Duvarlarda Kalan Zaman
Duvarlarda Kalan Zaman
Bir zamanlar bu evin pencerelerinden
akşam ışığı süzülürdü içeri.
Mutfaktan çayın buğusu yükselir,
kaşıkların tabağa değen sesi
odalara yayılırdı usulca.
Avludan bir çocuk kahkahası gelir,
koşan ayakların telaşı vururdu taşlara.
Bir anne, akşam olmadan
çamaşırları toplamaya yetişmeye çalışır,
bir baba yorgun elleriyle
kapıyı sessizce aralardı.
Şimdi camları yok pencerelerin,
rüzgâr girip çıkıyor odalarından.
Ama boş gözleriyle hâlâ sokağa bakıyorlar;
sanki giden herkesin ardından
bir dönüş sesi bekliyorlar.
Duvarlarında dökülmüş boyalar değil,
yarım kalmış yıllar duruyor.
Çatısındaki açıklıktan görünen gökyüzü,
eskiden aynı yıldızların altında
kurulan hayalleri hatırlatıyor.
Kim bilir kaç gece
bu duvarlara emanet edildi.
Kaç insan başını yastığa koyup
yarının daha güzel olacağına inandı.
Kaç dua sessizce yükseldi tavana,
kaç özlem sabaha kadar uyumadı.
Şimdi kapıları kapalı,
odaları sessizlikle dolu.
Ama geçmişi hâlâ açık;
eski bir koku gibi,
bir anının ucunda yaşamaya devam ediyor.
Ve ben bu harabenin önünde dururken
yıkılanın taş olmadığını anlıyorum.
Taşlardan önce insanlar eksilmiş buradan,
sesler susmuş, hayat çekip gitmiş.
Çünkü bazı evler yıkılır,
duvarları toprağa karışır,
pencereleri rüzgâra teslim olur.
Ama içinde biriken gülüşler,
paylaşılan sofralar, beklenen yollar
insanın kalbinde kalır.
Ve bazen bir harabe,
ayakta duran en sağlam hatıradır.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu