Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
Altın Üye
26.08.2026 · 30 · 0 · Tahmini 4 dk okuma
PDF olarak indir

“Oyuncak Ahşap Ev” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Oyuncak Ahşap Ev

Herkes biraz çocuktur... Her çocuğun bir isteği vardır... Her isteğin bir sınıfı, her sınıfın bir sınırı vardır... Çocuklar için isteklerin büyük veya küçük olması önemli değildir... En küçük görünen istekleri; aslında hiçbir sınıfa ve sınıra tabii değildir... 

Çocuklar istekleri yerine getirilmediği zaman yerlerinde duramaz... Yalnız istediğine ulaşmayı arzu eder... Başka hiçbir yol aramaz... Hiçbir çocuğa teselli yaramaz... Her çocuk yaramazdır, afacandır; heyecandır çocuklar için elde edilemeyen istekler... Canından bile değerlidir bazen...


Bir çocuğun gözünde oyuncak yalnızca tahta, plastik ya da metal değildir... Oyuncak; hayal kurmaktır, umut etmektir, başka bir dünyanın kapısını aralamaktır...


Kasabanın dar sokaklarından birinde, eski vitrinli küçük bir oyuncakçı dükkânı vardı... Vitrinin tam ortasında ise cilalı ahşaptan yapılmış küçücük bir ev duruyordu... Kırmızı çatısı, beyaz pencereleri, minicik balkonları ve çiçeklerle süslenmiş bahçesiyle gören herkesi kendine hayran bırakıyordu...


Her sabah okul yolunda oradan geçen on iki yaşındaki Ali, vitrinin önünde birkaç dakika durmadan edemezdi... Parmaklarını cama dayar, uzun uzun oyuncak evi seyrederdi... Gözlerini kapattığında o ev artık küçük bir oyuncak olmaktan çıkar, içinde annesiyle birlikte yaşadığı sıcacık bir yuvaya dönüşürdü...


"Bir gün seni alacağım..." diye fısıldardı...

Ali'nin babası yıllar önce bir iş kazasında hayatını kaybetmişti... Annesi ise geçirdiği rahatsızlık nedeniyle yürümekte güçlük çekiyordu... Küçük evlerinde yalnızca birbirlerine tutunarak yaşıyorlardı...


Ali sabah okula gidiyor, okul çıkışında ise mahallenin çikolatacısında çalışıyordu... Rafları düzenliyor, paket hazırlıyor, dükkânı temizliyor, bazen de sipariş dağıtıyordu... Gün boyu çikolataların kokusu burnunu sararken, kendisi çoğu zaman bir tanesini bile yiyemiyordu...


Kazandığı her kuruşu annesinin ilaçlarına, elektrik faturasına ve mutfak masraflarına harcıyordu...


Akşamları cebindeki bozuk paraları yatağının üzerine dizer, tek tek sayardı...


"Bir gün üç yüz lirayı tamamlayacağım..."

Sonra sessizce hepsini tekrar annesinin ilaç kutusunun yanına bırakırdı...

Çünkü annesinin ilacı bekleyemezdi...

Ama oyuncak ev de Ali'nin kalbinde bekliyordu...


Oyuncakçı dükkânının sahibi yaşlı, sert mizaçlı bir adamdı... Gün boyu alışveriş yapan insanlarla ilgilenir, vitrinin önünde uzun süre duran çocuklardan ise pek hoşlanmazdı...


Ali neredeyse her gün vitrinin önünde durduğu için adam onu tanıyordu...

Bir gün dükkânın içine girdi...

Titreyen sesiyle,

"Amca..." dedi...

"Ben bu evi çok istiyorum."

Adam başını kaldırmadan,

"Alacaksan al, almayacaksan oyalanma." dedi...

Ali utangaçça cebini gösterdi...

"Şimdilik param yok... Ama çalışıyorum... Sana söz veriyorum... Her hafta biraz biraz getiririm... Borcumu tamamen öderim."

Adam alaycı bir gülümsemeyle yüzüne baktı...

"Ben banka değilim."

Ali yeniden konuştu...

"Yalnızca bana güven."

"Olmaz."

"Ne olur..."

"Olmaz dedim!"

Ali'nin gözleri doldu...

"Ben hiç kimsenin parasını yemem."

Adam bu kez sertçe bağırdı...

"Çık dükkândan!"

Ali ürkerek geri çekildi...

Dışarı çıktı...

Vitrindeki eve son kez baktı...

Sanki oyuncak da ona bakıyor, "Beni bırakma..." diyordu.

Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı...

Tam o sırada oyuncakçı öfkeyle kapıya çıktı...

"Hâlâ burada mısın?"

Diye bağırınca Ali korkuyla geriye doğru bir adım attı...

Sonra bir adım daha...

Ve bir anlık dalgınlık...

Sokağın köşesinden hızla gelen otomobili fark edemedi...

Fren sesi bütün mahalleyi inletti...

Ardından korkunç bir sessizlik...

Oyuncakçı donup kalmıştı...

Az önce bağırdığı çocuk şimdi asfaltın üzerinde hareketsiz yatıyordu...

Vitrindeki ahşap ev ise güneş ışığında hâlâ parlamaya devam ediyordu...

Kasaba günlerce bu olayı konuştu...

Okul arkadaşları sırasını boş görünce ağladı...

Çikolatacı dükkânının sahibi dükkânını o gün açamadı...

Annesi ise oğlunun okul çantasını günlerce kapının arkasında bekletti...

Belki kapıyı açar da içeri girer diye...

Ama bazı kapılar bir kez kapanınca bir daha açılmazdı...

Oyuncakçı geceleri uyuyamaz olmuştu...

Her gözünü kapattığında Ali'nin sesi kulaklarında yankılanıyordu...

"Amca... Sana söz veriyorum..."

Vicdan, insanın kaçamayacağı tek mahkemedir...

Ne kadar kaçarsan kaç, sonunda kendi yüreğinde yargılanırsın...

Bir sabah erkenden dükkânını açtı...

Vitrindeki oyuncak evi dikkatlice aldı...

Kutusunu bile açmadan mezarlığın yolunu tuttu...

Ali'nin mezarını buldu...

Dizlerinin üzerine çöktü...

Oyuncak evi mezarın başucuna bıraktı...

Elleri titriyordu...

Gözyaşları toprağın üzerine damlıyordu...

"Hakkını helal et evlat..."

diye fısıldadı...

"Keşke seni dinleseydim."

Tam o sırada gökyüzü karardı...

İlk yağmur damlası ahşap çatının üzerine düştü...

Sonra ikincisi...

Ardından bütün gökyüzü ağlamaya başladı...

Yağmur yalnızca mezarı değil, oyuncak evi de sırılsıklam etmişti...


Artık o evin ne satılacak bir değeri vardı ne de bir çocuğu sevindirecek bir anlamı...

Çünkü gerçek değerini, onu bekleyen küçücük yürekle birlikte kaybetmişti...

Oyuncakçı ağır adımlarla mezarlıktan uzaklaşırken arkasına son kez baktı...

Yağmur altında duran küçücük ahşap ev, sanki sessizce bir gerçeği haykırıyordu:

"Bazı hediyeler, zamanında verilmediğinde sadece bir eşya olarak kalır."

Hayat bize her gün sayısız fırsat sunar; bir insanı anlamak, bir çocuğun gözlerindeki umudu görmek, bir kalbi kırmamak, bir iyilik yapmak için...

Çünkü sevgi ertelendiğinde, merhamet geciktiğinde ve vicdan sustuğunda geriye yalnızca pişmanlık kalır...


İnsanların değerini mezar taşlarına çiçek bırakarak değil, onlar nefes alırken bilmeyi öğrenmeliyiz...

Çünkü yaşarken uzatılmayan bir el, öldükten sonra bırakılan bin çiçekten daha kıymetlidir...

Ve unutmayalım...

Bir çocuğun hayali hiçbir zaman yalnızca bir oyuncak değildir; bazen bütün dünyasıdır...


_/' İbrahim Halil MANTIOĞLU '\_


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Oyuncak Ahşap Ev

İbrahim Halil Mantıoğlu İbrahim Halil Mantıoğlu