Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
Altın Üye
10.08.2026 · 27 · 0 · Tahmini 2 dk okuma
PDF olarak indir

“Amida Bir Taşın İçinde Uyuyan Yara” şiirini çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Amida Bir Taşın İçinde Uyuyan Yara

Çınarların gölgesinde yaşlanıyordu akşam

Ben daha doğmadan eskimiş bir taşın

Hafızasına yüzümü sürdüm

Amida dediler adına

Ben içimdeki en eski yarayı çağırdım


Dicle o gece

Suyun değil, zamanın içinden geçiyordu

Bir balığın sırtında unutulmuş çocukluk

Bir annenin sesinde yarım kalmış ağıt

Ve sen

Bütün bunların arasından

Yokluğuna yakışır bir sessizlikle geçiyordun


Sana bakamadım.


Çünkü gözlerin

Musa'nın asası gibi

İçimdeki denizi ikiye ayırıyordu

Ben ise Firavun değildim artık

Kendi boğuluşuma yetişemeyen

Bir adamdım yalnızca


Amida'nın taşları bunu biliyordu.

Taşların da bildiği şeyler vardır

Kimseye anlatmadıkları

Gece olunca içlerinden çıkardıkları

Eski bir kan kokusu gibi

Surlara sinmiş krallar

Duvar diplerinde unutulmuş kadın adları

Ve dönmeyeceğini bildiği hâlde

Kapıya bakanlar


Şehir dediğin biraz da budur:

Unutmanın beceremediği şey.

Ben seni unutmaya çalışmadım

Seni tarihe çevirdim.


Artık adın

Bir insan adı değil

Bir sokak aralığında ansızın üşüyen rüzgâr

Bir evin duvarında çatlayan sıva

Dicle'nin geceleyin taşıdığı

O kimliksiz karanlık


Bazen bir şehrin en eski taşı

Bir insanın en yeni acısıdır.


Bunu Amida'da öğrendim.


Bir taş aldım elime

Isınmıştı

Sanki binlerce yıldır

Birinin avucunda bekliyordu


Belki senin avucundu

Belki benim

Belki de hiç doğmamış birinin


Taşları böyle severim işte

Kimin olduğunu bilmeden

Geçmişine dokunabildiğim için


Sonra gece

Surların üzerinden aşağı doğru aktı.


Pencerelerde asılı çamaşırlar

Başka hayatların beyaz bayraklarıydı

Kimse teslim olmuyordu

Ama herkes biraz yenilmişti


Bir kedi geçti

Gölgesini geride bıraktı.


Ben gölgeme baktım

Gölge benden önce davranıp

Seni hatırladı.


İşte o an anladım:


İnsan bazen kendi bedeninde

Kendine misafir oluyor.


Ve yokluğun

İçimde öyle büyük bir yer tuttu ki

Artık hiçbir aynaya sığmıyorum.


Ruhumun bütün aynaları karardı.


Firavunlaştı yokluğun.


Ben Musa olsam da

Denizi yaran şeyin

Asa değil

Birinin gözleri olduğunu öğrendim.


Senin gözlerin yok.


Deniz yerinde.


Ben yerimdeyim.


Şehir yerinde.


Yalnızca içimde

Bir yer sürekli göç ediyor.


Amida'nın kadim taşları

Her sabah biraz daha susuyor.


Ben her sabah

Biraz daha konuşuyorum.


Çünkü bazı suskunluklar

İnsanın ağzından değil

Mezarından çıkar.


Ve sevda—


Sevda dediğin

İki insanın birbirine kavuşması değildir yalnızca;


Bazen bir şehrin

Binlerce yıllık taşına başını koyup

“Ben de senin kadar dayanırım.”

Diye yalan söylemektir.


Sonra Dicle kabarır.


Gece kabarır.


Yokluğun kabarır.


Ben yine gözlerini ararım.


Bulamam.


Ama Amida bilir:


Bazı insanlar ölmez;

Bir şehrin taşlarına dönüşür.


Sen de öyle oldun.


Ben her geçtiğimde

Ayağımın altında

Biraz sen varsın.


Ve ben hâlâ

Seni çiğnememek için

Yavaş yürüyorum.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Amida Bir Taşın İçinde Uyuyan Yara

Abdil IŞIK Abdil IŞIK