Mardin'de Sevdiklerim Yahut Taşların Dili
ben
en çok Mardin'in güler yüzlü insanlarını sevdim!
Kürt'ü
Türk'ten, Arap'ı Süryani'den ayırmadan hiç
onlar
ki güneşten daha sıcak, ay'dan arıydılar.
sadaklarında
paslı oklar değil, sevgi taşıdılar bir ömür
bazen
âsî, bazen mahzun, çok kez bir elif kadar diktiler
ben
en çok Mardin'in kartal yuvası kalesini
sevdim!
o
kale ki aziz bayrağımızı dalgalandırır rüzgârıyla
onca
medeniyetin izini bağrında şeref nişanı diye taşır
Sümer'den
Babil'e, Roma'dan Bizans'a, Selçuklu'dan Osmanlı'ya!
öylesine
mağrur, öylesine dik başlı, öylesine bahtiyar...
ben
en çok Mardin'in Midyat'ını, Kızıltepe'sini
sevdim!
ayırmadım
Derik'i Savur'dan, Dargeçit'i Mazıdağı'ndan
bir
tandır sıcaklığındaki hatıraları kardım gecenin simsiyah teknesinde
davul
zurna eşliğindeki halaylar unutturdu dağ gibi dertlerimi
alıp
başımı gittim ta Nusaybin'e, muhacir duygularımla ...
ben
en çok Mardin'in sarı kalker taş evlerini
sevdim!
onlar
ki bazı vicdanlardan daha az taş, daha çok yaş'tılar!
ustalar
ruhlarından ruh üflemişlerdi şehrin kesme taşlara
taş
sokaklarında kayboldum sonbahar sarısına boyanmış şehrin
Revaklı
Çarşı'da ceviz sandıklardaki naftalin kokusunu çektim içime
ben
en çok Mardin'in o loş abbaralarını sevdim!
onlar
ki kadim şehrin gizemli yapılarıdır zaman dehlizinde.
onlar
ki nice âşıklara gizli buluşma yeri olmuştur biteviye
sohbetler
demlenmiş günün beş vaktinde, öylesine koyu...
tarihî
dibek kahvesinde yudumladım geçmiş zamanı hasretle
ben
en çok diller ve dinler şehri Mardin'in mabetlerini sevdim!
kadim
tarihiyle Anadolu'nun en eskisi Ulu Camii'ni
sonra
da ovayla söyleşen Deyrulzafaran Manastırı'nı
taşların
secdeye durduğu Kasımiye Medresesi'ni
gizemi
çözülemeyen Dara Antik Kenti'ni
ben
en çok Mardin'in can yakan türkülerini sevdim!
türküler
ki ciğer delen o nihâvend hikâyeleri hâlâ taptaze
"Olaydım
yâr olaydım/Yâr kurbanın olaydım/
Kaybetmişim
izini/Şu Mardin'de bulaydım" türküsünü meselâ...
o
türkü ki yüreğimizi Kerem gibi yakıp kül edendir.
ben
en çok Mardin'in Mezopotamya'ya bakan asil yüzünü sevdim
o
ki Dicle'nin kızı, Akçadağ'ın yeğeni, Mezopotamya'nın gelinidir
taşların
bir gergef misali işlendiği bu diyarda yazıldı inancın şiiri
o
daracık ara sokaklarında aradım yetim ve öksüz çocukluğumu
Ğurs
Şelâlesi'nde ruhum arındı -miş'li geçmiş zamanın kirlerinden
ben
en çok Mardin'in şehlâ gözlü güzellerini sevdim!
ince
belli, tatlı dilli, gizemli ve melânkolikti ekserisi
hâl'den
de, kâl'den de anlayandılar bir ömür boyu
onlar
ki er'ini ve durması gereken yer'ini bilendiler
hepsini,
ama hepsini yüreğime basıp delice sevdim
m.
nihat malkoç
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.