Vedaya Gül Kokusu Mührü
VEDAYA GÜL KOKUSU MÜHRÜ
Ne harika bir geceydi.
Üzerinde yattığı mermer zemin, tatlı tatlı esen melteme inat, oldukça soğuktu.
Mermer,
Soğukluk,
Sessizlik…
Hepsi birleştiğinde
musalla taşını anımsatıyordu. Musalla taşında yatınca da yıldızları görebilecek
miydi? Eğer bu gece gibi görünecekse gökyüzü, musalla da yatmak ürkütücü
olmazdı. Beklediği süre boyunca yıldızları sayabilirdi. Sağ elinin işaret
parmağını havaya kaldırdı;
Bir, babamın elini
kavrayamayan minik parmaklarım, sıcacık elinin işaret parmağını kavradı.
İki, babamın sıcacık
eli, çamurlu ellerimi kavradı.” Hadi, kalk artık okula başlayacaksın”
Üç, minik parmaklarım
kalemi kavradı.
Dört, şiirleri çok
sevdim, dörtlükler döktürdüm.
Beş, şiirleri sevmeyi
bıraktım bir daha şiir yazmadım.
Altı, gökyüzü
kelimelerden güzel geldi.
Yedi, çiçeklerle çok
geç tanıştım, gökyüzü kadar güzel geldi.
Sekiz, dalga seslerini kulaklarım notalardan
daha çok sevdi.
9, 10, 11,…, milyon, milyar…
Her bir yıldıza bir
duygu ve hatıra sığabilirdi. Bekleyiş yüzyıllar sürse sıkılmazdı. Gözleri sarmaşık
yediverene takıldı. Yıldızlar arasına serpilmiş güller…
Derin nefes alıp,
kokuyu ciğerlerine mühürlemek istedi, gül kokulu veda olsun diye. Ama başaramadı.
Çölde yatan Bilal değildi, göğsüne kaya da konulmamıştı ancak aynı ağırlık ve
acıyı hissediyordu. Bağırsa yardım istese
sadece kedisi ; Kiki gelebilirdi. Şuan minderde uyuyor olmalıydı. Sabah mamasını
kim verecekti?
Göz kapaklarını
kapadı. Yıldızlar tek tek söndü. Korku ile tekrar açtı. Yıldızların olmadığı
karanlık, oldukça ürkütücüydü. Kımıldamaya çalıştı. Doğrulmak, ayağa kalkmak
istedi. Tüm azalarına binlerce çivi çakılmıştı. En ufak kıpırdanışa izin
vermiyordu.
Kıpırdanışlar, sesler,
gözler hissetti. Karşısında üç kişi dizilmişti. Tam ortada duran; heybetli,
öfkeli, azametli.
“ gel” dedi.” Gitme vakti.”
“ gelemem, ben oraya
inanmıyorum.”
“ inanmaman gitmene
engel değil. Vadedilene ,kavuşmana engel.”
Yanındaki kişi hafif
sağa döndü. Yüzüne baktı. Biraz şaşkınlık okunuyordu.
“ neden gitmek
istemiyor?”
En soldaki, iki
avucunu birleştirdi ve sonra iki yana açtı. Sağ elinde bir görüntü, sol elinde de gül kokulu köşk vardı, bahçesi, terası, verandası, yediveren gülleri, limon
ağaçları, kiraz çiçekleri. Bin bir emekle inşa ettiğim mutluluğum. Sağ elinde
ise hiçbir şey yoktu. Burasını daha önce görmemiştim. Taşlar, çalılar, viran, bakımsız
bir arazi.
Heybetli olan eliyle
görüntüleri işaret etti.
“ İNSANLAR, YAPTIKLARI
YERDE KALMAK İSTERLER, YIKTIKLARI YERDE DEĞİL.”
Yıldızlı gecede bir ruh daha yıktığı yere göç
etti. Yaptığı köşkü bırakarak.
Gül kokusu melteme
karıştı, yerdeki cesede dokunarak.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.