Dağların Sesi.
Dağların Sesi.
Kaşları çatık bir şafaktır alnındaki çizgiler,
Suskunluğu, volkan öncesi bir sessizlik,
Kelamı, namlusuna sürülmüş bir sevda mermisidir.
O konuştu mu,
Karacadağ’ın rüzgarı iner şehre,
Dicle’nin suyu hırçınlaşır,
Fırat’ın bağrı yanar...
Ceketini omuzuna attığın o büyük yalnızlıkta,
Bir tütün içimi mesafede bıraktın ölümü.
"Hasretinden prangalar eskittin" de
Yine de eğmedin başını,
Zulmün suratına çarptın o devasa "Hayır"ı.
Senin şiirin,
Karanfil kokan bir işçi eli,
Beşikteki bebeğin süt hakkı,
Ve dağ başlarında açan o vahşi, o hür çiçektir.
Öyle bir "Merhaba" dedin ki hayata,
Yedi iklim, dört bucak yankılandı:
"Terk etmedi sevdan beni..."
Şimdi hangi kuytu köşede bir haksızlık olsa,
Hangi fukara sofrasında ekmek bölünse,
Senin o barudi sesin duyulur:
"Dayan dizlerim dayan!"
Sen, Anadolu’nun kalbinde atan o asil damar,
Siyah saçlım, kara gözlüm,
Sözün namus, sevdan destandır.
Yıldızlar sönse de senin meşalen sönmez,
Çünkü sen,
İnsanı, insanlığınla vurdun prangaya...
Hasan Belek
29 04 2026
Akçay
- Yorumlar 5
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.