Kısır
Tatlı rekabetten mi diyelim, yoksa gizli kıskançlıktan mı, bilemedim; bir ustanın yaptığını diğer usta beğenmez, ya eksik bulur ya da yanlış. Sanat camiasında da durum böyledir; yıllardır hafızalara kazınmış bir şarkının kime ait olduğu ve nasıl yorumlanması gerektiği, magazin ve haber programlarında hâlâ malzeme olarak kullanılmaktadır.
Dışarıdan bakıldığında aşçıların her şeyi yiyip içtiği gibi bir anlayış var; kısmen doğrudur, o imkânımız vardır ama hepsini yememiz zaten mümkün değil. Evimizde ne kadar yiyorsak iş yerinde de o kadar yeriz. Bazen bir kase çorba, bazen de bir ekmek arası kâfidir.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’ye atfedilen:
“Deniz ne kadar büyük ve derin olursa olsun, insan ancak kabı kadar su alabilir.”
Bazı yerlerde yasaklar konur ancak “Düven süren öküzün ağzı bağlanmaz.” demiş atalarımız. (Düven, eskiden harmanda ekinleri dövmek ve taneleri samandan ayırmak için kullanılan, öküzlerin çektiği tarım aracıdır.) Aşçılara ve garsonlara yemek konusunda yasak işlemez; çünkü bir yolunu bulup atıştırırlar.
Kısır yapmış ustanın birisi, herkese tattırıp onay alma derdinde. Eskiden bir ustamız mercimek çorbası yaptığında, aşçıbaşına içirmek için elinde kâseyle dolaşırdı.
— Yemeyeceğim, diyor diğeri.
— Yesen ölür müsün? diyor.
— Ölmem ama yemeyeceğim.
— Hiç yemedin mi?
— Çok yedim ama şimdi canım çekmiyor.
Birisi yedirmekte ısrarcı, diğeri yememekte.
— Neden kısır yemiyorsun?
— Kısır olmaktan korktuğum için.
Bazen gerginliğin yerini tebessüm alır.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.