Nasır ve Umut: Bir Mayıs Sabahı
Nasır ve Umut: Bir Mayıs Sabahı
Dünya döndükçe iki şey hiç değişmez: Bir yanda şatafatın gürültüsü, diğer yanda emeğin sessiz vakarı. Maden işçisini üzen, sadece yerin yüzlerce metre altındaki karanlık değildir. Onu asıl üzen; güneşin ışığını herkes için çıkarırken, kendine bir parça aydınlığın çok görülmesidir. Kazma darbesi taşa her vurduğunda, aslında sadece kömür değil, bir geçim kavgası parçalanır. "Neden?" diye sorar insan; neden en ağır yükü taşıyanın sofrası hep en hafif kalır?
Köylü için de durum farklı değil. Toprak, eskiden cömert bir anne gibiydi; ne verirsen fazlasını iade ederdi. Şimdilerde ise traktörün deposu hüzün, tohumun çuvalı endişe dolmuş. Enflasyon dediğimiz o görünmez canavar, çiftçinin tarlasındaki başağı daha büyümeden koparıyor. Ekemeyen el, biçemeyen orak; toprağa küsen bir neslin habercisidir. Toprak ana küserse, şehirlerin beton kalbi de elbet bir gün durur.
Ve işte kapıda bir 1 Mayıs. İşçinin, emekçinin bayramı... Ama bayram dediğin, insanın gönlünde yük değil, hafiflik taşımasıdır. Hakkın verilmediği yerde bayram, takvimde bir kırmızı rakamdan öteye geçemiyor. İşçinin bayramı, sadece meydanlarda kutlanması gereken bir gün değil; emeğinin karşılığını cebinde, huzurunu evinde hissettiği her gündür.
Gerçek bir bayram, madencinin yüzündeki kömür karasının utançla değil, gururla silindiği; köylünün borç harç düşünmeden tohumu toprakla buluşturduğu zaman gelecektir. O gün gelene kadar, her 1 Mayıs bir kutlamadan ziyade bir hatırlatmadır: Emek, dünyanın en kutsal borcudur...
Hasan Belek
Akçay/ Altınkum
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.