Edebiyat Evi Dedelerinin Sivas Macerası 24
Ertesi sabah köyün ileri gelenleri toplandı.Baki Usta bütün hikâyeyi anlattı.Eski belge ortaya çıkarıldı.Yıllardır yanlış anlaşılan olay nihayet açıklığa kavuşmuştu.
Baki Usta, Baki'nin omzuna elini koydu.
— Babanın hakkı teslim edildi.
Baki'nin gözleri doldu.
— Teşekkür ederim ustam.
Nuri Hoca:
— Bazen bir insanın adı yıllarca yanlış anlaşılabiliyor. Ama gerçek er ya da geç ortaya çıkıyor.
Sami Hoca:
— Önemli olan gerçeğin peşini bırakmamak.
İpçi Erdoğan:
— Bir de yerdeki kutulara bakmak.Ben o kutuyu bulmasaydım hala bu yafta Baki'nin babasının boynundan inmeyecekti.
Mehmet Fikret:
— Sen olmasan kutuyu bulamazdık.Yav Erdoğan biz hep sana takıldık ama sen bu gezide bizim gizli kahramanımız oldun.Her sıkıntıyı senin sayende aştık.
Erdoğan gururla:
— Demek ki ben de işe yarıyorum.
Baki:
— Bazen. Her zaman değil.Yine bir gülüşme başladı.
Sabah güneşi doğmuştu.
Baki Usta gece boyunca çalışmış, arabanın yağ karterini onarmıştı.
Arabanın motoru çalıştırıldı.Canavar gibi çalışıyordu. VROOOOMMM!
Herkes alkışladı.
Mehmet Fikret:
— İşte bu! Yaşa ustam, varolasın. Tuttuğun altın olsun.
Sami Hoca:
— Amin... Amin...
Nuri Hoca:
— Baki Ustam, hakkını nasıl ödeyeceğiz?
Usta:
— Çay içip gitmeniz yeter.
Mehmet Fikret:
— Yemek de varsa...Alüyyül ala olur.
Usta:
— O da var.
Mehmet Fikret:
— O zaman hiç gitmeyelim.
Herkes kahkahayı bastı.
Altı kafadar nihayet Sivas'a doğru yola çıktı.Bu kez araç sapasağlamdı.Yol açıktı.Hava güneşliydi.Kimsenin acelesi yoktu.
Şampiyon Baki o yanık ve tatlı sesiyle bir türküye asıldı:
Sivas ellerinde sazım çalınır
Çamlı beller bölük bölük bölünür
Yardan ayrı düştüm bağrım delinir
Katip arzu halim yaz yare böyle
Güzelim hey... Güzelim hey...
Bir süre sonra Nuri Hoca:
— Arkadaşlar...
Herkes sustu.
— Bu gezinin başında ne demiştik?
Sami Hoca:
— Divriği Ulu Camii'ni gezip dönecektik.
Baki:
— Sonra Kangal'a geldik.
Türkmenoğlu:
— Arabayı bozduk.
Mehmet Fikret:
— Kaybolduk.
İpçi Erdoğan:
— Traktöre bindik.
Nuri Hoca:
— Selde mahsur kalan aileyi kurtardık.
Baki:
— Köyde usta bulduk.
Sami Hoca:
— Otuz yıllık bir sırrı çözdük.
Mehmet Fikret:
— Ve benim ayaklarım hâlâ ağrıyor.
Herkes gülmeye başladı.
Sivas'a yaklaşırken Baki'nin telefonu çaldı.
Arayan Baki Usta'ydı.
Baki:
— Alo usta?
— Kardaş,bir şey söylemeyi unuttum.
— Buyur.
— Arabanın bagajında sana bir şey bıraktım.
— Ne bıraktınız?
— Babanın eski bir fotoğrafı.
Baki şaşırdı.
— Gerçekten mi?
— Evet.
— Teşekkür ederim.
Telefon kapandı.Baki arabayı kenara çekti.Bagajı açtı.Gerçekten de eski bir fotoğraf vardı.Baki fotoğrafa baktı.Babası gençliğinde arkadaşlarıyla birlikte gülümsüyordu.Baki uzun süre fotoğrafa baktı.
Sonra Nuri Hoca'ya uzattı.
— Biliyor musunuz?
— Neyi?
— Babamın neden bu köyden hiç bahsetmediğini artık anlıyorum.
— Neden?
Baki gülümsedi.
— Belki de bazı hikâyelerin anlatılmak için doğru bir zamanı vardır.
Nuri Hoca başını salladı.
— Doğru, Aynen öyle ağabey.
Öğleden sonra nihayet Sivas'a ulaştılar.
Şehir tabelasını gördüklerinde herkes derin bir nefes aldı.
Mehmet Fikret:
— Eve geldik!
İpçi Erdoğan:
— Bir daha ne zaman geziyoruz?
Mehmet Fikret:
--Bir daha gezi mezi yok!
Erdoğan:
— Peki.
Bir dakika sustu.
— Haftaya ne yapıyoruz?
Mehmet Fikret:
— Seni arabadan atacağım!
Baki gülerek aracı sürmeye devam etti.
Nuri Hoca:
— Ne olursa olsun güzel bir gezi oldu.
Sami Hoca:
— Çok güzeldi de çektiğimiz sıkıntılara ne diyeceğiz?
Türkmenoğlu:
— Biraz fazla maceralıydı.
Mehmet Fikret:
— Biraz mı? Maceradan hiç başımız kurtulmadı ki.
İpçi Erdoğan:
— Bence harikaydı.
Baki:
— En güzeli de hep birlikte olmamızdı.
Araç Sivas'ın caddelerinde ilerlerken altı arkadaşın yüzünde yorgun ama mutlu bir tebessüm vardı.
Divriği Ulu Camii'ni görmek için başlayan yolculuk;
bozulan arabalarla, kaybolmalarla, açlıkla, ayak ağrılarıyla, traktörle, sel baskınıyla, Balıklı Kaplıca'yla ve otuz yıllık bir sırrın çözülmesiyle bambaşka bir maceraya dönüşmüştü.
Ama sonunda herkes sağ salim dönmüştü.
Mehmet Fikret koltuğuna yaslandı.
— Bir daha böyle geziye çıkmam.Nuri Hoca, trilyon versen bir daha beni götüremezsin.
Sami Hoca:
— Kesin mi?
— Kesin.
Erdoğan:
— O zaman haftaya başka yere gidelim.
Mehmet Fikret gözlerini kapattı.
— Ben hiçbir şey duymuyorum.Sami Hoca:
__Eğer ben de Sami Hoca'ysam, tecrübelerime dayanarak diyorum ki, bu Nuri Hoca boş durmaz. Yine bizi maceradan maceraya sürükler.Davetine yok diyemiyorum ama bu yaşta da dayanamıyorum kalpden gideceğim arkadaş.
Nuri Hoca kahkahayı bastı.
Ve altı kafadarın bu çılgın yolculuğu, Sivas'ın akşam ışıkları altında sona erdi.
SON
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.