Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
Altın Üye
14.08.2026 · 33 · 0 · Tahmini 4 dk okuma
PDF olarak indir

“Adını Bilmediğim Bir Kayıp” yazısını çevrimdışı oku.

İndir

Son Yazıları

(0 oy)

Adını Bilmediğim Bir Kayıp

- Sana hiç söylemediğim bir şey var; bazı geceler insanın aklına bir isim düşer ve o isim, hiçbir kapıyı çalmadan bütün odaları dolaşır, fakat insan bunun bir hatırlayış mı, bir özleyiş mi, yoksa henüz yaşanmamış bir şeyin yankısı mı olduğunu anlayamaz.

— isimler insanın aklına düşmez; insan, kendisinden önce söylenmiş bir cümlenin devamını yıllar sonra içinde taşımaya başlar ve karşılaştığı bazı insanlar, o cümlenin eksik kalan yerlerine denk gelir.

— Peki ya ben senin eksik bıraktığın bir cümleysem?

— O zaman seni tamamlamaya çalışmamam gerekir; çünkü o cümleler tamamlandığında anlam kazanmaz, tam tersine, onları güzel yapan şey ne anlatmak istediklerini hiçbir zaman bütünüyle söylememeleridir.

— İnsan anlamadığı bir şeye neden bu kadar bağlanır?

— Anlaşılabilen şeylerin bir sonu vardır; insanın içinde asıl uzun kalanlar, zihninin her gece yeniden çözmeye çalıştığı ama her çözdüğünde başka bir düğümle karşılaştığı şeylerdir.

— Beni çözmeye mi çalışıyorsun?

— Hayır, senden vazgeçemememin nedenini çözmeye çalışıyorum; çünkü seni anlamakla seni düşünmek arasında, insanın kendisinden bile saklayabileceği kadar karanlık bir mesafe var.

— Ya bütün bunların hiçbir anlamı yoksa?

— O zaman daha korkunç bir şey var demektir.

— Nedir?

— Anlamsız olduğunu bildiğimiz hâlde bazı şeylerin bizi neden değiştirdiğini açıklayamamak.

— Belki de sen bana anlam yüklüyorsun.

— Belki de sen bana anlam vermeden önce ben zaten seni bir anlamın içine yerleştirmiştim.

— Hangi anlamın?

— Henüz gerçekleşmemiş bir ihtimalin.

— İhtimaller insanı bu kadar uzun süre bekletebilir mi?

— Bekleten ihtimal değildir; insanın kendi içinde verdiği ama karşı tarafa söylemeye cesaret edemediği cevaptır.

— Sen cevabını verdin mi?

— Hayır.

— Neden?

— Çünkü cevaplar söylendiği anda insanın elinden geri dönüş ihtimalini alır.

— Ya geri dönmek istemiyorsam?

— İşte bunu duyduğum an, senden değil, kendimden şüphe etmeye başlarım.

— Neden kendinden?

— Bu süre boyunca seni aradığımı sanarken, aslında kendimin senden sonra nasıl biri olacağını merak ediyordum.

— Ve buldun mu?

— Henüz değil.

— Peki ne zaman bulacaksın?

— Sen gittiğinde mi, yoksa kaldığında mı değişeceğimi bilmiyorum; insanın hayatını değiştiren şey, birinin kalması ya da gitmesi değil, onunla karşılaştıktan sonra artık eski hâline dönemeyeceğini anlamasıdır.

— O zaman ben senin için neyim?

— Henüz adını koyamadığım bir şey.

— Bu kadar mı?

— Hayır değil.

— Daha ne var?

— isimlendirirsen onları küçültürsün.

— Ve sen küçülmesini istemiyorsun?

— istemiyorum

— Neden?

— İnsanlar hayatına girmek için değil, hayatındaki bütün kapıların aslında nereye açıldığını sana göstermek için gelir.

— Ya o kapıların ardında hiçbir şey yoksa?

— Öyleyse bütün hayatımız boyunca kapının ardında bir şey olduğunu sanarak yaşamışızdır.

— Ve şimdi?

— Şimdi ilk kez kapıyı açmaktan değil, açtığımızda kendimizi içeride bulmaktan korkuyorum.

— Sana bir şey soracağım ama cevabını gerçekten bilmek isteyip istemediğinden emin değilim.

— Neden?

— Çünkü bazı soruların cevabı, sorunun kendisinden daha tehlikelidir; insan bazen yalnızca merak ettiği için bir kapıyı aralar, fakat içeride ne olduğunu gördüğünde artık o kapıyı hiç açmamış olmayı diler.

— Yine de sor.

— İlk karşılaştığımız anı hatırlıyor musun?

— Hatırlıyorum.

— Peki o an bende ne gördün?

— Bunu sana söylersem, belki de neden hâlâ sana baktığımı anlarsın.

— Anlat.

— Hayır.

— Neden?

— Bilmek, onları yaşamaktan daha ağır gelebilir.

— Beni gördüğün ilk anda ne hissettin?

— Tuhaf bir tanıdıklık.

— Ama beni daha önce hiç görmemiştin.

— Biliyorum.

— O zaman bu tanıdıklık nereden geliyor?

— Asıl mesele de bu.

— Yani?

— Seni daha önce görmemiş olduğumdan emin değilim.

— Ne demek istiyorsun?

— Bazen bir insanla ilk kez karşılaşmazsın; sadece onunla daha önce nerede karşılaştığını hatırlayamazsın.

— Ben seni hatırlamıyorum.

— Belki de hatırlamaman gerekiyor.

— Neden?

— Çünkü hatırlarsan, burada tesadüfen olmadığımızı düşünmeye başlayabilirsin.

— Ya zaten tesadüf değilsek?

— O zaman sana söylemediğim şeylerin neden sustuğunu merak et.

— Hangi şeylerin?

— Henüz yaşanmamış olanların.

— Gelecekten mi bahsediyorsun?

— Hayır; birşey gerçekleşmeden önce bile insanın içinde iz bırakır.

— Sen bende bir iz bıraktığını mı düşünüyorsun?

— Hayır.

— O zaman?

— Senin bende bıraktığın şeyin iz olduğundan emin değilim.

— Neye benziyor?

— Hatırlamaya.

— Neyi?

— İşte bunu öğrenirsen, belki de bütün bu konuşmanın neden başladığını anlayacaksın.

— Peki neden söylemiyorsun?

— Cevabı sana verirsem, bundan sonra beni merak etmeyeceksin.

— Ya merak etmeye devam edersem?

— O zaman sana söylemediğim şeyi kendin bulmuş olacaksın.

— Nerede arayacağım?

— Bende değil.

— Nerede?

— Bir insanın en çok sakladığı yerde.

— Kalbinde mi?

— Hayır.

— Nerede o zaman?

— Kendine verdiği ama hiç kimseye söylemediği cevapta.


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Adını Bilmediğim Bir Kayıp

Cengiz Tekin Cengiz Tekin