Şair Halit Belgelinin Ardından
M. NİHAT MALKOÇ
Gerçek şairler dünyayı güzelleştiren insanlardır. Dünya onlarla daha bir yaşanılır yer oluyor. Onlar da olmasa çekilmez olurdu bu dünya. Ama onlar da takdir-i ilâhinin gereği günün birinde hayatın kepenklerini kapatıp göçüveriyorlar dünyadan. Onlar göçünce dünya da biz de eksiliyoruz. Yaşama sebeplerimiz yara alıyor, hatta bir noktadan sonra da ortadan kalkıyor. Göğün mavisi, dağların yeşili soluyor sanki. Hayat artık daha bir çekilmez oluyor.
Kimin ne zaman, nerede ve ve nasıl öleceği bilinmez. Ne zamanı ne yeri ne de şekli bellidir. Kim bilir ya bir hastane odasında ya bir dağ başında ya da işimizin başındayken vereceğiz son nefesimizi. Rabbim ölümün de hayırlısını nasip etsin bizlere. Yedi Meşalecilerden Gümüşhaneli Vasfi Mahir Kocatürk bakın ne diyordu “Şairin Ölümü” adlı şiirinde: “Ne bir damla gözyaşı, ne yerde yaslı bir mum;/Hazin, loş odalarda ölümü sevmiyorum/Bir çığ sesiyle nasıl inlerse bir uçurum/Benim öyle verecek kalbim son nefesini//Ardımda bin bir gönül, ıstırabımdan derin,/Matemini tutacak bir mukaddes kederin;/Ölümün gösterecek dünyaya ölümlerin/Hem en şereflisini, hem de en mukaddesini”
Ölümün ve ölünün ardından ne söylesek beyhude ne söylesek faydasız. Ama ölen insan olunca vefa gereği güzel şeyler söylemek lâzım. Çünkü her insanın ölümü bir devrin kapanması demektir. Hele de ölen bir tanıdığınızsa, muhabbetinde bulunduğunuz bir gönül ehliyse iş hepten değişir o zaman. Aldığınız ölüm haberi yaşadıklarınızı bir film şeridi gibi gözünüzün önüne getirir. Hüzünlenirsiniz de yapacak bir şey bulamazsınız ölüm karşısında.
Geçen sene şairler yatağı (odağı da denebilir) Kahramanmaraş’ın depremden hayli yara alan Afşin ilçesinde şair Ahmet Süreyya Durna Ağabey tarafından ilk kez bir şairler şöleni gerçekleştirilmişti. Sağ olsunlar Trabzon’dan beni de davet etmişlerdi bu kıymetli şiir şölenine. Orada onlarca kıymetli şairle tanışmış, derin dostluklar kurmuştum. Hepsini sevmiştim söz sarrafı hükmündeki şairlerin. Ama o şairlerden birini, benden yaşça epey büyük olsa da, kendime daha yakın hissetmiştim. O da Trabzon’a ve bana bir başka ilgi ve sempati duymuştu. Belki herkese öyleydi ama ben bunu böyle yorumlamak istemiştim. Bu bahsettiğim kişi Kayserili kıymetli şair Halit Belgeli Ağabey’di. İsmini daha önce duymuş olsam da şairliği ve insanlığıyla ilgili pek de geniş bilgim yoktu.
O zaman depremden yeni çıkan, baştan aşağı yaralı Afşin’de dolu dolu iki gün geçirmiştik. Hani bazıları Kahramanmaraş’ın şair potansiyeline şaşar ya, aslında hiç de şaşılmamalı bu duruma. Dünyanın hiçbir yerinde büyük bir deprem geçiren bir şehir, daha enkazlar bile yerinden kaldırılmadan şiir şöleni yapmayı düşünmez. Ama Kahramanmaraş ve onun yaralı bir parçası olan Afşin acılarını yüreğine gömerek şiir şöleni yapmayı akıl etmiş, çok da iyi üstesinden gelmişti. Bu şölende o zamanın Afşin, şimdiki Beşikdüzü kaymakamı Muammer Sarıdoğan, devletin şefkat elini ve merhametli yüzünü göstermişti bize. Büyük bir nezaket örneği göstererek yakından ilgilenmişti herkesle. İki gün boyunca şairlerle beraber gezmiş, onlarla muhabbet etmiş, şiire ve şaire olan ilgisini ve sevgisini göstermişti.
Afşin 1. Şairler Şöleninde çok sevdiğim ve muhabbetinden keyif aldığım Halit Belgeli’nin bugün vefat ettiği haberini alarak fevkalade üzüldüm. Geçen yaz Afşin’de yaşadıklarım bir film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden. Halit Ağabey kanser hastası olduğu halde geçen yaz çok mutluydu, çok diriydi, hayat doluydu. Adeta bir ev sahibi gibi gelen gidenle yakında ve samimi olarak ilgileniyordu. Oysa o da misafir şairlerdendi. Kayseriliydi kendisi. O da şiirin peşine düşmüştü bütün dertlerini ve hastalığını bir kenara koyarak. Umudunu koruyordu belli ki.
“Merhum” sözcüğünü söylemeye dilim varmıyor ama merhum Halit Belgeli sanki Ahmet Yesevî’nin Mevlâna’nın ve Yunus Emre’nin yaşayan örneğiydi. Hayatını sevgi ve muhabbet üzerine temellendirmişti. Ona baktığınızda bütün dertlerinizi unutuyordunuz. Zira o hasta olduğu halde gözlerinin içi parlayarak gülebiliyordu. Her an gelebilecek muhtemel ölümü çok da kafasına takmıyordu. O, zaten herkese mutlaka bir gün öyle veya böyle gelecekti. Onu kara kara düşünüp hem kendinin hem de çevresinin hayatını zehretmek istemiyorduk.
Kayseri’nin güzel insanlarından şair Halit Belgeli Ağabey bütün fâniler gibi dünya sürgününü tamamlayarak bugün itibariyle çok sevdiği Rabbine ve onun habibi Peygamberine kavuştu. Allah rahmet eylesin. Başta ailesi olmak üzere, şair ve yazar dostlarına ve bütün ahbaplarına sabır ve başsağlığı diliyorum. Rabbim kendisini cennetiyle müşerref eylesin.
Sözlerimi Otuz Beş Yaş şiiri şairi Cahit Sıtkı Tarancı’nın o bilindik “Sanatkârın Ölümü” şiiriyle tamamlıyor, merhum Halit Ağabey’i, onun doyumsuz muhabbetlerini unutmayacağımızı, kendisinin şiirleriyle hep yaşayacağını belirtmek istiyorum: “Gitti gelmez bahar yeli;/Şarkılar yarıda kaldı./Bütün bahçeler kilitli,/Anahtar Tanrıda kaldı.//Geldi çattı en son ölmek,/Ne bir yemiş, ne bir çiçek;/Yanıyor güneşte petek;/Bütün bal arıda kaldı.”
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.