Kaybettiklerimiz Ve Ölüm Üzerine
Merhaba sevgili okur. Bugün hepimizin mutlaka başına gelecek ve bazılarımızın da gelmiş olan, oldukça tatsız bir konu üzerine konuşacağız. Bu konu bana oldukça acı verse de bazılarımızın bunu konuşmaya ihtiyacı olduğundan oldukça eminim. Bir insan ölümle nasıl başa çıkar? Nasıl olur da canından çok sevdiği birini kaybettikten sonra hayatına normal bir şekilde devam edebilir? Bununla nasıl yaşanır?
Bundan birkaç yıl önceydi. Bir gün babamla kavga ettim ve beni evden kovdu. Annem o gün "Oğlum gitme" dedi. Ben de "Kapıyı kapatmak için geri döneyim mi yoksa kendin kapatır mısın?" dedim. Çok öfkeliydim. Üstelik o zamanlar etrafımdaki insanlar için neyin önemli olduğunu da anlayamayacak kadar isyankardım. Aile dediğin benim için insanı dibe çeken bir çukurdan başka bir şey değildi. Bir bakıma bu doğruydu. Benim ailem bu noktada normal bir aile olmadığından böyle düşünmem gayet normaldi. Anca annem güzel bir ailede büyümüş, bir ailenin nasıl birbirine tutunması gerektiğini bilen bir kadındı. Ben bunu ölümünden aylar sonra anladım. Evden kovulduktan yedi ay sonra, bir lojmanda vardiyam gelen kadar uyumakla meşgulken bir telefon geldi "Annen fenalaşmış, hastaneye götürüyorlarmış." Ben önemli bir şey olmadığını düşünmüştüm yine de kalkıp hazırlanmaya başladım. Tekrar bir telefon geldi "Annen kalp krizi geçiriyormuş" O anda dünya dönmeye başladı, tek amacım onun yanına koşmak oldu. Bulunduğum yerde otobüs filan yoktu, otostop çektim. Kendimi kontrol altında tutmaya çalışıyordum. Sonunda hastaneye vardığımda hayatta olduğunu ama durumunun kritik olduğunu öğrendim. Herkes ağlıyordu. Ben güçlü olmalıydım. Çünkü şimdi yıkılırsam, kimse bana güvenmezdi. O yıkılır ona söylemeyelim derlerdi bir başka gün bir başka olayda. Sevenleri, herkes hastanedeydi. Çok seveni vardı. "Bir anne evlatlarını öylece bırakıp gitmez" demiştim onlara. O sıralar en küçük kardeşim 10 yaşındaydı. Ona hiçbir şey söylememiştik. 3. gün bir sabaha karşı hastaneden babama telefon geldi ve babam apar topar çıktı, annemin durumu kötüleşmişti. Ben çocukların başında babamdan haber bekliyordum. Belki yarım saat sonra telefonum çaldı. Arayan babamdı. Telefonu açtım. "Napıyorsun" dedi. "Bekliyorum baba" dedim. "Annen..." dedi ve duraksadı. Konuşmuyordu. Babam bizim için pek duyguları olan bir insan olarak yoktu hayatımızda. Bizim için o demirden bir ruha sahipti. "Baba ne oldu!" cevap yoktu. Telefon kapandı. Otuz saniye sonra telefon yeniden çaldı ve babam "Anneni kaybettik" dedi. Bunu hatırlamak bile benim için o kadar zor ki, yıllar geçse de kendimi tutamam. Şimdi de tutamadım.
Hikayenin bundan sonrasında da oldukça canımı yakan çok fazla olay da yaşandı ancak ben size sadece bu olayla ilgili olanları anlatacağım. Gece haberi aldığımda ne yapacağımı bilemedim. Kendimi kaybedemezdim. İlk aklıma gelen kişiyi aradım. Arkadaşımı. Ortalığı ayağa kaldıramazdım. Çocuklar uyuyordu. Sonra sabah olana kadar tek düşündüğüm bunu küçük kardeşime nasıl anlatacağımızdı. Bilgisayarı açtım ve bunu araştırmaya başladım. Sabah olup herkes geldiğinde bana canımı yakacak şeyler söylediler. Biri "Hani o çocuklarını bırakıp gitmezdi" dedi. Bunun yarattığı yıkımı size tarif edemem. Bir diğeri "Onun kalbini çok kırdın. O senin her zaman başarılı olmanı isterdi, evden gittiğinden beri senden konuşuyordu." dedi. İşte bu beni paramparça etmişti.
Naaş kalktı, aradan günler, aylar geçti ve bir gün hastalandım. Hastayken odamın kapısının hiç çalınmadığını "Oğlum iyi misin?" diyerek beni kontrol edecek olan annemin olmadığını o gün fark ettim. Kapımı açtım ve balkona çıktım. Annem hep o balkonda düşünceli şekilde oturup sigarasını içerdi. Sanki onu arıyor gibiydim. Girdiğim hiçbir odada onu bulamadıkça içimden acı dolu bir şeyler yükselmeye başladı ve sonunda balkona ulaşıp sigaramı yaktığımda birden bire ağlayarak yere yığıldım.
Ölümünden sonra onun söylediklerine ve hareketlerindeki sebepleri anlamaya başlamıştım. Canımı yakan ise onu çok geç anlamış olmaktı. Onun yanında olmak yerine kendi dertlerimle uğraşıp onu yalnız bırakmıştım. Bu kendimi suçlamak değil sayın okur bunu sakın unutma sayın okur, bu gerçek olan şey.
Bundan kısa bir süre sonra hayatım daha da alt üst olmuştu. Hayatta bildiğim öğrendiğim çoğu şeyin yanlış olduğunu gördüm. Kendimi affetmeyi öğrenmek zaman aldı. Kefaretimse annemin arzusunu yerine getirmek olabilirdi sadece. Başarmam gerekiyordu. İyi bir hayatım olmalıydı. Psikolojimi, çevremi, işimi, alışkanlıklarımı değiştirdim. Kardeşlerime sahip çıkmamı isterdi. Bunun için de yine önce benim iyileşmem gerekiyordu. Tüm bunları yapmam yıllarımı aldı. Öyle ki annemin ilk isteğini yerine getirebilmem 5 ve 2. isteğini yerine getirmem 7 yılımı almıştı. Süreç içerisinde çok defa düşüp kalktım, çok defa yanıldım ama her seferinde ders alıp devam ettim.
Şimdi en başta sorduğumuz sorulara gelecek olursak, ilk önce kendinize dürüst olup yas tutmayı öğreneceksiniz sevgili okurlarım. Eğer içinizde tutmaya kalkarsanız kendinizi çürütür ve hayatınızı mahvedersiniz. Ölüyormuş gibi hissedeceksiniz, bazılarınız ölmeyi de isteyecek, yaşamak için sebep bulmanız gerekiyor. Delirmek pahasına yaşamaya çalışmalısınız. Sevdiğiniz kişinin hatırına yaşamayı öğrenmek zorundasınız. Tüm bunları yapmak tüm o hisleri silip atmayacak ancak ölenlerinizle, yaşayanlarınızla aynı yürekte kalmayı öğreneceksiniz. Biraz zaman geçip de ortalık yatıştığında sizin gibi onu sevenlerle konuşun. Güzel anılardan bahsedin. Belki gerçek hayatta yaşamadığını ama aslında nasıl da sizin ve sevenlerinin içinde yaşadığını göreceksiniz.
Anlatmayı unuttuğum bir husus var. Konumuz ölüm ama sizin başınıza gelmiş olmasına gerek yok. Eğer bir arkadaşınız bu durumda kalmışsa ilk yapmanız gereken yanında olmaktır. Ancak bu acıyı başka bir şeyle karıştırmayın dostlar. Sevgili acısı gibi dertleşebileceğiniz bir şey değildir bu. O kişi onun hakkında konuşmak isterse, olayları anlatmak isterse anlatır. Başı zaten ilk süreçte kalabalık olacaktır sadece yardımcı olmaya çalışın. İnanın bu sandığınızdan çok daha değerli oluyor. İleride sizin nasıl da yanınızda olduğunuzu hatırlayacaktır. Bizzat yanında olamıyorsanız bile bir arayıp halini hatırını sorun, elinizden gelecek bir şey var mı diye sorun. Yok diyecektir önemli değil ara sıra sık sık sık arayın. Anlatmak ister mi diye sorun. Üstüne de gitmeyin çok fazla. Unutmayın ki herkesin ölüme tepkisi farklıdır.
Şimdi bana sorsanız onca yıl sonra nasıl hayatına devam edebildin diye net bir cevap veremem belki. Bir parçam o gecede kaldı. Ancak annemin de bir parçasını yüreğimde taşımayı öğrendim. acısı hiç geçmiyor. Hiç geçmeyecek ama hafifleyecek sevgili okurum. Hafifledikçe, zaman geçtikçe devam etme fırsatınız olacak. Bu fırsatı iyi değerlendirin. İyi bir insan olmak çok meşakkatli bir şeydir. Elinizdeki hayatın kıymetini bilin.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu