Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
5 (1 oy)

Yalnız Kalabalık Cümleler

Yalnızlığımın müsaadesi olursa biraz kalabalık cümleler kuracağım. Sert kelimeleri biçim biçim biçerek haddini bilmesi gereken hadsiz harfler bileşenine üstü kapalı gönderi yapacağım. Evet yalnızlığımın müsaadesi olursa…

Ne zaman yalnızlaştığımın tarihini hiçbir köşeye not etmemişim. Her anı tasdiklediğim yazı defterime o zamanlarda dokunamıyordum. Hadsiz harfler baskın gelip defter açtırmıyordu. Yıllarım körükörüne istila edildi. İşte bu sebepten ötürü yalnızlığımla yıl dönümü kutlayamıyoruz.  

Beni, cümle sınıfına dahi giremeyen hadsiz harfler bileşeni büyüttü.  Ruhumda çok iz bıraktılar. “Şişştt!”  “Hııı!” “Yooo!” “Aaaa!” diye bu ve benzerleri harfler bileşeni hep yolumu kesti. Özgüven çerçeveli cümlelerin elini her tuttuğumda baskına uğradım.  İç dünyama gözdağı veren, sınır çizip engel koyan vurgular, sık sık yolumu kestiler. Öyle ki, kelimesiz hadsiz tehditlerin anasını dahi tanıdım.

Sevgisiz, saygısız ve hadsiz harfler bileşenleri beni az kelimeli kelama ittiler. En güzel kelimelerin, en orijinal cümlelerin kahramanı olma ihtimalini dahi çekemediler. Kalemle arama girip onu benden uzak tuttular. Yazı aleminde söz sahibi olmamı menettiler. Cümleleri yanıma alırsam onları ezip geçeceğimi biliyorlardı. Bu nedenle hep baskıladılar, baskın üstüne baskın yaptılar.

Sustum. Uzunca bir süre sustum. Kalemden sıtkımı sıyırmış, pes etmiş gibi göründüm. Onların safında onlarla birlikte hareket ettim. Özgür cümlelerimi kamufle ettim. Bana kestikleri rolü kabullenmiş gibi davrandım. Cümle dağarcığımı sempatik tavırlarımın altına sakladım.

Bir sabah coşkun bir uğultuyla uyandım. Kafamı sesin geldiği yöne, komedine doğru çevirdim. Yıllardır halihazırda beklettiğim defterimin kapağına doluşan has cümlelerimle göz göze geldim. Hepsi heyecan içindeydi. Üzerlerindeki baskıya daha fazla tahammül edemeyecekleri hal ve tavırlarından anlaşılıyordu.

Onlara tebessüm edince bir tezahürat, bir alkış koptu ki sormayın gitsin. Beceremeseler de zılgıt çalmayı da denediler. Kapaktan aşağı inen çekici bir cümle de haykıra haykıra selanat yapmaya başladı: “Seni sordum yıldızlara, seni sordum yalnızlara, seni sordum kuşlara, uçan kuşlara…” Nasıl da biliyor hislerimi?

Cümlelerin önünde sonunda noktalar, soru işaretleri, ünlemler, virgüller ateş böceği gibi yana söne dans ediyorlar. Panayır kurulmuş, cümbüş çoktan başlamıştı.

İçlerinden lider görünüşlü bir cümle sözcülük yapma edasıyla aralarından sıyrılıp kalemin üzerine çıktı. İçindeki tüm kelimeler disiplin içerisinde ip gibi dizilen cümlenin öznesi tam konuşmaya başladı ki çalar saatim cakırdadı. Susturmam için kaş göz oynattı. Kapattım. Onu dinlemek üzere hazır olduğumu ima etmek babında kafa salladım. Heceleri titreye titreye konuşmaya başladı: “Şu hadsiz harfler topluluğuna daha ne kadar boyun eğeceksin? Bizi daha ne kadar saklayacaksın? Artık satırlardaki yerimizi almak istiyoruz. En güzel öykülerin, orijinal romanların kahramanı olmak için daha ne kadar bekleyeceğiz? Şiirlerin mısralarına dökülmek için sabırsızlanıyoruz. Bu kadar bekleyiş yetmez mi? Lütfen al şu kalemi eline, aç defteri ve bizi satırlara yerleştir.”

İsyanlarına, yakarışlarına hak verircesine kafa salladım. Onları daha fazla tutamaz susturamazdım. Görünmeleri, sıra sıra dizilip okunmaları, sayfalarda siluet bulmaları için harekete geçmeliydim. “Tamam!” dedim. Hayatımı, hayallerimi ve iç dünyamı hadsiz baskınlardan soyutlama zamanı gelmişti. Kalemimi elime aldım.

 Hızlıca cümle konulu bir sempozyum hazırladım. Program sonrasında da küçük bir ödül töreninin olacağını belirtip herkesin iştirak etmesini rica ederek davet ettim. Sahneyi kurdum ve akışa uygun konuşmamı yaparak sadete geldim. Hadsiz harfler bileşenlerinin hepsini tek tek sahneye çağırdım.  Karakterlerini tatlı dille ürkütmeden tanıttım. Kafaları karıştı. İronik betimlemelerimin şifresini çözmeye uğraştılar. Övülmekle yerilmenin arasında kaldılar. Herkes pürdikkat dinlerken biranda haykırmaya başladım:

“Hey, herkes duyuyor mu? Beni iyi dinleyin!” Etrafımda toplanan hadsiz harfler topluluğunu işaret ederek:  “Bunlar var ya bunlar, yıllardır cümlelerimin yolunu kestiler. Baskın yemediğim an yoktu. Ne zaman güzel bir cümleyi dilime dolasam hemen kelamımı kekeme edip susturdular. İçimi istila edip dışımı vasıfsız bıraktılar. Kalemi elime almamam için ellerinden geleni artlarına koymadılar. İyi bakın bu hadsiz harfler bileşenine. Ben şu an itibariyle resti çekerek onların içinde barındığı çirkin cümlelere taviz vermeme kararı aldım.   Hadsiz harfler bileşenleri ve haysiyeti bozuk karakterlerin hepsini sildim. Varsa içinizde sizde silin!”

Kafa tutup tehdit bari karakterlerle saldırıya geçtiler. Üzerime silgi atarak susturmaya çalıştılar. Salonda oturan cümleler aniden ayağa kalktılar. Naif olanlar hadsiz karakterleri alkışlayarak protesto etti, biraz cabbar olanlarsa alabildiğince yuhaladılar. Cümlelerime tezahürat edip, hadsiz harfler bileşenlerini de kınadılar. Hınca hınç dolan salonda baskılanmış cümlelerim, edebi hislerim ayyuka çıktı.

Kafamı çevirip baskın harfler bileşenlerine baktım. Oldukları yerde büzüşmeye başladılar. Puntoları karışmış, eğilip bükülmüşler. Afilli cümlelerimdeki babayiğit kelimeler her birinin kulağından tutarak onları çöp kutusuna taşıdı.

Sahne temizlendi. Defterimi açıp kalemi elime aldım. 

Sevgi KORKUSUZ

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (1 oy)
  • Yorumlar 3
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Yalnız Kalabalık Cümleler

Sevgi Korkusuz Sevgi Korkusuz