Yalanın Sessizliği
Yalan, çoğu zaman gerçeğin karşısına dikilen büyük bir duvar değildir. Bazen küçücük bir suskunluktur. Söylenmeyen bir cümle, yarım bırakılan bir bakış, cevabı bilindiği hâlde sorulmayan bir soru...
İnsan yalan söylerken yalnızca karşısındakini kandırdığını sanır. Oysa her yalan, insanın kendi içinden de küçük bir parça götürür. Çünkü gerçeği saklamak için önce kendine bir hikâye anlatması gerekir. Yalanın en acı tarafı, inanıldığında değil; insanın, kendisine inanılmasını istediğini fark ettiği anda başlar.
Yalan söyleriz çünkü gerçeğin bizi terk edeceğinden korkarız. Gerçeği söyleyebilecek kadar cesur değiliz. Oysa gerçek, ne kadar ağır olursa olsun insanı özgür bırakır. Yalan ise ilk anda kurtarır gibi görünür; sonra insanın ayağına görünmez bir ip bağlar.
Ve zaman geçtikçe o ip kalınlaşır.
En sonunda insan, söylediği yalanların içinde yaşamaya başlar.
Bu yüzden bazı insanların gözlerine uzun uzun bakamayız. Çünkü gözler, dilin sakladığı şeyi söylemekte fazla dürüsttür.
Yalanın en büyük trajedisi de budur:
Gerçeği saklayabilirsin. Ama onun sende bıraktığı izi silemezsin.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.