Paradigma Geleneği
Kavurucu yaz güneşinin ormanın üzerinden yavaşça çekildiği, yaprakların hışırtısıyla sessizliğin korunduğu bir ikindi vaktiydi... Ulu ormanın saltanat tahtında oturan aslan, o gün kendini her zamankinden farklı hissediyordu... Şiddetli bir rüzgârın gece boyu hırpaladığı boğazı tutulmuş, heybetli kükreyişi derin bir hırıltıya ve fısıltıya dönüşmüştü...
Kral, bu aciz durumu tebaasından saklamak zorundaydı... Zira ormanda otorite, zayıflığı asla affetmezdi... Derhal ormanın kuytu köşelerinde çevresini topladı ve kısık, çatallı sesiyle ferman buyurdu:
"Boğazım şifa bulana dek bana gür sedalı bir yoldaş lazım... Ben ormankileri huzuruma davet etmek için yalnızca ağzımı kıpırdatacağım; arkamda durup benim adımlara ses verecek, irademi gürleyerek yansıtacak biri..."
Çeşitli iddialarla öne atılanlar arasından en gürültülüsü, en yüksek perdeden bağıranı seçildi... Hükümdar, kusursuz görünmek adına özünü bir kenara bırakmış, gürültüyü sadakate tercih etmişti...
Ertesi gün, ulu çınarın gölgesinde tüm orman halkı huzura çağrıldı... Aslan tahtına kuruldu, ciddiyetle ağzını açıp kapattı; arka planda ise seçilen o ses, tüm vadiyi inleten bağrışlarla buyrukları savuruyordu...
Kalabalığın en ön safını izleyen dişi aslanın henüz hayatın sırlarına yabancı küçük yavrusu, annesinin bütünüyle kavrayamadığı bu garip manzaraya anlam veremedi... Merakla annesinin tüylerine sığınarak sordu:
"Anneciğim, babam neden anırıyor?"
Ana aslan, evladının başını şefkatle okşayarak acı bir tebessümle yanıtladı:
"Evladım, baban anırmıyor; yalnızca boğazı rahatsız... Ormanı idare edebilmesi, bu kalabalığa söz geçirebilmesi için bir ses dublörüne ihtiyacı vardı... Görmüyor musun, arkasında duran o eşektir..."
Yavru aslanın zihnindeki sorular henüz dinmemişti:
"Peki anne, babam neden onca varlık içinden gidip bir eşeği seçti?"
Ana aslan, ormanın asırlardır değişmeyen, taşa kazınmış kanununu fısıldadı:
"Çünkü ormanın kanunu böyledir yavrucuğum... Fikre, akla ve hikmete değil; yalnızca sesi en çok çıkana, en gür bağırana itaat edilir..."
Sükûnetin ve derin düşüncenin kadrini bilmeyen ilkel toplumlar, hakikati aramak yerine her daim en yüksek perdeden bağıran, en çok şov yapan liderlerin gölgesinde yönetilmeye mahkûm kalır...
Orada fikirler; gürültünün ve gösterişin gürültülü dalgaları arasında her zaman ikinci, üçüncü, hatta unutturulmuş dördüncü planda yer bulur...
_/' İbrahim Halil MANTIOĞLU '\_
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.