Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Nimetin Ardından Gelen Uyarı

Bakara Suresi 47-48. Ayetler


Bismillâhirrahmânirrahîm.


Bakara Suresi’nde İsrailoğullarına hitap devam ediyor. Bir önceki ayetlerde verilen sözler, hakikati gizlememek, namaz ve zekât gibi sorumluluklar hatırlatılmıştı. Şimdi Rabbimiz önce bir nimeti hatırlatıyor:


“Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın.” (Bakara, 47)


İnsanın nimetleri hatırlaması güzel bir şeydir. Ama burada dikkat çekici olan şu: Allah nimeti hatırlattıktan hemen sonra hesabı da hatırlatıyor.


“Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz. Onlara yardım da edilmez.” (Bakara, 48)


Sanki bize şöyle bir hakikat gösteriliyor değil mi: Dünyada sana verilen hiçbir nimet, seni sorumluluktan muaf kılmaz.


  • Bir aileye doğmuş olabilirsin.
  • İyi bir çevrede yetişmiş olabilirsin.
  • Dinî bir mirasa sahip olabilirsin.
  • Çok şey biliyor olabilirsin.
  • Hatta kendini Allah’a yakın bir yerde görüyor olabilirsin.


Ama bütün bunlar, insanın kendi hesabını ortadan kaldırmaz. Çünkü insan bazen sahip olduğu nimetleri sorumluluk olarak değil, ayrıcalık olarak görmeye başlıyor.


  • “Biz zaten böyle bir aileyiz.”
  • “Bizim geçmişimiz belli.”
  • “Bizim büyüklerimiz şöyle insanlardı.”
  • “Biz Müslümanız.”
  • “Biz Allah’ın kitabına inanıyoruz.”
  • "Bizim kalbimiz temiz."
  • "Biz bir mürşide bağlığız; bize şefaatçi olur."


Ama ayet bize daha derin bir soru sorduruyor:  Peki sen bugün ne yapıyorsun?


Allah’ın verdiği nimet, insanı Allah’a yaklaştırması gerekirken insanda bir güven duygusu oluşturabilir. Öyle bir güven ki insan artık kendisini sorgulamamaya başlar. İşte 48. ayet bu güveni sarsıyor, bizi silkiyor.  “Öyle bir günden sakının...” Çünkü o gün insan kendi hesabıyla karşı karşıya kalacak.


Ayetin devamındaki ifadeler de çok çarpıcı: “Hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez.” Suphanallah!


Dünyada birbirimizin yükünü taşıyabiliyoruz. Anne baba çocuğunun borcunu ödeyebiliyor. Bir insan başka birinin yerine kefil olabiliyor. Güçlü bir insan, yakınının işini kolaylaştırabiliyor. Bir makam, bir kapıyı açabiliyor. Bir tanıdık, bir başka tanıdığa yardım edebiliyor. Ama ahirette insanın Allah karşısındaki hesabı, başkasının sahip olduğu imkânlarla kapatılamaz.


Ayetin şefaatle ilgili kısmını da doğru yere koymak gerekiyor. Buradaki uyarı, Allah’ın izin verdiği şefaatin varlığını inkâr etmek değildir. Verilen açıklamada da belirtildiği gibi şefaat talebinin kabul edilip edilmemesi Allah’ın takdirindedir.


Dolayısıyla mesele şudur: İnsan, dünyadaki hiçbir kişiye veya makama güvenerek kendi sorumluluğunu ortadan kalkmış gibi göremez.


Sonunda yine kendimizle karşı karşıya kalacağız. İşte bu yüzden 47. ayetteki “nimet” ile 48. ayetteki “hesap” yan yana geldiğinde ayetler bize çok ciddi bir denge öğretiyor:


  • Nimet varsa şükür vardır.
  • Şükür varsa sorumluluk vardır.


Ve sorumluluk varsa insanın kendisini sorgulaması gerekir.


Bugün kendimize soralım: Bana verilen hangi nimet beni Allah’a yaklaştırıyor?


Ve daha zor olanı: Hangi nimet beni farkında olmadan gevşetiyor?


  • Ailem mi?
  • Maddi imkânlarım mı?
  • Bilgim, tecrübem mi?
  • Çevrem mi?
  • Dinî kimliğim mi?
  • Geçmişim mi?


Belki de insanın en büyük yanılgılarından biri, Allah’ın kendisine verdiği nimetleri hesap gününde kendisini kurtaracak birer kimlik kartı zannetmesidir. Oysa nimet, hesap gününde övüneceğimiz bir ayrıcalık değil; şükredeceğimiz ve hesabını vereceğimiz bir emanettir.


Ya Rabbim,

Bize verdiğin nimetleri bize karşı bir gaflet sebebi değil, Sana yaklaşma vesilesi eyle. Nimetin bizi şımartmasına, bize ayrıcalıklı olduğumuz vehmini vermesine izin verme. Bizi sahip olduklarımızla değil, onlarla ne yaptığımızla yüzleşebilecek bir kulluk bilincine ulaştır.

Hesap gününde başkalarına güvenerek değil, Senin rahmetine sığınarak huzuruna çıkmayı nasip eyle. Bize verdiğin nimetlerin şükrünü hakkıyla eda etmeyi ve onların sorumluluğunu taşıyabilmeyi nasip eyle.


Âmin.

Allah’a emanet olun.


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Nimetin Ardından Gelen Uyarı

mesut-tutunculer mesut-tutunculer