Helal Lokma Yoksa Abdest Neylesin
Bedenini yıkamak kolaydır; peki ya haramla beslenen ruhunu, kirli niyetlerini neyle temizleyeceksin?
Ağzına helal lokma girmemiş bir insanın yüzünü yıkaması, kirli bir aynayı silmekten farksızdır. “Helal lokma girmeyen avurtları abdest temizlemez” ifadesi, yalnızca bir söz değil; ahlaki çöküşümüze vurulan sarsıcı bir tokattır.
Bu güzel vatanımızda insanlar kamplara bölündü: Sağcı, solcu, laik, muhafazakâr, şeriatçı, şu partiden, bu mezhepten veya falan ırktan… Herkes kendi kimliğini bir zırh gibi kuşanıp karşısındakini ahlaksızlıkla itham ediyor. Oysa hakiki ölçü ne ideolojide saklıdır ne de dildeki sloganlarda. Siyasi rozetiniz, etnik kökeniniz ya da temsil ettiğiniz düşünce ne olursa olsun; şayet helal kaygınız yoksa, kul hakkı gözetmiyorsanız, siz kötü bir adamsınız.
Dinin sembollerine sarılmak, haramla şişirilmiş bir vicdanı aklamaya yetmez. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:
“Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yeyin…” (Bakara, 168)
Bu ilahi emir, amelsiz ve ahlaksız bir dindarlık söylemini kökten reddeder. Şeklen yerine getirilen ibadetler, kursaktan geçen haramı örtmeye yetseydi, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bizleri şu sarsıcı uyarıyla ikaz etmezdi:
“Aylarca seyahat etmiş, saçları dağılmış, toza toprağa bulanmış bir adam ellerini semaya kaldırıp ‘Yâ Rabbi, Yâ Rabbi!’ diye dua eder. Oysa yediği haram, içtiği haram, giydiği haram ve haramla beslenmiştir. Böyle birinin duası nasıl kabul edilsin?” (Müslim)
İşte mesele tam da budur: Harama bulaşmış bir ağzın duası göğe yükselmez, haramla beslenen bir bedenin aldığı abdest ruhu arındırmaz. Abdest, suyun deriyle buluşması değil; kalbin ve niyetin temizlikle buluşmasıdır. İçinde haram taşıyan bir avurdun dışını yıkamak, kendini kandırmaktan başka bir şey değildir.
Dünyayı ve insanlığı kurtaracak olan şey ideolojik zaferler değil, helal bilincidir. Adaletin, dürüstlüğün ve merhametin sınırı; ne bir partinin tüzüğünde çizilebilir ne de bir grubun tekelindedir. Bir insanın iyi ya da kötü oluşunun yegâne terazisi, elini uzattığı rızkın helalliğidir. Tabağına, cebine ve evladının boğazına koyduğu lokmanın hesabını vermeyen hiç kimse, hangi fikrin arkasına saklanırsa saklansın kirlidir.
Artık maskeleri ve etiketleri bir kenara bırakalım. Kursağımızda kimin hakkı var? Avurtlarımızdan geçen lokma helal mi?
Çünkü helal kaygısı taşımayan bir vicdanı ne abdest arındırabilir ne de dünyadaki hiçbir dava sloganları aklayabilir, vesselam.
Alın Teri
Tembellikten ter bilenler beridir
İnsanın cenneti alın teridir
Alın teri hak bilenin göz nuru
İhsan gücü helal lokma süruru
Helâl yoksa gaspperestler hür olur
Vicdan sağır izan irfan kör olur
Körlük tufan kalpten ruha giden hat
Ve nihayet kalpte başlar tahribat
Bu tahribat akıbetin âmânı
İflas çeker şirke satar imanı
Sefil eder kul hakkıyla zehirler
İhsan ölür iblis dolar şehirler
Sonra başlar ahir zaman fitnesi
Sokakları küfre boyar şirk sesi
Alın teri tebliğ irşat libası
Giyenlerdir hür milletin tebaası
Ömer Ekinci Micingirt
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu