Yanlış Duraklarda Bekledim
Kalemin ucu artık körelmiş,
yine de çiziyor:
senin omzundan düşen bir saç telini,
geceye savrulan dağ rüzgarını,
ve o esintinin içinde saklı bütün şehirleri.
Harita artık sadece kâğıt değil;
senin saçlarının siyah coğrafyası,
yağmurla ıslanan uçlarından damlayan damlalar
yüzünden akan nehirler
Gözlerinde ki o derin liman.
Yanlış duraklarda beklediğim yıllar,
yanlış otobüslerde uyukladığım geceler
birden anlam kazanıyor;
hepsi seni bulmak için .
yolumu uzatan sabırlı sapmalarmış.
Sırtımdaki eski sevdaların ağırlığı
şimdi hafifliyor,
çünkü senin gülüşün
bütün yükleri birer birer çözüyor.
Bilet hâlâ cebimde,
yıpranmış kenarları,
üzerinde silik bir tarih,
belki de hiç binmediğim bir seferin anısı.
Ama şimdi o bileti
senin avucuna bırakıyorum.
Üzerine yazıyorum:
“Bu yolculuk bitti.
Artık son durağım sensin.”
Küçücük kâğıda sığdırdığım
bütün yarım kalmış randevular,
bütün suskunluklar,
bütün bekleyişler
senin kollarında eriyor.
Birden anlıyorum:
otobüs hiç yanlış değildi,
sadece seni getirene kadar
dolaşması gerekiyormuş.
Bu vakte kadar
Hangi çiçeğe sorsam seni,
kendi renginden utanır demiştim.
Şimdi anlıyorum ki
çiçekler utanmıyor,
ben utanıyorum.
Çünkü senin adını
toprağın dilinde,
yağmurun şarkısında,
rüzgârın fısıltısında
söyleyebiliyorum da
kendi dilimde
bir türlü söyleyemiyorum
*
Ellerim acemi,
cümleler mahcup…
Ama sen orada durdukça,
biraz tebessüm ettikçe,
içimde gün yüzüne çıkmayı bekleyen
bütün filizler
birden yeşeriyor.
Bahar geliyor,
ama bu kez
senin nefesinle
Toza toprağa bulanmış yorgun bir yolcuyum hâlâ.
Ama artık yanlış şehirlerde uyanmıyorum.
Her sabah
senin soluğunun sıcaklığında
doğuyorum yeniden.
Eğreti dostluklar,
yarım kalmışlıklar,
menzil sancıları…
hepsi geride kaldı.
Şimdi sadece
senin sakin limanına
yalın ayak koşmak istiyorum.
Nefes bile almadan,
seve seve,
bütün yolları
bir solukta aşarak.
Çünkü biliyorum:
o limanda
kırık kalemim bile
sapasağlam rotalarr çizecek.
Kaderimizi senin adınla yeniden çiziyorum.
Kalemin her darbesinde
eski yaralar kapanıyor,
yeni haritalar açılıyor.
Senin çocuksu gülüşün
bütün pusulaları bozuyor;
artık kuzey yok,
güney yok,
sadece sen varsın.
Uzun mısralar yazıyorum,
çünkü kısa cümleler
seni taşımıyor.
Her satırda
biraz daha yaklaşıyorum,
her dizede
biraz daha eriyorum.
Ve anlıyorum ki
bu şiirler bitmeyecek;
sen oldukça…
Kusuruma bakma canım,
okkalı laflar edemem ben.
Ama şimdi
bütün derbederliğimi,
bütün boşluğumu,
bütün yanlış duraklarımı
senin o gamzeli gülüşüne
sığınarak
yeniden yazıyorum.
Kırık kalemimle,
yıpranmış biletle,
toza toprağa bulanmış ellerimle…
Sen sadece
orada dur,
yeter ki tebessüm et,
bir parça ışık ver.
Geri kalanını
ben tamamlarım.
Bu kez doğru otobüse bindim.
Bu kez doğru duraktayım.
Bu kez
yalnızca senin için
geliyorum
Bekle beni bir akşam vakti .
redfer
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu