Güneş Görmeyen Odalar
Güneş görmeyen odalarda dizlerini ovardı ninem. Ömrü fakirlikle geçen elleri ve ayakları nasırlı geçmişin insanı. Seven, üzülen , merhametli yürekler… Beni yesin diye yemediği erikler bana bal şeker gelirdi.
Elinde bir kandil is kokan. Asardı duvarda bir çiviye. Annem sofra için sererdi bir mendil. Yerdik kuru yavan, acı soğan ama tatlıydı ekmeğimiz. Dedemin, babamın alın teri vardı ekmeğimizde.
Tarladan sardığımız buğdayı sal arabalarıyla öküzler çekerdi. Dedem asfalt yola gelene kadar uyurdu. Sıkı sıkı tembih ederdi “Yola gelince beni uyandırın.” diye. O uyurken biz öküzlere deh deh çekerdik. O öküz arabasını sürmek öylesine tatlıydı.
Bir gaz lambasının ışığında ödevlerimizi bitirince yere serilen döşeklerimizde üç kardeş yastık savaşı yapardık, babam kızana kadar.
O günlerde belki ekmeğimiz, katığımız azdı ama elektrik, doğalgaz, internet faturası derdimiz yoktu. Komşularımızla selamlaşır, yardımlaşır, onlar bize gelir, biz onlara giderdik.
Toprak bir ev , dört odalı ama odasının birisi hiç gün ışığı görmezdi. Biz oraya karanlık oda adını vermiştik. Neden kayboldu bilmem ama çok sevdiğim oyuncak kırmızı bir kamyonum vardı.Ben hala o odada kaybolduğunu düşünürüm.
Yıllar geçti dizlerini ovan ninem, “Elhamdüllilah” diyen dedem, bizi okutmaya çalışan babam yok artık. O toprak ev de yok. Fakat güneş görmeyen odaları aydınlatan annem sağ…
Hey gidi günler…
İyi ki o köyde doğmuşum…
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.