Aynı Göğün Altında Değildik
Babam toprağı sürerken
toprak da babamı sürüyordu hayattan;
her saban izinde
bir ömrün daha derine gömülüşü vardı.
Ben şehre geldim sonra.
Elimde köyün suskunluğu,
cebimde bozuk paraların birbirine değmeyen kaderi.
Bir odanın içine sığdırdım çocukluğumu;
pencereye şehir dediler,
ben uzaklara bakmayı öğrendim.
Sen başka bir yerden geldin.
Çocukluğunun duvarlarında
ressamların imzası vardı,
benimkilerde rutubetin.
Sen dünyayı haritalardan tanıdın,
ben tarlaların bölünüşünden.
Senin baban
bir şirketin bilançosunda büyüttü geleceğini,
benim babam
bir avuç buğdayın hesabında.
Yine de ikimiz de
aynı kelimeye yenildik:
yarın.
Sen yarını satın alabiliyordun,
ben yarını bekliyordum.
Aramızdaki fark buydu belki;
senin saatin vardı,
benim zamanım.
Sonra seni sevdim.
Aşkın sınıfı olmadığını sanacak kadar gençtim.
Meğer aşkın sınıfı yokmuş da
aşka ayrılan hayatların sınıfı varmış.
Bunu seninle öğrendim.
Bir akşam,
şehrin en yüksek teraslarından birinde
ışıklara bakıyorduk.
Aşağıda binlerce pencere yanıyordu.
Sen “Ne güzel,” dedin.
Ben sustum.
Çünkü o ışıkların bazılarında
akşam yemeği hazırlanıyordu,
bazılarında çocuk ateşleniyordu,
bazılarında bir kadın
maaş gününü bekliyordu.
Aynı ışık değildi gördüğümüz.
Sen şehri yukarıdan seyrediyordun,
ben aşağıda yaşayanları.
O gece ilk kez anladım:
Manzaranın da sınıfı varmış.
Sonra saçlarını rüzgâra bıraktın.
Ben bir anlığına
bütün iktisat kitaplarını,
bütün mülkiyet duvarlarını,
bütün mirasları ve bütün yoksullukları unuttum.
İnsan bazen
bir kadının saçında
dünyanın bütün düzenini unutabiliyor.
Ama sabah oluyor.
Sabahın ideolojisi yoktur;
herkesi aynı ışıkla uyandırır
ama aynı hayata göndermez.
Sen özel arabana bindin.
Ben otobüsün camında
kendi yüzümü gördüm.
İki ayrı hayat
aynı camda yan yana durdu.
Birinin yüzünde
ailesinden kalan bir gelecek,
ötekinin yüzünde
ailesine bırakması gereken borçlar.
Otobüs hareket etti.
Sen küçüldün camda.
Ben büyüdüm sanmıştım.
Meğer yalnızca
senden uzaklaşıyormuşum.
Yıllar sonra karşılaştık.
Sen değişmiştin.
Ben de.
Senin ellerinde yüzükler vardı,
benim ellerimde hâlâ babamın toprağı.
Elimi cebime soktum.
Bir şey söylemek istedim.
Söylemedim.
Çünkü bazı karşılaşmalar
insanın diline değil,
geçmişine dokunur.
Sen “Nasılsın?” dedin.
Bu kadar basit bir soru
bunca yılın içinden geçip
nasıl bu kadar yoksul çıkabilir?
“İyiyim,” dedim.
Oysa değildim.
İnsan bazen
sevdiği kadına değil,
kendi geçmişine yalan söyler.
Sonra yürüdün.
Ben arkandan bakmadım.
Çünkü artık biliyordum:
Seni kaybettiğim yerde
kendimi bulmam gerekiyordu.
Ve buldum.
Bir köy yolunda,
babamın eskimiş gömleğinde,
bir işçinin öğle arasında içtiği çayda,
gece vardiyasından dönen bir kadının
sessizliğinde,
çocuğunun defterine
“yarın alırım” diye yazamadığı kalemde.
Orada gördüm insanı.
Servetin insanı eksiltmediğini,
yoksulluğun da onu kutsamadığını;
asıl eksikliğin
bir insanın başka bir insanın hayatını
kendi kaderinden saymaması olduğunu.
Şimdi biliyorum:
Bir köylünün nasırı
yalnızca derinin hikâyesi değildir.
Bir memurun ay sonu
yalnızca maaş hesabı değildir.
Bir zenginin huzursuzluğu
yalnızca vicdan meselesi değildir.
Her hayatın görünmeyen bir duvarı vardır.
Kimi o duvarın ardında doğar,
kimi duvarı sırtında taşır.
Ve aşk...
Aşk bazen
iki insanı birbirine yaklaştırmaz.
Aralarındaki dünyanın
ne kadar uzak olduğunu gösterir.
Ben seni sevdim.
Sen de beni belki.
Ama aynı göğün altında
aynı hayata uyanmadık.
Şimdi göğe baktığımda
bunu düşünmüyorum artık.
Çünkü gökyüzü ortak diye
hayatın da ortak olduğunu sanmak
çocukluğun en güzel yanılgısıymış.
Ben o yanılgıyı
çok sevdim.
Adını da sen koydun.
Aşk.
Şimdi başka bir şey biliyorum:
Bir gün bütün duvarlar yıkılırsa
insanların birbirine kavuşacağı yer
sarayı olanların bahçesi değil,
toprağı olmayanların ufku olacaktır.
Ve o gün
belki seni yine sevmem.
Ama seni sevdiğim için
dünyaya biraz daha yakından bakmış olurum.
Çünkü bazı insanlar
hayatımıza kalmak için girmez.
Bize,
hangi hayatta yaşadığımızı
göstermek için gelir.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.