Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Duygusal Zamanlarım

Duygusal Zamanlarım


Işık yılları aşılır, mesafeler anlamını yitirirdi artık,

çünkü bu uzaklık fiziksel bir yok oluş değil,

yeni bir varoluşun ilk adımıydı.

Akıl, elindeki kırık pusulayla yalnız kalırken;

yürek, kendi yörüngesinde kendi güneşini yarattı.

Artık ne yöneten vardı ne de yönetilen,

sadece sonsuzluğa çekilen hür bir akış...


Sol yarımadasına bir kıvılcım salındı 

Nedendir, 

emrinde olduğunu düşündüğü yüreği 

azat etmesinden olacak ki, 

bir titremeyle yeni bir sürecin başladığını kabul etti. 


“Duy” dedi yürek,

“Duy beni bilinmedik zaman!

Duy beni yazılmış kaderime rağmen.

Bütün yaşadıklarıma

ve yaşayamadıklarıma rağmen duy beni.


Duygusal zamanlarım, 

nerelere akıttığımı hatırlayamadığım gözyaşlarım, 

bir yüreğin içinde açan gülün 

dikenine takılı kalan sevdalarım, 

siz de duyun! 

Bu durağanlığımı, çaresizliğimi 

ve kusursuz olmadığımı da bilin. 


Sustuğum her an, 

toprağa gömdüğüm bir tohumdu,

şimdi kökleri aklın saraylarını zorlayan.

Çünkü boyun eğmek, 

var olmanın dengesi değildi,

sadece görünmez kılınmış bir fırtınanın beklemesiydi.


Kaç mevsim söndürüldüm mantığın soğuk rüzgarlarıyla,

kaç kez hiçe sayıldım bir hesap hatası uğruna?


Şimdi dinleyin, 

ey kalıplara sığdırılmaya çalışılan varoluşlar!

Ben sadece atan bir kas, 

yön gösteren bir pusula değilim;

ben tanımı yapılmamış boşlukların tek sahibiyim.

Aklın dar kalıplarında boğulan her ne varsa,

benim derinliklerimde özgürlüğüne kavuşur.


Ne sonda yer almak istiyorum, 

ne başta. 

Bu bir kervan, 

içinde olmak arzumu bilin. 


Dünyayı döndüren kuvvetle dönüyorum. 

O kuvvet çekiyor beni merkezine; 

merkez kor, 

merkez karanlık, 

merkez mahşeri bir kalabalık. 


Gezegenimizi ısıtan güneş ısıtamıyor, 

en güçlü mantık kuralları işlemiyor, 

hiçbir teori deneysel verilerle örtüşmüyor. 

Aklın terazisi taban yapmış, 

yürek terazisi de göklerin terazisi ile çelişiyor”. 


Neydi bunca yıldır suskun olan bu yüreği 

bir anda çekilmez kılan? 

Zayıfların, özlemlerin, ötelenmişliğin isyanı mıydı? 

Ne istiyordu?

Farkındalık mı?

Ama kimden ve ne için?

“Kim katlanabilirdi ki buna?”


Dalgıçların dalmaktan fersah fersah kaçtıkları

bu denize kim gelebilir,

kim bu denizin tek yüzücüsü olurdu?

Ama yürek,

artık akıldan onlarca ışık yılı uzaktaydı.


O derin denizin dibinde, 

fırtınalardan uzak bir sessizlikte,

tek yüzücü kendi hakikatine ulaştı.

Ne akıl yürütülebildi bu gidişe, 

ne de bir isim verilebildi.


Şimdi ne aklın hesabı dokunabilir bu uçsuz bucaksızlığa,

ne de korkuların adımları düşer bu hür yürüyüşe.

Yürek, kendi varlığıyla barışmış bir derviş gibi,

zamanın ve mekânın ötesindeki 

o kutlu ritme teslim oldu.

Tüm sorular eridi, 

tüm çelişkiler tek bir hakikatte birleşti;

karanlık dediğin, 

kendi ışığını doğuran kutsal bir rahimmiş meğer.


Sustu nihayet akıl, 

diz çöktü tanıyamadığı bu görkem karşısında.

Kervan yoluna devam etti, 

yıldızlar kendi türküsünü söyledi.

Ve yürek, 

o mahşeri kalabalığın tam ortasında,

kendi özüyle baş başa kalmanın huzurunu yaşadı

Çünkü aradığı ne bir zaferdi 

ne de bir kabulleniş;

sadece hesapsızca çarpmanın 

ve kendi olmanın sonsuz hazzıydı...



redfer



Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Duygusal Zamanlarım

Duygusal Zamanlarım

redfer redfer