Gelen Kim
Gölge boylandı duvarda, vakit ağırlaştı,
Sokaktan geçen son ayak sesi de kaçtı.
Bir fısıltı dolaştı odanın köşelerinde,
Sanki rüzgâr değil, zamanın kendisi sarardı.
Gözleri kapıda bekleyenlerin nefesi tıkandı,
Söndü masadaki mum, alev renkten utandı.
Sığınacak bir dize, tutunacak bir dua arandı;
Ama kapı çalınmadı... Zaten içeri çoktan vardı.
Soğuk bir el dokundu eşyanın hatırasına,
Ayna kırıldı Kendi aksinin utancına.
Ne makamın hükmü kaldı, ne altının parıltısı;
Her şey çekildi o tek ve mutlak yalnızlığına.
Ve o ses duyuldu, odanın tam ortasından:
"Ettiğiniz yeminler, ördüğünüz surlar nerede?
Yarınlara dizdiğiniz hayaller, gururunuz nerede?
Bir nefeslik borcunuz vardı bu toprağa,
Günü geldi... Ödeme vakti tam da bu perdede."
Bir yaprak daha düştü takvimden sessizce.
Masa üstünde yarım kalmış bir fincan çay,
Sandalyede unutulmuş bir hırka kaldı geride.
Ne bir veda cümlesi yetişti son ana,
Ne de bir itiraz hakkı tanındı zamana.
Giden gitti.
Dışarıda yağmur yine aynı hırsla yağdı,
Ama o odada artık sabah hiç doğmadı.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu