Boşver Arkadaş
Bağdat'a hiç gitmedim. "Ana gibi yar olmaz Bağdat gibi diyar olmaz" dedikleri bu kenti, gitmeyince de hiç görmedim. Gitsem, görsem fena olmazdı da, gitmediğim, gitmeyince de görmediğim, görmeyince de hiç bilmediğim Bağdat; bende hiç bir anlam ifade etmezken, "Bağdat Yolu" şarkısı; geçmişte kalan anılarım arasında ama taş plaklardan ama kasetlerden bu günlere kadar gelen dinlemelerimle, ben ve benim gibi duyan, dinleyen her kesimden insanın beğenilerini kazanmıştır. Şarkılar ve türküler bende hiç gitme, çok etkileyici olurlar. Bu yüzden bu şarkının bendeki etkisi çok daha farklıdır. Çok seneler önce bu şarkıyı, kardeşler sıralamasında, 6 kardeşten en şanslı olan diye ailecek karar kaldığımız, 3. sıradaki kardeşim Nurettin'e, Aralık ayı ortalarında, sınıf öğretmenleri, iştirak eden öğrencilerden para toplayarak, sınıfın bir yılbaşı bileti alırlar. Bu bilete yeni yıl çekilişinde ikramiye çıkmasıyla, kardeşime düşen payına, eve bir pikap, haliyle bir kaçta taş plak alınmasıyla, bu plakların birinin bir tarafında dinlediğim bu şarkının ve müziğinin çok etkisinde kalmıştım. Çıkış senesi ne olursa olsun, tutulan şarkılar uzun süre gündemlerde olur vatandaşlarca dinlendikçe sanatçılarda halkın beğendiği şarkıları listelerinden indirmezlerdi. Bir kaç senenin ardından, Sevim Tuna Hanımefendi ve bazı şarkıcıların bu şarkıyı listelerinde tutmalarıyla "Bağdat Yolu" şarkısı, ülkede liste başı olup, ortalığı kırdı geçirdi. Sevdalar her çağda her evrede yaşanmıştır ve yaşanmaya devam edecektir. Dünya durdukça farklılıklarla çağ çağ sevdaların peşinden koşulacak ve her evreler yaşadıkları sevdaları vazgeçilmez hayatın en önemli kavramları olarak değerlendirmelere alacaktır. Tutucu çevrelerin ve bu tutucu çevrelerle dar baskıların uygulandığı evrelerde, karşıt cinsi sosyalleşerek tanımak, toplumun koyduğu örf ve adetlerden dolayı aşılması güç ve zordu. Beğendiğiniz kızın kapıda pencerede görürüm belki düşünceleriye mhallesinden bile 2 defa geçemezdiniz. Genelde büyüklerin rızalarıyla önce nişan sonra izdivaçlar yapılırdı. Kızlar köylerde çeşme başlarında görülür, bazı büyük kentlerimiz haricinde diğer kentlerimizde de, durum köylerimizdeki gibiydi. Muhakkakki sevda durmamış, her bölge ve çevrede farklı yaşayışlarla sürmüş ve sürdürülmüştür. İstanbul ve İzmir kentlerimizde; insanlar sosyal yaşamlarını daha serbest, özgür ve daha hoşgörülü yaşamışlar, bu yüzden bu büyük kentlerimiz aşırı göç akınına uğramıştır. Sevdaları yeşilçam filmlerinde gören, romanlardan okuyan Anadolu insanının bi dönem bilhassa aşk romanları okuma ve sinemalara akın akın uğramaları çok üst seviyelerde olmuştur. Doğuşunuz yaşadığınız coğrafyadaki kaderinizi belirler, buralardaki kaderiniz, bu coğrafyadaki insanların örf, adet, gelenek, görenekleri doğrultusunda şekil bulur. Yaşantılar destanlara konu olmuş, şarkı ve türkülere dökülüp dillerde söylenmiş, yazılara dökülüp adına edebiyat denilerek her kesimin övüneceği şahane sanat şahaserleri olan romanlara dönüşmüştür. Edebiyatı olmayan, şarkıları, türküleri olmayan bir toplum olabilirmi? Elbetteki olamaz. Tanrı insanın içine sevda proğramlamamış olsaydı. Sevda olmayan, sevdayı bilmeden, yer küre çekilmezdi. Sevda bilinmeyen yada aykırıya alınarak dışlanan toplumlarda; kültürler ve sanatsal faaliyetlerde olmaz, acımasızlık ve zalimlik, belirgin ögeler ve yaşam biçimleri olarak ön planlara çıkar. Dolandırıcılıkların, hırsızlıkların, yolsuzlukların had safhalarda olduğu toplumlar geri kalmış gelişmemiş toplumlardır. Buralarda şiirler yazılmaz ve kalemin ucu kırıktır bir satır ilerlemez, edebiyat can çekişir, bir bitkinin solması gibi solar, tükenir, yok olur. Anadolu insanını içmeden esrik edip hep uyuttular. Her hareketini, her eylemini din adına sömürülere dönüştürüp, günah kavramlarıyla, hamurlarını karıp, korkuttular. Kadın cinayetlerinin tüm sebepleri bunlardır. Bir kesim; bundan çok iyi nemalanırken, bir kesim kafasına göre fetvalar verip, insanları birbirlerine katlettirerek, adına NAMUS denilen bir kavramla adlandırarak, göya yapılan cinayetlere bir kulp takarak, katlettiği kişiyi, din adına, Tanrı böyle istedi diyerek, öğrendiği kültür doğrultusunda vijdani rahatlığa eriştirir ve bunu yapmaktan pişmanlık duyulmaz rahatlık olarak algılamış, bu şekil yaşamı doğru yaşam saymıştır. İleri, uygar medeniyetler seviyelerine gelmelerimiz, kadın özgürlükleriyle olur. O eski evrelerde şarkılarda dinlenen, romanlarda anlatılan, filmlerde görülen aşklar, çoğunluk için gıptalar ve imrentiler duyularak hayatlarının yaşayamadıkları pişmanlıkları olarak görülebilir. Şimdilerde daha doğrusu sevdayı o evrelerin insanları gibi yaşamayıp, kolayca buluveren yeni kuşaklara, o zamanlardaki filmlerdeki aşklar yavan gelsede, bizler büyülenmiş gibi o sevdaların olduğu filmleri bıkmamacasına beğeniyle izlerdik. Teknoloji; gelişmesiyle, yok ettikleri değerler çok olmasına rağmen, teknolojinin verdikleri, getirdikleri de kabül edilirki çoktur. Geçenlerde geçmiş anıları yaşamak adına internette film ararken, daha evvel izlediğim ve o yıllarda çok beğendiğim "Boşver Arkadaş" adlı bir film gözlerime ilişti. Rahmetli Tark Akan'la, Selma Güneri Hanımefendi'nin, İlhan İrem'in aynı adlı şarkısına isim olan bu filmi, geçmiş anıları yadedercesine tekrar izledim ve o eski günlere akıp gittim. İşte teknoloji anıları yaşamak adına böyle fırsatlardan yararlanmalarımıza da vesile olabiliyor. Anılarsız yaşanmaz, geçmişteki günler o zamanlarda farketmesekte, beklenen, gelecek olan ileri seneler de, ne yazıkki hiç bir beklentiye çare olmadığından, özlemlerimiz olarak, geçmiş daha güzeldi felsefesine, bizi itekliyor..30/Nisan-2020 Şerafettin Sorkun/Konya'dan
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu