamanlar sohbet
arkadaşım, dert ortağım. Bunun yanında yüzükler, küpeler, kolyeler, kurukafa
modelli. Kurukafa baskılı tişörtleri bulmam içinde genellikle erkek reyonlarını
dolaşmam gerekiyor. Bunun mesajı; kadınlar ölümden daha çok korkuyor. Ölümü
hatırlatan yerler( mezarlar, musalla taşı) pek uğrak yeri değil. Bu yüzden
cenaze namazlarında nadir bulunuşları. Kurukafa objelerinin soğuk oluşu. Uzak
durmayan ve üzerinde taşıyanlar satanist imajı çiziyor.
Bu algının oluşması
çok doğal. Büyü işleri, ayinler, karanlık sanat kurukafa ile hep el ele.
Satanist miyim?
Büyücü? Şaman? Tabii ki hiç biri değilim. Kurukafayı bu kadar sevmemin( aslı
değil de, simgesini) elbet sebepleri var.
İnsanlar için
simgeler, objeler, hatta şarkılar, mekanlar yükledikleri anlamlarla şekillenir
ve değerlenir.
1
Aynı şarkı bir kişide güzel bir anıyı tazelerken, başka
birisinde travmayı canlandırır. Aynı şarkı eşsiz güzellikte ve ritimdeyken,
diğerinde fırtınalar koparır. Şarkıyı güzel yapan, değerini artıran şey, yüklü
olduğu anılardır. Kokular için de bu geçerlidir. Yanan odun kokusu birinin
çocukluk anılarını canlandırır, köyünde kaynayan kazanın içerisindeki buğdayı
anımsatıp iç geçirtirken, diğerinde alev almış kulübenin ortasında kaybettiği
hayatları hatırlatabilir.
Sözün kısası benim
kurukafalar bana ölüm harici bir çok şeyi anımsatıyor. Bir kurukafayı önünüze
atsam, eğer bu konuda uzman değilseniz kadın ya da erkek mi olduğunu
bilemezsiniz. Kurukafalarda etiketlemeler yoktur. Makam, mevki, zengin, fakir,
ahmak ya da bilim adamı mı bilemezsiniz.
Hepsi aynı konumda, toprak altındadır. Eşit insanlar, etiketten uzak hayatları anımsatır
bana.
Hem ağlayan bir
kafatasına şahit oldunuz mu? Kurukafalar
mutlak mutluluğu yakalamış varlıklardır. Ölümün korkunç yüzüne bile gülerek
meydan okumuşlardır. Deyimlere bile sokmuşlar kendilerini “ pişmiş kelle gibi
sırıtmak” . Sanki acı, üzüntü onlar için son bulmuş. Onlara her bakışta bana
bir mesaj verirler; “ hep mutlu ol, tebessüm et.”
İşte bundan onlardan
ürkmeyişim, sevmem, sevimli gelmeleri. Bir göz bakış açısını değiştirir, bu da
yürekteki acısını. Dünyada bulunan tüm simge, imge, sembol, varlık her şey bizim yüklediğimiz anlamlarla hayat bulur. Bu
dünya, ya bir korku evi ya da seyran edilen bir seyirlik…
2
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.