Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Dağ Rüzgârı

Dağ Rüzgârı


Dağ Rüzgârı


Dağ geçitlerinden kopup gelen o sert yele açtık zihnimizi,

Uçurumlara savruldu kentin bütün yalan fısıltıları birer birer.

Gök kubbenin altında mal mülk kavgası edenlerin unvanları silindi,

Kulaklarımız artık o sahte alkışların kirli gürültüsüne sağır.

Biz menfaat sofralarında yer kapmak için ömür tüketmedik,

Önümüze açılan sarp patikalarda kendi özgür nefesimizi tarttık.

Sen mermer sarayların yapay ikliminde konforla yaşlandığını gizlerken,

Benim payıma asırlık çınarların dallarındaki o ağır sükûtu duymak düştü,


Kibrin uydurduğu sahte sınırları şu fırtınanın eliyle yırtıp atmak düştü.

Zamanın hileli saati çoktan durdu bu kuzey yamacın eşiğinde,

Bizi dijital ekranların, mesai prangalarının arasına sıkıştıramazlar.

Hangi canlının izini sürsek orada karşılaştık ecelin net gerçeğiyle.

Kayaların dibinde biriken kar suları gibi aktı içimizden eski korkular,

Yüksek tepelerin çıplak sırtında rüzgâr, yalanları darmadağın etti.

Kentlerin cam kulelerinde biriken o soğuk hesaplar eridi,


Gölgelerin arasında saklanan çıkarlar, gün ışığına çıkınca soldu.

Biz o dar odalarda nefes darlığı çekenlerden olmadık,

“Geniş yaylalarda, bozkırın uçsuz kenarında kendi adımlarımızı ölçtük.

Sen yapay ışıkların altında yüzünü boyarken,

Benim payıma geceleyin gökyüzünün çıplak yıldızlarını saymak düştü,

Sahte dostlukların ince iplerini şu sert yel ile koparmak düştü.

Zamanın eğri terazisi bozuldu bu sarp yamacın eteğinde,

Bizi sanal kalabalıkların, aceleci adımların arasına hapis edemezler.

Hangi ağacın köküne dokunsak orada bulduk toprağın suskun gerçeğini,


Hangi derenin sesini dinlesek orada işittik ebedi akışın dilini.

Artık o kalabalık caddelerin uğultusu bize ulaşmıyor,

Artık o parlak vitrinlerin yalanı gözlerimizi kamaştırmıyor.

Biz kendi gölgemizle yürüdük, kendi sustuğumuzla konuştuk,

Dağın dilini öğrendik, rüzgârın yazısını okuduk.

Sen hâlâ o mermer koridorlarda unvan peşinde koşarken,

Benim payıma uçurum kenarında durup boşluğa bakmak düştü,

Kibrin ördüğü duvarları şu fırtınanın avucuyla yıkmak düştü.

Zamanın hileli saati burada durdu,

Bizi hiçbir pranga, hiçbir ekran, hiçbir yalan tutamaz bizi artık.


Mehmet Aluç


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Dağ Rüzgârı

Dağ Rüzgârı

kul mehmet kul mehmet