Matematikten Korkan Bir Öğrencinin Başarı Hikâyesi
Yazar: AZİZABONU OCHİLOVA
Kışın soğuk günlerinden biriydi. Okulun bahçesini bembeyaz kar örtmüş, ağaçların dallarındaki buz parçaları güneş ışığında parıldıyordu. Sekizinci sınıf öğrencisi Jasur ise okul kapısının önünde bir an durakladı. Bugün matematik dersi vardı. Kalbi yine hızlı hızlı atmaya başladı.
Matematik...
Bu kelimeyi duyduğu anda avuçları terler, içi daralır, gözlerinin önüne tahtaya yazılmış uzun formüller, anlaşılması güç problemler ve kırmızı kalemle işaretlenmiş hatalar gelirdi.
Sınıf arkadaşlarının gerisinde kaldığını biliyordu.
— Jasur, bugün de ödevini yapamadın mı? — diye sorarlardı bazen.
O ise gülümsemeye çalışarak:
— Vaktim olmadı, — derdi.
Oysa mesele zaman değildi.
Mesele korkuydu.
Matematikten korkuyordu.
Bir gün matematik öğretmeni Saadet Hanım sınıfa girerek sınav sonuçlarını açıkladı.
— En yüksek not beş.
Sınıftaki birkaç öğrenci sevinçle birbirine baktı.
— En düşük not ise...
Öğretmen kısa bir süre duraksadı.
— Jasur.
Çocuğun yüzü kızardı.
Arka sıralardan hafif kahkahalar yükseldi.
Başını öne eğdi.
O gün eve dönerken çok üzgündü.
— Ben matematiği hiçbir zaman öğrenemeyeceğim, — dedi kendi kendine.
Tam o sırada yolda yaşlı bir adamla karşılaştı.
Adam ağır bir çuval taşıyordu.
Jasur ona yardım etti.
— Teşekkür ederim evladım, — dedi yaşlı adam.
— Rica ederim.
— Seni üzen bir şey var gibi görünüyor.
Jasur içindeki sıkıntıyı anlattı.
— Matematiği anlayamıyorum.
Yaşlı adam gülümsedi.
— Sana bir hikâye anlatayım mı?
— Olur.
— Kartalın dünyanın en yükseğe uçan kuşlarından biri olduğunu biliyor musun?
— Evet.
— Ama doğduğu gün gökyüzüne yükselmez. Önce düşer. Sonra tekrar dener. Yine düşer. Ama vazgeçmez. Sonunda bulutların üzerine kadar yükselir.
Jasur sessizce dinledi.
— Belki sen de hâlâ uçmayı öğreniyorsundur?
Bu sözler onun zihninde uzun süre kaldı.
Ertesi gün ilk kez matematik defterini açtı.
Sadece on dakika için.
Bir problem çözmeye çalıştı.
Yanlış çıktı.
Bir daha denedi.
Yine yanlış.
Ama bu kez defteri kapatmadı.
Bir hafta boyunca her gün on dakika çalıştı.
Sonra yirmi dakika.
Ardından otuz dakika.
İlk başarısı da çok gecikmedi.
Bir gün öğretmen tahtaya bir soru yazdı.
Sınıf sessizdi.
Kimse cevap veremedi.
Jasur elini kaldırdı.
Kendisi de şaşırmıştı.
— Buyur Jasur.
Tahtaya çıktı.
Elleri hafifçe titriyordu.
Ama soruyu çözdü.
Üstelik doğru çözdü.
Sınıf arkadaşları hayretle ona baktılar.
Saadet Hanım ise memnuniyetle gülümsedi.
— Harika!
Bu küçük bir olaydı.
Ama Jasur için büyük bir zaferdi.
İlk kez kendine güvenmeye başlamıştı.
Zaman geçti.
Dokuzuncu sınıfa geçti.
Artık matematikten korkmuyordu.
Tam tersine, zor problemleri çözmek ona heyecan veriyordu.
Kütüphaneden kitaplar aldı.
İnternetten ders videoları izledi.
Öğrendikçe matematiğin ne kadar ilginç olduğunu fark etti.
Bir gün ilçe matematik olimpiyatı duyuruldu.
Saadet Hanım ona baktı.
— Katılmak ister misin?
Jasur gülümsedi.
Bir zamanlar matematik dersinden kaçmak isteyen çocuk, şimdi olimpiyata katılmayı düşünüyordu.
— Denemek istiyorum öğretmenim.
Olimpiyat günü geldi.
Yüzlerce öğrenci.
Zor sorular.
Büyük rekabet.
Jasur korkuyordu.
Ama bu kez korku onu durduramadı.
Bütün bilgisini ortaya koydu.
Sonuçlar açıklandığında salon sessizliğe büründü.
— Birincilik ödülü...
Herkes nefesini tuttu.
— Jasur Karimov!
Bir an inanamadı.
Kalbi hızla çarpıyordu.
Gözleri doldu.
Sahneye doğru yürürken yıllar önceki o günü hatırladı.
Karlı bir gün.
Düşük not.
Kendisiyle alay eden öğrenciler.
Ve yaşlı adamın sözleri...
“Belki sen de hâlâ uçmayı öğreniyorsundur.”
Yıllar geçti.
Jasur üniversitenin matematik bölümüne girdi.
Öğrencilik yıllarında birçok başarı elde etti.
Bilimsel çalışmalar yapti
Yarışmalara katıldı.
Sonunda matematik öğretmeni oldu.
İlk görev gününde sınıfa girdiğinde arka sırada oturan bir çocuğu fark etti.
Çocuk başını öne eğmişti.
Jasur onu görünce geçmişini hatırladı.
Hayır, bu başka bir öğrenciydi.
Ama yıllar önceki kendisine çok benziyordu.
Ders bitince çocuğu yanına çağırdı.
— Matematiği sevmiyor musun?
Çocuk sessizce başını salladı.
— Korkuyor musun?
— Evet.
Jasur gülümsedi.
Ve yıllar önce kendisinin duyduğu cümleyi tekrarladı:
— Kartal doğduğu gün gökyüzüne yükselemez.
Çocuk merakla ona baktı.
— Önce düşer. Sonra tekrar dener. Sonra yeniden dener. Ve bir gün bulutların üzerine çıkar.
Çocuğun gözlerinde umut ışığı belirdi.
Jasur ise içinden şükretti.
Çünkü hayatının en önemli gerçeğini öğrenmişti:
Başarı yetenekle değil, vazgeçmemekle başlar.
Matematikten korkan bir öğrenci, bir gün matematik öğretmeni olabilir.
Yeter ki kendine inanmayı bırakmasın.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.