Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Boşver Arkadaş

Boşver Arkadaş

Bağdat'ı hiç görmedim ama hiç görmediğim hiç bilmediğim Bağdat bende hiç bir anlam ifade etmezken;"Bağdat Yolu" şarkısı, geçmişte kalan anılarım arasında ama taş plaklardan, ama kasetlerden bu günlere gelen dinlemelerle, ben ve benim gibi duyan, dinleyen her kesimden insanın beğenilerini kazanmıştır. Bendeki etkisi çok daha farklıdır. Ben bu şarkıyı 3.sıradaki (6 kardeşten en şanslı olanımız) kardeşim Nurettin'e, Aralık ayı ortalarında, sınıflarından, bir yeni yıl başlamadan, öğretmenlerinin, her öğrenciden para toplayarak, sınıfın hepsini iştirak ettirerek, aldıkları yılbaşı biletine, ikramiye çıkmasıyla, kardeşime düşen payına, eve bir pikap alınıp, haliyle bir kaçta taş plak alınmasıyla, bu plakların birinin bir tarafını dinlediğim şarkılar içinde etkisinde kalmayla tanıdım. Sonra bir kaç senenin ardından, Sevim Tuna Hanımefendi ve bazı şarkıcıların okumalarıyla "Bağdat Yolu" şarkısı ortalığı kırdı geçirdi. Sevdalar her çağda her evrede yaşanmıştır ve yaşanacak, Dünya durdukça farklılıklarla çağ çağ sevdaların peşinden koşulacak ve her evrelerde vazgeçilmez olarak güzel, leziz ve vazgeçilmez bulunacaktır. Bizim evrelerimizde, o dar baskılar üzerlerimizdeyken, karşıt cinsi sosyalleşerek tanımak istemelerimizin önünde toplumun koyduğu aşılması güç engeller vardı. Her iki cinsinde bu sosyalleşmeye gizli istekleri, ılımlı bakışları ama çevre baskıları yüzünden birbirlerine yaklaşmaya korktukları, ürktükleri ama çok istekli olmalarına rağmen uzak duruldukları o evreler; gerçektende o kadar dar alanlara sıkıştırılıp, baskılar altına alınmasına rağmen yine de, çok güzel evrelerdi. Kafalarda karşıt cins var, bir ömür sürdürülecek yaşam onunla paylaşılacak, fakat kalbin bir yarısı olarak görülen bu insanla; hiç konuşmadan, iletişim kurmadan, büyüklerin rızalarıyla izdivaç yapacak, sürdürülecek birlikteliğin yazgısına katlanacaksın. Muhakkakki sevda her bölge ve çevrede farklı olmuş, İstanbul ve İzmir kentlerimizde; insanlar sosyal yaşamlarını daha serbest, özgür ve daha hoşgörülü yaşamışlar, Anadolu insanının karşıt cinsle eş seçiminde yaşadığı zorlukları yaşamamışlardır. Doğuşunuz ve coğrafyanız, buralardaki evreleriniz, kaderiniz olan bu coğrafyadaki insanların örf, adet, gelenek, görenekleri doğrultusunda şekil bulur. Yaşantılar destanlara konu olmuş, şarkı ve türkülere dökülüp dillerde söylenmiş, yazılara dökülüp adına edebiyat denilerek her kesimin övüneceği şahane sanat şahaserleri olan romanlara dönüşmüştür. Edebiyatı olmayan, şarkıları, türküleri olmayan bir toplum olabilirmi? Elbetteki olamaz. Tanrı insanın içine sevda proğramlamamış olsaydı. Sevda olmayan, sevdayı bilmeden, yer küre çekilmezdi. Sevda bilinmeyen yada aykırıya alınarak dışlanan toplumlarda; kültürler ve sanatsal faaliyetlerde olmaz, acımasızlık ve zalimlik, belirgin ögeler ve yaşam biçimleri olarak ön planlara çıkar. Dolandırıcılıkların, hırsızlıkların, yolsuzlukların had safhalarda olduğu toplumlar geri kalmış gelişmemiş toplumlardır. Buralarda şiirler yazılmaz ve kalemin ucu kırıktır bir satır ilerlemez, edebiyat can çekişir, bir bitkinin solması gibi solar, tükenir, yok olur. Anadolu insanını içmeden esrik edip hep uyuttular. Her hareketini, her eylemini din adına sömürülere dönüştürüp, günah kavramlarıyla, hamurlarını karıp, korkuttular. Kadın cinayetlerinin tüm sebepleri bunlardır. Bir kesim; bundan çok iyi nemalanırken, bir kesim kafasına göre fetvalar verip, insanları birbirlerine katlettirerek, adına NAMUS denilen bir kavramla adlandırarak, göya yapılan cinayetlere bir kulp takarak, katlettiği kişiyi, din adına, Tanrı böyle istedi diyerek, öğrendiği kültür doğrultusunda vijdani rahatlığa eriştirir ve bunu yapmaktan pişmanlık duyulmaz rahatlık olarak algılamış, bu şekil yaşamı yaşam saymıştır. İleri, uygar medeniyetler seviyelerine gelmelerimiz kadın hakları ve özgürlükleriyle olur. Bizim zamanlarımızda sadece şarkılarla anlatılan aşklar, korkarak can attığımız, canımızı fedalar edeceğimiz gizli sevdalarımız değil, Yeşilçam Sinemalarımızdaki izlediğimiz filmlerimizde gördüğümüz sevdalar da çok güzeldi. Hangimiz imrenmedik o güzel tertemiz anlatılan sevdalara!! Hep o filmlerdeki sevdaları baz alarak, onların yaşadıkları gibi güzel sevdalar yaşamak istedik. Şimdilerde daha doğrusu sevdayı bizim gibi yaşamayıp kolayca buluveren yeni kuşaklara bu filmlerdeki aşklar yavan gelsede, bizler büyülenmiş gibi o sevdaların olduğu filmleri bıkmamacasına beğeniyle izlerdik. Teknoloji; gelişmesiyle, yok ettikleri değerler çok olmasına rağmen, teknolojinin verdikleri, getirdikleri de kabül edilirki çoktur. Geçenlerde geçmiş anıları yaşamak adına internette film ararken, daha evvel izlediğim ve o yıllarda çok beğendiğim "Boşver Arkadaş" adlı bir film gözlerime ilişti. Rahmetli Tark Akan'la, Selma Güneri Hanımefendi'nin, İlhan İrem'in aynı adlı şarkısına isim olan bu filmi, geçmiş anıları yadedercesine tekrar izledim ve o eski günlere akıp gittim. İşte teknoloji anıları yaşamak adına böyle fırsatlardan yararlanmalarımıza da vesile olabiliyor. Anılarsız yaşanmaz, geçmişteki günler o zamanlarda farketmesekte, beklenen, gelecek olan ileri seneler de, ne yazıkki hiç bir beklentiye çare olmadığından, özlemlerimiz olarak, geçmiş daha güzeldi felsefesine, bizi itekliyor..30/Nisan-2020 Şerafettin Sorkun/Konya'dan

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Boşver Arkadaş

Boşver Arkadaş

Şerafettin Sorkun Şerafettin Sorkun