Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
21.09.2026 · 27 · 1 · Tahmini 5 dk okuma
PDF olarak indir

“Bir İhlas Abidesi Ve Gönül Dostu Hüseyin Kaplan Hocaefendinin Ardından” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Bir İhlas Abidesi Ve Gönül Dostu Hüseyin Kaplan Hocaefendinin Ardından

Bir İhlas Abidesi Ve Gönül Dostu Hüseyin Kaplan Hocaefendinin Ardından


Rize’nin mütevazı bir köyünden İstanbul’un selatin kürsülerine uzanan, tasannudan uzakta, yorgunluk bilmez bir ömür.


O, bir üstaz aşığıydı; 1950’den 1959’a kadar Süleyman Hilmi Tunahan’ın rahle-i tedrisinde pişen, o sadakat hırkasını asrın fırtınaları arasında bir an olsun sırtından indirmeyen bir fedakarlık abidesi. Kürsüye çıktığında pürüzsüz, ahenkli bir ney gibi kalbe dokunan, riyadan bîzar, hakikati bükülmez bir çelik şeritle kuşanmış bir vaiz ve müderristi.


Onun için hayat: Bir ders halkası, bir sohbet demeti, son nefese kadar tükenmeyen bir ilmî cihad idi.


Ne var ki, bu devasa manevi yükün omuzlarında bıraktığı yorgunlukta hüzünlü bir hakikat de gizliydi: Kalabalıklara hakikati haykırırken, vefa testisinin kırıldığı demlerde içten içe bir garib, bir mazlumdu o. Yetiştirdiklerinin kadirşinaslık süzgecinden ziyade yalnızlık iklimine terk ettiği; fakat buna rağmen tavrından, tınından, istikametinden bir milim şaşmayan hakiki bir mücahid...


Şimdi gök kubbede hoş bir seda değil, İslami hakikatin yankısı gibi çınlıyor adı: Üstazının sadık dostu, Allah ve Resulünün dostlarının yarenliğine mazhar olmuş kutlu bir irtihal...


BİYOGRAFİK ÖZET VE KÜNYE

• Adı Soyadı: Hüseyin Kaplan Hocaefendi

• Doğum Yeri / Tarihi: Rize, Kalkandere, Çayırlı Köyü

• Vefat Tarihi: Eylül 2016 (uzun süreli rahatsızlık sonrasında; cenazesi İstanbul'da defnedilmiştir) 

• Sıfatları / Görevleri: Kur'an ilimleri ve irşat adamı, İstanbul eski vaizi, Süleyman Hilmi Tunahan cemaatinin kıdemli aksakal/lider hocalarından 


HAYATI VE İLMİ EĞİTİMİ


Rize’nin Kalkandere ilçesine bağlı Çayırlı köyünde dünyaya gelmiştir. Karadeniz bölgesi geleneksel kırsal medrese/dinî ilim atmosferinin izlerini ve manevi aidiyetini ömür boyu taşımıştır.


Tahsilinin bir kısmının ardından İstanbul’a gelerek Sahn Medresesi’ne kaydoldu; döneminin önde gelen âlimlerinden ve Fatih dersiamlarından Bafralı Ahmet Hamdi Efendi’den dersler/ilmiye tahsili aldı.


Süleyman Hilmi Tunahan İle Münasebeti: 


1950 yılında Süleyman Hilmi Tunahan’ı tanıdı ve 1959’daki irtihaline kadar 9 yıl boyunca yanından ayrılmayarak ilmi ve manevi tahsilini doğrudan bu halkada sürdürdü.


1953 yılında Süleyman Hilmi Tunahan’ın yönlendirmesiyle vaizlik ve müftülük imtihanını kazanarak genç yaşta İstanbul’da kürsüden o muazzam hitabetiyle vaaz etmeye başladı Uzun yıllar İstanbul vaizi olarak görev yaptıktan sonra emekli oldu, ancak irşat faaliyetlerini sürdürdü.


Süleyman Hilmi Tunahan’ın sadece fıkıh/kelam değil; Osmanlı’nın son dönemleri, çöküş dinamikleri, İttihat ve Terakki politikaları ve İslam birliği/ihlas bilinci üzerine aktardığı tarihi-siyasi tecrübeleri ilk elden dinlemiştir .


Tunahan Hazretleri’nin dinî hizmette esasın "ihlâs" (her türlü gösterişten uzakta kalmak, ameli sadece Yaratıcıya tahsis etmek) olduğu ilkesini hayatına düstur edinmiştir 


Hüseyin Kaplan’ın hatıralarında ve yayımlanan röportajlarında Süleyman Hilmi Tunahan’ın kendisine ve genel olarak talebelerine gösterdiği ilgi, alaka ve irşat metodu şu eksenlerde şekillenmiştir:


Hüseyin Kaplan, öğrendiği ilmin ve istikametin temelini “Öğrendiğim bütün bilgileri kendisinden öğrendim, tabii benim hocamdı, Üstadımdı” sözleriyle ifade eder.


Zor dönemlerde (baskılar, takibatlar ve imkansızlıklar ortasında) Üstadın talebelerine korkusuzluğu öğrettiğini aktarır: “Çocuklar —bize diyor— korkunun ecele faydası yok. Ben korkmadım yaşıyorum elhamdülillâh. Niye korkacağız, niçin korkacağız? Allah'a gitmekten mi korkacağız? Allah yolunda hizmetten korkulur mu?” 


Süleyman Efendi’nin kendisine ve yakın talebelerine sadece fıkhi/nakli ilimler değil; Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılış süreçlerini, İttihat ve Terakki politikalarını ve ulema-ümera (yönetici-âlim) ilişkilerinin tarihteki rollerini detaylıca ders gibi anlattığını belirtir 


Üstadın Sözleri …


Hüseyin Kaplan’ın aktarımında Süleyman Hilmi Tunahan’ın yaklaşımını özetleyen temel bakış açısı ve naklettiği düsturlar şunlardır:


“İki zümre vardır ki salâha giderse halk salâha gider, fesada giderse halk fesada gider: Umera ve ulema. İşte ulemanın hali bu idi.” 

Üstad, dinin kemik kısmının iman, et kısmının amel, ruhunun ise ihlâs olduğunu öğreterek gösterişten, alayişten, riyadan ve yapılan hizmeti ambalajlamaktan uzak durmayı esas almıştır. Hüseyin Kaplan da bu yüzden 38 yıllık vaaz hayatında dahi cemaate karşı Üstadı doğrudan övme veya teşhir etme noktasında aşırı bir itina ve hassasiyet göstermiştir.


Hüseyin Kaplan, Üstadın çizgisini özetlerken “Süleymancılık diye bir şey mevzubahis değil, iftihar edilecek kelime Müslüman olmaktır” diyerek Üstadın tasnif dışı, doğrudan ehl-i sünnet ve Kur'an/hizmet eksenli alakasını vurgular.


Medreselerin kapandığı dönemin 520 dersiamından biri olan Süleyman Efendi’nin, köylerdeki çobanların çocuklarının dahi okutularak bu milletin dini ihtiyacının karşılanması yönündeki kuşatıcı ve gayretli vizyonu, Hüseyin Kaplan’ın zihninde Üstadın alakasının pratik yansıması olarak yer edinmiştir.


Vaizlik ve İrşat Yılları 


Kürsüye Çıkış;1953’te genç yaşta vaizlik görevi sadece Akademik ve kuru bir dilden ziyade, halkın doğrudan kalbine ve amelî ihtiyacına hitap eden; Kur'an, tefsir, hadis ve klasik medrese birikimini sade ama müessir bir üslupla aktaran bir vaaz geleneği. Çeşitli selatin ve semt camilerinde uzun yıllar irşat faaliyetleri.


Cemaat içinde kıdemli bir aksakal/rehber hocaefendi ; binlerce talebenin yetişmesinde, Kur'an kursu ve dinî hizmet altyapısının inşasında manevi ve idari rehberlik…


Cenaze namazının kardeşi Süleyman Kaplan tarafından kıldırdı. Karadeniz’den İstanbul’a uzanan ilmi göç ve irşat köprüsünün 20. yüzyıl ortasındaki canlı temsilcisi; memleketiyle ve İstanbul’daki Rize/Karadenizli çevrelerle (baba dostu olarak anıldığı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kadir Topbaş gibi figürlerle kurduğu münasebetler) sıkı bağlar…


Adanmışlık denince kelimelerin hükmünü yitirdiği, ömrünü Kur’an’ın ve Ehl-i Sünnet’in kadim hakikatine vakfetmiş dev bir çınar O’

O, sadece vaaz eden bir hatip değil; yasakların, yoklukların, daralmaların ve marjinalleştirilme çabalarının gölgesinde Kur’an kurslarının ve ilim yuvalarının inşasına omuz vermüş bir banidir. 


Süleyman Hilmi Tunahan’ın ilk talebelerinden ve dava omuzdaşlarından biri olarak, Anadolu’nun her köşesinde Kelâmullah’ın okunduğu rahlelerin tütmesi için nefes tüketmiş; çoban çocuklarından şehir gençlerine kadar her kesimi ilimle buluşturan gayretin merkezinde yer almıştır.


Her Evin Kalbine Dokunan Ses ...

İstanbul kürsülerinden yayılan o riyasız, tınlayışlı ve tavizsiz ses; radyo dalgalarıyla, kasetlerle, dilden dile yayılan sohbetlerle Türkiye’de müslüman her ev halkının maşerî vicdanına ve sofrasına misafir olmuştur. Anlatımındaki ihlas, kibrin ve tasannunun hekimce uzak durduğu o samimiyet, her yaştan insanın kalbinde istisnaî bir Hüseyin Kaplan sevgisi ve hürmeti yaratmıştır.


Hülâsa:


• Tevhid ve Sünnet Mührü: Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat çizgisinden rüzgar ne kadar sert eserse essin bir milim sapmayan tavizsiz bir muhafız.

• Yorulmayan Mücahit: Son nefesine kadar ders halkalarını, ilim öğretme iradesini terk etmeyen aktar, müderris, irşat abidesi.

• Gönül ve Vefa İklimi: Üstazına aşkla bağlanmış, Resulullah’ın izini omuzlamış, garipliği ve mazlumiyeti bile bir derviş sabrıca kuşanmış kutlu bir Allah dostu.


Makamı âlî, ruhu şâd olsun.


(İlyas Kaplan –Redfer)

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Bir İhlas Abidesi Ve Gönül Dostu Hüseyin Kaplan Hocaefendinin Ardından

Bir İhlas Abidesi Ve Gönül Dostu Hüseyin Kaplan Hocaefendinin Ardından

redfer redfer