Kalemin Bıraktığı İz
Bir damla düştü kalemimin ucundan,
gecenin sustuğu bir saatte.
Kâğıt ürperdi.
Sanki uzun zamandır
kimsenin dokunmadığı
bir kapı açıldı içimde.
Yazmadım seni.
Mürekkep kendiliğinden
adını buldu.
Bir çizgi çekti önce,
sonra o çizgi
çocukluğuma uzanan
eski bir yola dönüştü.
Kalem yürüdükçe
unutulmuş yüzler çıktı karşıma;
bir annenin sesi,
uzakta kalmış bir istasyon,
avuçlarımda eriyen
ilkbahar...
Her kelime
bir yerden kopup geldi.
Bazıları yaralıydı,
bazıları yağmur kokuyordu,
bazılarıysa
söylenememiş bir özür gibi
kâğıdın kenarında bekledi.
Sonra anladım:
Şiir,
insanın söyleyemediklerinin
sessizce konuşma biçimiydi.
Bir mısra yazdım,
içimdeki duvar biraz daha yıkıldı.
Bir kelime sildim,
yıllardır taşıdığım bir yük
hafifledi.
Ve gece boyunca
kalemimle kalbim arasında
görünmeyen bir nehir aktı.
Ben yazdıkça
gece eksildi,
ben sustukça
mürekkep çoğaldı.
Sabaha karşı
son noktayı koymadım.
Çünkü bazı şiirler
noktayı sevmez.
Bir ömür gibi
devam ederler
insanın içinde.
Şimdi önümde
bembeyaz bir sayfa duruyor.
Kalemimi yeniden elime alıyorum.
Belki bir damla mürekkep düşecek,
belki bir hatıra,
belki de
**kalbin yıllardır söyleyemediği
o tek cümle...**
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.