Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Berdel Bölüm 1

Berdel Bölüm 1

Yıllar yılları kovalamıştı. Aziz ilkokula başlamış, okula Berfin’in abisi Kasım ile birlikte gidip gelmeye başlamıştı. Kasım, Aziz’den iki yıl yaşça büyük olduğundan ötürü Gülistan daima oğlunu Kasım’a emanet eder, muhafaza et kardeşini diye tembihler, ikisinin de çantasına kurumuş üzüm bırakmayı ihmal etmezdi.

Aziz için ilkokulun birinci sınıfı, Kasım’ın akşamları ödevlerini bitirdikten sonra gelip yardım etmesi ve öğretmeni Bahadır’ın şefkati ile kolaylıkla aşılmıştı.

İsmail Aziz'i okula kayıt için getirdikleri gün dışarda hademe ile selamlaşmış, hal hatırdan sonra Bahadır öğretmen ile tanışmıştı. Üç adım geride bekleyen Gülistan ve ellerini sıkı sıkı tuttuğu Aziz, öğretmenin dikkatini çekmişti. İsmail vedalaşıp okulun kapısına doğru ilerlerken Gülistan üç adım arkasında eşini takip ediyordu. Bahadır, hademe Recep’e neden kadının adamın arkasında yürüdüğünü sordu. Recep, adetimiz böyledir, hanımlar erkeklerinin önüne geçmez diyerek cevap vermiş ve Gülistan’ın on yıl çocuk hasretinden sonra Aziz’in dünyaya geldiğini anlatmıştı.

Okul kaydından sonra İsmail, Gülistan ve Aziz’ini eve bırakmış, kendisi okul elbiseleri almak için Çavuş Mehmet ile birlikte köy durağının olduğu kahvenin yanına gidip oturmuştu. Siyah saçları bir fırçanın telleri gibi uzamış, sakalları sabah kesildiği belli olan Kahveci Ekrem onları görünce oturdukları masaya gidip, Ooo ağalar, siz kardeşinizi hatırlayıp gelir miydiniz? diye sitemli bir şaka yapmıştı. Önce İsmail’e bakıp, Gülistan bacım, sana iyi bakmıyor sanırım; her gördüğümde biraz daha zayıflıyorsun, istersen sana yeni bir tane bulalım dedi ve Çavuş Mehmet’le birlikte kahkaha atmaya başladı.

Sonra Mehmet’e dönüp, Kardaşlığım, hadi İsmail doğru düzgün uğramaz lakin sen arada askerde yaptığım içtima gelirdin; hayır olsun, yoksa sen yeniden mi evleniyorsun benden habersiz? deyip ona da laf attıktan sonra Mehmet’e de sarılıp, hele oturun siz, ben bize çay getireyim deyip içeri, ocağın başına döndü. Yeni demlediği çaydanlıktan üç bardak doldurup dostlarının yanına döndü.

Çayları masaya bırakırken İsmail’e, Aziz’imiz nasıl oldu, ne zaman Berfin kızımızı istemeye gideceğiz? diye ekledi.

İsmail, Elhamdülillah kardaşım, büyüyor her gün biraz daha; biz de çok ısrarcıyız lakin kardeşimiz Mehmet evin yolunu vermiyor bize diye karşılık verdi.

Çavuş, ağzına attığı şekerin üzerine çayı yudumlayıp, Şart olsun! Başlık parasını Ekrem verecekse aha bugün gelin isteyin! deyip, Ekrem’in içtiği çayın gülmekten ağzından burnundan dökülmesine sebep oldu. Kahveci Ekrem’in kahkahası hâlâ masada yankılanırken, köyün tozlu yoluna yanaşan Ford marka minibüs kapısını açtı. İsmail ile Çavuş Mehmet ayağa kalkıp Ekrem'le kucaklaşırken Mehmet, Ekrem'in kulağına böyle bir saçım olmasaydı vallahi değil iki üçüncü karıyı da alırdım diyerek alelacele arabaya yürüdü. Ekrem, OUlan kardaşım, bir tane aldın saç kalmadı sende; ikinci üçüncüsünü alsan Çavuş yerine tüysüz derdik sana diyerek ardında seslendi.

İsmail ve Mehmet şoförün yan koltuğuna kuruldular. Minibüsçü Sami kırklarının ortasında yıllardır köyün ve çevre köylerin yolcusunu taşıyarak geçimini sağlayan hali vakti yerinde biriydi. Kaset yerine bir kaset takıp çalma düğmesine basınca müzik ritmi ovayı baştanbaşa yas havasına bürüdü. Sami sağ tarafına dönüp hoş geldiniz dedi, İsmail ve Çavuşa hal hatır sorduktan sonra İsmail'e on beş yıldır çavuşundan kurtulamadın mı? dedi. İsmail, daha senden kurtulamadım Sami ağa, ondan nasıl kurtulayım? diye tebessüm ederek cevap verdi. Sami sözlerine devam ederek okul alışverişinde mi olduklarını sordu. İsmail evet dedi. Sami, İyi o zaman pasaja gidelim; benim damadın okul elbiseleri satan yerden alalım, hem ona bir karınız dokunsun hem de onun size bir karı dokunsun. Hem Çavuşun bana yemek sözü vardı, sende nasiplenirsin deyince Çavuş, Tövbeler olsun, bugün biz senin misafiriniz; bizi bugün sen yedirip içereceksin, eğer ısrar edersen okul elbiselerini ve kırtasiye malzemelerimizi de sana yıkarız dedi. Sami, Aman tamam, yemekler benden, çay senden deyince Çavuş tamam anlaştık dedi.

Saatler günleri, günler haftaları, haftalar ayları pencere buğusunda silerken, Aziz ortaokulun son sınıfında (sınıfına), Berfin ise ortaokulun ikinci sınıfına başlamıştı. Hislerini kendilerinden dahi saklayarak gönüllerini mevsim tanımaksızın harman edip göğüs kafesinin ateş muhafazasında soğutmaya gayret ediyorlardı. Berfin sabah okula gitmek için 07:48'de evden çıkar, Aziz'in evinin önünden 07:51'de geçer, adımlarını küçültüp Aziz’in ona yetişmesini beklerdi. Bir sabah okul yolculuğunda Berfin Aziz'e, biri bana Aziz sana çok mühim bir şey söyleyecek dedi, ne zaman söyleyeceksin Aziz...

Aziz gönlü aşikâr olmuşçasına benzi atıp kızardı, şey dedi. Berfin, şey ne demek, hadi söyle dinliyorum, dedi. Aziz, kim, kim o kişi, diyerek kekeleyip mahcup ve ürkek bir sesle yanıtladı. Aziz o kısa anda acaba biri mi anladı yoksa annem mi bir şey söyledi diye düşünürken Berfin sessizliği bozdu, ne önemi var o kişinin kim olduğu, o veya bu, bak demek ki söyleyecek bir şeyin var. Yoksa böyle renkten renge girmezdin deyince, doğru söylüyorsun, çok şey var sana söyleyeceğim, diye geçirdi kendi içerisinde Aziz. Ama o arkadaş bana da dedi ki Berfin sana çok daha önemli bir şey söyleyecek, evvela sen söyle sonra ben söylerim diyerek bütün sorumluluğu Berfin omuzlarına bırakıverdi. Berfin kâküllerini gözlerinin önünden çekerek simsiyah gözleri ile tebessüm etti. O arkadaş kimmiş söyle bakayım deyince Aziz tebessüm etti. Sana söyleyen kişi diyerek kalbini teskin etmeye çalıştı. Hımm dedi Berfin evet var ama ilkin sen söylemden asla söylemeyeceğim. Okul bahçesine ayakları onları getirmiş lakin onlar okula geldiklerini anlamamışlardı bile. Okul bahçesindeki öğrencilerin kalabalık sesi muhabbeti bir bıçak gibi bölerken, birbirlerinin gözlerinin içlerinde kaybolup usul usul kendi arkadaş gruplarının yanına gittiler.

 Zil çaldığında ortaokulun o kalabalık ve gürültülü koridorları bir anda insan seline dönerdi. Aziz bir üst sınıfta, Berfin ise alt sınıfta olmanın verdiği o küçük yaş farkıyla dersliklerin arasında koşturan kalabalığın içinde kaybolup giderlerdi. Ders aralarında teneffüse çıktıklarında, ikisinin de gözleri kalabalığın içinde istemsizce birbirini arardı. Uzaktan uzağa atılan o kaçamak bakışlar, kalplerindeki o söylenmemiş sözün ağırlığını bir kat daha artırırdı. Berfin arkadaşlarıyla gülüşürken göz ucuyla Aziz’in olduğu tarafa bakar, Aziz ise duvara yaslanmış, dalgın bir şekilde ellerini cebine sokmuş görünse de asıl aklının ve nazarının nerede olduğunu gayet iyi bilirdi.

Günler bu gizli bakışmalarla, sabahları aynı saatte buluşup o yarım kalan cümleyi birbirlerine yutturmakla geçerdi. Akşam okul zili çaldığında ise heyecan doruğa ulaşırdı; ikisi de içten içe okul çıkışında birbirlerine doya doya bakmayı, belki o gün içlerinde birikenleri söylemeyi umut ederdi. Lakin okul çıkışının o kalabalık uğultusunda, Berfin’in yanında abisi Kasım ve arkadaşları, Aziz’in yanında ise kendi akranları eksik olmazdı. Kalabalığın orta yerinde, o kalabalıktan çekindikleri için yan yana gelemezler, sadece baş selamı verip göz göze gelmekle yetinirlerdi. Adımları aynı yöne doğru atılsa da aralarındaki o kalabalık duvar gibi dikilir, akşamın serin rüzgârı eşliğinde evlerinin yolları ayrılırdı. Aziz eve varıp da çantasını bir kenara fırlattığında, yine o söylenmemiş sözün göğsünü sıktığını hisseder, yarın olmasını ve sabahın o 07:51'lik o anın yeniden gelmesini beklemeye başlardı.


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Berdel Bölüm 1

Berdel Bölüm 1

ömer altun ömer altun