Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Kuyruğunu Dik Tutan Kadındı O

Kuyruğunu Dik Tutan Kadındı O

Kuyruğunu Dik Tutan Kadındı O


19 Ekim 2026


Eve geç döndük. Biraz kendimi toparlamıştım. Akşam yemeğimizi yedikten sonra Gülseren ablayı arayabildim. Telefonun öteki ucundan gelen sesini duymak istiyordum ama duyacaklarıma hazır mıydım, bilmiyorum.


“Çiğdem, sırtlarım nasıl ağrıyor, bilemezsin,” dedi. Zor konuşuyordu.


Ne diyebilirdim ki? Kelimeler, insanın çaresiz kaldığı yerde ne kadar da yoksullaşıyor. Ağzımda gevelediğim birkaç söz, daha çok neden yanına gelemediğimi anlatmaya çalışan cümlelerdi. Kendimi açıklamaya çalışıyordum belki de. Oysa insan, sevdiği birinin canı yanarken kendi mazeretlerinin ne kadar önemsiz kaldığını hissediyor. Ne söylesem eksik, ne desem biraz kendimi savunmakmış gibi geliyordu.


Gülseren abla, hayatı boyunca kuyruğunu dik tutmuş bir kadındı. Onu hep güçlü, dirençli, başına gelenleri bir biçimde göğüsleyebilen hâliyle düşünürdüm. Yine iyi olacaktı, değil mi? Yine ayağa kalkacak, yine şarkılar söyleyecekti. Koronun içinde sesini duyacaktık. İnsan bazen gerçeğin ağırlığını taşıyabilmek için geleceğe küçük bir kapı aralıyor. Benim de tutunduğum yer orasıydı. Henüz söylenmemiş şarkılar, birlikte geçirilecek günler, kaldığı yerden devam edecek bir hayat…


Telefonu arayanlar kadar mesaj trafiği de yoğundu. Herkes bir şeyler öğrenmeye, bir haber almaya, bir ses duymaya çalışıyordu. Peki, biz iyi miydik? Ben iyi miydim? Bedenim daha dün beni acilin kapısına kadar sürüklemişken şimdi bütün dikkatim Gülseren abladaydı. Kendi korkumla onun korkusu birbirine karışmış, hangisinin nerede başlayıp nerede bittiğini ayırt edemez olmuştum.


Koro konsere hazırlanıyordu. Provalar, şarkılar, sesler, belki de sahnede yaşanacak güzel bir heyecan… Hayat, alıştığı düzenin içinde akıp gidiyordu. Biz ne yapıyorduk peki? Birimiz canıyla uğraşıyordu, öteki çaresizliğin dibinde debeleniyordu. Aynı günün, aynı şehrin, aynı hayatın içinde insanlar ne kadar farklı şeyler yaşayabiliyordu. Birileri bir şarkının notasını ararken birileri bir hastane odasında ağrısının dinmesini bekliyordu. Birileri konsere hazırlanırken birileri, sevdiği insanın yarın yine arayıp arayamayacağını düşünüyordu.


Hayatın bu kadar yan yana duran yüzleri karşısında insan ne yapacağını bilemiyor. Dünyanın durmasını bekleyemiyorsun. Birinin canı yanıyor diye bütün hayat susmuyor. Şarkılar söylenmeye, telefonlar çalmaya, akşam yemekleri yenmeye devam ediyor. Fakat insanın içinde bir yer var ki oraya bir korku yerleşti mi dışarıdaki bütün sesler değişiyor. Bir şarkı eskisi gibi duyulmuyor, sıradan bir telefon konuşması bile insanın içine dokunuyor.


Benim aklım bir türlü bu düşüncelerden uzaklaşamıyordu. Üstelik kendi bedenim de bana yabancılaşmıştı. Dün acilde yaşadıklarım, o acı ve yanma hissi, kalbimle ilgili duyduğum korku… Bütün bunların ardından Gülseren ablanın yaşadıklarıyla karşılaşmak, hayatın ne kadar kırılgan olduğunu yüzüme vurmuştu. İnsan kendi başına gelince korkuyor elbette ama sevdiği birinin başına geldiğinde korkusuna bir de elinden hiçbir şey gelmemenin acısı ekleniyor.


Birini sevmek, her zaman onun yanında olabilmek demek değilmiş meğer. Bazen yanında olamamanın mahcubiyetiyle telefona sarılmak, söyleyecek doğru bir cümle bulamamak, bir haber beklemekmiş. Bazen de kendi korkunu susturup onun için iyi şeyler düşünmeye çalışmak… Ben Gülseren ablanın yine iyileşeceğine, yine şarkılar söyleyeceğine inanmak istiyordum. Çünkü insan, sevdiği birinin hayatını zihninde yarım bırakmak istemiyor.


H. Çiğdem Deniz 


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Kuyruğunu Dik Tutan Kadındı O

Kuyruğunu Dik Tutan Kadındı O

çitlembik çitlembik