Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
5 (1 oy)

Köpeklere Fısıldayan Adam

Köpeklere Fısıldayan Adam

İnce dal gibi kırılma, ince tel gibi kopma. Bu gönül kırgınlıkları vazgeçmeyi gerektirir. Yol görünmüştür. Üzerine örtecek bir yorganın, sırtını dayayacak bir ağacın, uzanıp yatacağın bir yatağın olmasa da artık yol görünmüştür.

Konya sokaklarında onu tanıdığım zaman yeşeren bir umudunun olmamasına rağmen ince dal gibi kırılmamış, ince tel gibi kopmamış, soğuk kış şartlarının tüm o acı ayazlarında, eksi 20 dereceleri bulan gece soğuklarında ya terk edilmiş kerpiçten bir bağ evinde ya da bir duvar dibinde kuytuda kendisine sahip duygusuyla bağlanan sokak köpekleriyle sarılarak kucak kucağa o zor koşullarda direnmeye çalışmış, hayata; "Ölmeyeceğim,yaşayacağım" diye direnmiş, meydan okumuştu.

Neydi, kimdi, nerden gelmişti hiç bilmem ama onu sokaklarda köpeklerle hep görürdüm. Ne yerdi ne içerdi? Başında değişik bir poşu, sırtında eski püskü aba türünden kalın bir palto, sivri burnu, yanakları soluk içe çekilmiş, elmacık kemikleri çıkık ve her şeye rağmen siyah gözlerinde umutsuzluk değil ama yorgunluk belirtisi bir görünüm.

Elinde uzunca bir sopa, mahallelerdeki çöp konteynerlerini arkasında peşinden gelen 7-8 köpekle gezer, konteynırlara atılan poşetler içindeki yiyecekleri çıkararak, elleriyle köpeklere takdim eder, onları doyurur haline bir değil bir kaç kez rastladım.

Kimselere, aldırmaz, meraklı bakışları görmez, oturur, çömelir, her köpeğin tek tek başlarını okşar, sarılır, sever sonra bir başka sokağa doğru yürür, hiç durmamacasına mahalle mahalle gezerdi.

Ona çarşıda da rastladığım çok olurdu. Bir sabah, daha ezanlar okunmadan, Hocafakih caddesinden Akyokuş istikametine doğru giden güzergahta sabah koşusu yaparken, kayısı bahçelerindeki daha önceden yapılmış ama imarlaşmayla sadece yazları kayısı zamanı gelinen, terk edilmiş kerpiç bir evin duvar dibinde köpeklere sarılmış vaziyette uyurken gördüm. Köpekler bana havlamaya başlayınca uyandı, onları çağırıp kontrolüne aldı. İçimden bir şeyler koptu. Koşan ayaklarım durdu, itilmiş, yaşama küsmüş bir kayıptı, köpeklere üşümemek için sarılıyor ve bu terk edilmiş Meram bağ evlerinde geceleri geçiriyordu.

Bir sevda mı onu bu hayata mahkum etmiş yoksa yokluk, kimsesizlik mi mecbur kılmıştı? Konya sokaklarında tüm Konyalılar gibi bir süre hep rastladım.

Ben değil tüm Konya onu benim gördüğüm gibi cadde ve sokaklarda köpeklerle dolaşırken görüyor ama onun seçtiği yahut itildiği bu yaşam biçimine bir hal çaresi olmuyordu. Köpeklere fısıldayan adam olmuştu adı. Bu şekil bir kaç mevsim geçti. Bir sene Konya'da aniden bastıran çok korkunç, yaşadıkça böylesini hiç görmedim dediğim bir soğuk oldu. Öyle bir soğuktu ki Cumartesi başlayan bu soğukta öğleden sonra dışarı çıkıp, evden 500 mt.kadar falan uzaklaşmış, fakat soğuğu sertliğini hissedip, dışarı çıkmaktan vazgeçerek eve geri dönmüştüm.

Babam o yıllarda öğretmen emeklisi olduğundan, geç saatlere kadar öğretmenler derneğinde takılırdı. O gece Babam ve Babam gibi bir kaç kişi evlere gidememiş dernekte sabahlamışlardı. Babamın dernekte olduğunu öğrenmiş ve rahatlamıştık. Acil hal çaresi olarak açılan belediye, öğretmenler derneği, tekel gibi kurumların binalarına sığınarak orada bu baskın kışın şiddetinden dışarılarda kalanlar kurtulabilmişlerdi.

Akyokuş mevkide bulunan Aslanlı Kışla tarafındaki askeri birlikten çarşıya giden ve geri dönerken tipiye yakalanan 3 askerin donarak öldüğü söyleniyordu.

Günler günleri kovalayıp geçip giderken köpeklere fısıldayan adam ve köpekleri bir daha sokaklarda görülmez olmuşlardı. Merak ediyordum, niye birden bire kaybolmuştu?. Konya sokaklarında sokağa çıkmışsanız ona muhakkak rastlardınız, zira onun sokaklardan başka gidecek sığınacak bir yeri yoktu.

Mahalledeki etli ekmekçi fırınına etli ekmek yaptırmak için gittiğim bir zaman konuşurlarken duydum ki, o günkü kar tipisinde köpeklerle sığındığı bağ evinde donarak ölmüş. Köpekler acı acı havlayarak, gece sabaha kadar, o mahalleliyi uyutmamışlar. Sabahleyin belediyeden görevliler gelip, köpeklere fısıldayan esrarengiz adamı alıp defnetmişler.Sokaklardan yitikliği, gözlere seyrimemesi bundanmış.

Herkesin hazin bir hikayesi vardır.. Yaşarken sahiplenilmeyen bu esrarengiz kişinin ölümü, şahsen tanıyan, olaydan haber olan Konya'lıları derinden üzmüştür... Ebû Hüreyre'den (ra) nakledildiğine göre, bir gün Resûlullah (sas), “Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashâbı, “Bize göre müflis, parası ve malı olmayan kimsedir.” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sas), “Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekâtla gelir. Aynı zamanda şuna sövmüş, buna iftira etmiş, şunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve şunu dövmüş bir hâlde gelir. Bunun üzerine iyiliklerinin sevabı şuna buna verilir. Üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yüklenir. Sonra da cehenneme atılır.” buyurdu.

09/Nisan-2017 Şerafettin Sorkun/Konya'dan

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (1 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Köpeklere Fısıldayan Adam

Köpeklere Fısıldayan Adam

Şerafettin Sorkun Şerafettin Sorkun