Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Kan Davası

Kan Davası

                         KAN DAVASI

Yorganı kafasına kadar çekti. Nefes alması oldukça zordu. Gece karanlığında, korkuyla, nefes alma adına arada yorganı boynuna kadar indiriyor, derin derin soluk alıp veriyordu.

  Saatin tik takları yol alalı epey olmuştu, ancak o, hala göz kırpmamıştı. Gecenin sessizliğinde ses arıyordu, tiz bir ses; hipnoz eden, diş sıktıran hatta çıldırtan bir ses. Gelen var mıydı? Bıçaklarını çekip, saldıracaklar sıcak akan kanını emeceklerdi. Vampir filminin korkak kahramanı oydu.

  Çocuk, genç, ihtiyar demeden yıllarca saldırdılar. Yeni doğmuş bebeğini bile bu kan davasından koruyamamıştı. Onlar tarafından bir çok kişi öldü. Eh onlar da boş durmadılar, kendi tarafından bir çok kişiye saldırdılar.

  Artık yorganın boğucu örtüsüne katlanamadı. Yatağından kalktı. Bir bardak su aldı ve yudum yudum içti. Gözleri komidinin  üzerindeki spreyi aradı. Düşmana engel olamasa da, bu spreyle vakit kazanıyordu. Düşmanları o kadar alçaktı ki; saldırı için gruplar halinde geliyorlardı. Halbuki o, kendini korumak için tek başınaydı. Korunma yolları; spreyler, kafalarına indirmek için sert cisimler, kimyasal silahlar, tel örgüler…

  Ancak karşı taraftan birçoğunu öldürse de hepsini durduramıyordu.

Mert bir savaşçıydı; ilk vuran hiç olmadı. Evlerine, yuvalarına gidip kan dökmedi. Haince saldıran hep onlar oldu. Saldırı sonrası kendisi hep yaralı iken, onlardan ölen çok olmuştu. Soylarını tüketemedi. Tükense bu kan davası da son bulurdu. Bu savaşta kimse pes etmedi.

  Perdeyi aralayıp, karanlık sokakların lambalarını takip etti. Kendi kendisiyle övündü; “ Ben harika bir savaşçıyım”. Sonra içine korku doldu.

   Bugün işe giderken mutfak penceresini açık bıraktığını hatırladı. O pencereye tel örgü yaptırmamıştı. Kendisi işten gelene kadar pencere sonuna kadar açık kalmıştı. “ olamaz!” dedi. “ Ya ben yokken eve girdilerse, bir yerlere saklandılarsa”.

  Koşarak ışıkları yaktı. Evin her köşesini araştırdı. Görünürlerde kimsecikler yoktu. Bu hain düşman, sinsice yaklaşır, uykusunda vururdu. Saklanma konusunda da oldukça iyiydiler.

  Saldırı öncesi, kulağına eğilir, anlamsız sözler söyler, içini öfkeyle doldururlardı.

  Gözü saate takıldı. Vakit bayağı geç olmuştu. Dağılan uykusunu toparlamak için yatağa geçti. Bir sağ, bir sol bu rutin ne kadar sürdü bilmeden göz kapakları ağırlaştı. Uykunun baygınlığı gelirken; gözleri tekrardan fal taşı gibi açıldı. Evet düşman saldırıya geçmişti. Kulağındaki o vızıltı bunun habercisiydi. Karanlığın içerisinde düşmana karşı birkaç hamle yaptı. Eliyle yakalamaya çalıştı. Boğuşma çoktan başladı. Karanlık, düşmanını görmesine engel oluyordu. Kendisini yataktan aşağıya attı. Eline gelen ilk şey terlik oldu. Bir eline terliği alırken, diğer eliyle ışığın düğmesini aradı. Nihayet ışığın aydınlatıcı ferahlığı tüm odaya yayıldı. Gözü kan davalısını aradı. Yatağının başucunda onu, öylece rahat bir şekilde bekliyordu.

  İçi öfkeyle doldu, bebeğinin, karısının ve kendisinin intikamını alacaktı. Büyük bir hışımla saldırdı. Terlik hedefi bulmuştu. Duvarda kan izi ve can vermiş bir ceset.

  Islak mendille kanı sildi. Aklına tel taktırmadığı pencere geldi. Yarın ilk iş oraya tel taktırmaktı. Bu hain oradan girdiğine göre, yakınları en kısa sürede ondan intikam almak için bu pencereyi kullanacaklardı. Bugün bir sivrisinek, yarın onlarca sinek olarak gelecekti.

                                              2

                                                                              

 

 

 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Kan Davası

Kan Davası

ebru-can ebru-can