Adını Bilmediğim Bir Kayıp
- Sana hiç söylemediğim bir şey var; bazı geceler insanın aklına bir isim düşer ve o isim, hiçbir kapıyı çalmadan bütün odaları dolaşır, fakat insan bunun bir hatırlayış mı, bir özleyiş mi, yoksa henüz yaşanmamış bir şeyin yankısı mı olduğunu anlayamaz.
— isimler insanın aklına düşmez; insan, kendisinden önce söylenmiş bir cümlenin devamını yıllar sonra içinde taşımaya başlar ve karşılaştığı bazı insanlar, o cümlenin eksik kalan yerlerine denk gelir.
— Peki ya ben senin eksik bıraktığın bir cümleysem?
— O zaman seni tamamlamaya çalışmamam gerekir; çünkü o cümleler tamamlandığında anlam kazanmaz, tam tersine, onları güzel yapan şey ne anlatmak istediklerini hiçbir zaman bütünüyle söylememeleridir.
— İnsan anlamadığı bir şeye neden bu kadar bağlanır?
— Anlaşılabilen şeylerin bir sonu vardır; insanın içinde asıl uzun kalanlar, zihninin her gece yeniden çözmeye çalıştığı ama her çözdüğünde başka bir düğümle karşılaştığı şeylerdir.
— Beni çözmeye mi çalışıyorsun?
— Hayır, senden vazgeçemememin nedenini çözmeye çalışıyorum; çünkü seni anlamakla seni düşünmek arasında, insanın kendisinden bile saklayabileceği kadar karanlık bir mesafe var.
— Ya bütün bunların hiçbir anlamı yoksa?
— O zaman daha korkunç bir şey var demektir.
— Nedir?
— Anlamsız olduğunu bildiğimiz hâlde bazı şeylerin bizi neden değiştirdiğini açıklayamamak.
— Belki de sen bana anlam yüklüyorsun.
— Belki de sen bana anlam vermeden önce ben zaten seni bir anlamın içine yerleştirmiştim.
— Hangi anlamın?
— Henüz gerçekleşmemiş bir ihtimalin.
— İhtimaller insanı bu kadar uzun süre bekletebilir mi?
— Bekleten ihtimal değildir; insanın kendi içinde verdiği ama karşı tarafa söylemeye cesaret edemediği cevaptır.
— Sen cevabını verdin mi?
— Hayır.
— Neden?
— Çünkü cevaplar söylendiği anda insanın elinden geri dönüş ihtimalini alır.
— Ya geri dönmek istemiyorsam?
— İşte bunu duyduğum an, senden değil, kendimden şüphe etmeye başlarım.
— Neden kendinden?
— Bu süre boyunca seni aradığımı sanarken, aslında kendimin senden sonra nasıl biri olacağını merak ediyordum.
— Ve buldun mu?
— Henüz değil.
— Peki ne zaman bulacaksın?
— Sen gittiğinde mi, yoksa kaldığında mı değişeceğimi bilmiyorum; insanın hayatını değiştiren şey, birinin kalması ya da gitmesi değil, onunla karşılaştıktan sonra artık eski hâline dönemeyeceğini anlamasıdır.
— O zaman ben senin için neyim?
— Henüz adını koyamadığım bir şey.
— Bu kadar mı?
— Hayır değil.
— Daha ne var?
— isimlendirirsen onları küçültürsün.
— Ve sen küçülmesini istemiyorsun?
— istemiyorum
— Neden?
— İnsanlar hayatına girmek için değil, hayatındaki bütün kapıların aslında nereye açıldığını sana göstermek için gelir.
— Ya o kapıların ardında hiçbir şey yoksa?
— Öyleyse bütün hayatımız boyunca kapının ardında bir şey olduğunu sanarak yaşamışızdır.
— Ve şimdi?
— Şimdi ilk kez kapıyı açmaktan değil, açtığımızda kendimizi içeride bulmaktan korkuyorum.
— Sana bir şey soracağım ama cevabını gerçekten bilmek isteyip istemediğinden emin değilim.
— Neden?
— Çünkü bazı soruların cevabı, sorunun kendisinden daha tehlikelidir; insan bazen yalnızca merak ettiği için bir kapıyı aralar, fakat içeride ne olduğunu gördüğünde artık o kapıyı hiç açmamış olmayı diler.
— Yine de sor.
— İlk karşılaştığımız anı hatırlıyor musun?
— Hatırlıyorum.
— Peki o an bende ne gördün?
— Bunu sana söylersem, belki de neden hâlâ sana baktığımı anlarsın.
— Anlat.
— Hayır.
— Neden?
— Bilmek, onları yaşamaktan daha ağır gelebilir.
— Beni gördüğün ilk anda ne hissettin?
— Tuhaf bir tanıdıklık.
— Ama beni daha önce hiç görmemiştin.
— Biliyorum.
— O zaman bu tanıdıklık nereden geliyor?
— Asıl mesele de bu.
— Yani?
— Seni daha önce görmemiş olduğumdan emin değilim.
— Ne demek istiyorsun?
— Bazen bir insanla ilk kez karşılaşmazsın; sadece onunla daha önce nerede karşılaştığını hatırlayamazsın.
— Ben seni hatırlamıyorum.
— Belki de hatırlamaman gerekiyor.
— Neden?
— Çünkü hatırlarsan, burada tesadüfen olmadığımızı düşünmeye başlayabilirsin.
— Ya zaten tesadüf değilsek?
— O zaman sana söylemediğim şeylerin neden sustuğunu merak et.
— Hangi şeylerin?
— Henüz yaşanmamış olanların.
— Gelecekten mi bahsediyorsun?
— Hayır; birşey gerçekleşmeden önce bile insanın içinde iz bırakır.
— Sen bende bir iz bıraktığını mı düşünüyorsun?
— Hayır.
— O zaman?
— Senin bende bıraktığın şeyin iz olduğundan emin değilim.
— Neye benziyor?
— Hatırlamaya.
— Neyi?
— İşte bunu öğrenirsen, belki de bütün bu konuşmanın neden başladığını anlayacaksın.
— Peki neden söylemiyorsun?
— Cevabı sana verirsem, bundan sonra beni merak etmeyeceksin.
— Ya merak etmeye devam edersem?
— O zaman sana söylemediğim şeyi kendin bulmuş olacaksın.
— Nerede arayacağım?
— Bende değil.
— Nerede?
— Bir insanın en çok sakladığı yerde.
— Kalbinde mi?
— Hayır.
— Nerede o zaman?
— Kendine verdiği ama hiç kimseye söylemediği cevapta.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.