Ölüm Bizler İçin Bir Düğünse
Ölüm Bizler İçin Bir Düğünse…
19 Ekim 2026
Ölüm ve düğün… Benim zihnim neden bu iki kavram arasında gidip geliyor, sevgili günlüğüm? Rüyamda gördüğüm iki düğün kimin içindi? Neden şimdi, Gülseren ablanın canıyla mücadele ettiğini öğrendiğim bu günlerde yeniden hatırlıyorum onları?
Belki de ölüm dediğimiz şey, geride kalanlar için ayrılık olsa da inananlar için başka bir anlam taşıyordur. Biz dünyada bir düğün kurarken sevdiklerimizi bir araya getiriyor, kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Ya ölüm? Ya bu dünyadan göçmek, inandığımız o büyük kavuşmanın kapısını aralıyorsa? Belki de bizim ayrılık diye ağladığımız şeye, inancımız başka bir pencereden bakmayı öğretiyordur. Ölüm, geride kalanların gözyaşı; göçenin ardından kurduğumuz inanç dünyasında ise bir vuslat ümidi olabilir mi?
Dinî düşüncede ölüm, yalnızca bedenin son bulması olarak görülmez; ahiret inancı, dünya hayatının ötesinde bir varoluşa ve Allah'a kavuşma umuduna kapı açar. İnsan bu inançla ölümün karşısında teselli bulmaya çalışır. Fakat inanmak, sevdiğinin ardından üzülmemek demek değildir. Ayrılık can yakar, özlem insanın içine çöker. Belki de inanç, acıyı ortadan kaldırmaktan çok, acının içinde tutunabileceğimiz bir anlam sunar.
Öyleyse ölüm bizler için bir düğünse, neden bu kadar korkuyoruz? Belki de düğünün kendisinden değil, geride bırakacaklarımızdan, yarım kalmış sözlerimizden, bir daha sesini duyamayacağımız insanlardan ayrılmaktan korkuyoruz. Gidenin kavuşacağına inanırken kalan, yokluğun ağırlığını taşımaya devam ediyor. Aynı olay, iki ayrı dünyanın kapısında iki ayrı duyguya dönüşüyor.
Yine de rüyamın bana bir haber verdiğini söyleyemem. İki düğün gördüm diye bir anlamı olduğuna hükmetmek istemiyorum. Ama bu düşüncenin zihnimde uyandırdığı soruyu da susturamıyorum. Belki rüyalarımızdan çok, onların içimizde açtığı kapılara bakmalıyız. Benim önümde açılan kapının ardında ölüm, inanç, kavuşma ve ayrılık var.
Gülseren abla yeniden iyi olsun, yine şarkılarını söylesin istiyorum. Çünkü ölümün ötesinde bir kavuşmaya inanmak, bu dünyada sevdiklerimizle geçireceğimiz günlerin kıymetini azaltmıyor. Tam tersine, onları daha dikkatle yaşamamız gerektiğini hatırlatıyor. Eğer ölüm bir vuslat düğünüyse bile, biz henüz burada birbirimize söyleyecek sözlerimiz varken vedaya hazır değiliz.
Belki de insanın çelişkisi tam burada saklı: Öte dünyanın umuduna tutunurken bu dünyadaki sevdiklerini bırakmak istemiyor. Bir yandan kavuşmaya inanıyor, öte yandan ayrılığın ihtimaline bile dayanamıyor.
İki düğün kimindi, sevgili günlüğüm? Bilmiyorum. Belki de bu sorunun cevabını bulmak zorunda değilim. Ama artık şunu düşünüyorum: Ölümün ardında bir kavuşma olduğuna inanmak, yaşarken birbirimize daha çok sarılmamızın önüne geçmemeli. Çünkü hangi inanç penceresinden bakarsak bakalım, bugün yanımızda olan bir insanın sesini duymak, elini tutmak ve ona sevgimizi söylemek hâlâ bu hayatın bize sunduğu en kıymetli armağanlardan biri.
H. Çiğdem Deniz
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu