Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Elini Isıtayım Gülseren Abla

Elini Isıtayım Gülseren Abla

Elini Isıtayım Gülseren Abla


20 Ekim 2026


Kadir abi, “Gel,” dedi. Ardından yoğun bakıma girdim.


Her hastanın kendisine ayrılmış bir bölmesi vardı. Birbirinden ayrılmış bu küçük alanların içinde hayat, makinelerin gözetiminde sürüp gidiyordu. Hemşire maskelerin bulunduğu kutuyu gösterdi. ben, maskelerden birini ötekilerden koparırcasına çekip aldım. Maskeyi yüzüme yerleştirirken gözlerim Gülseren ablayı arıyordu. Nerede olduğunu bir türlü seçemiyordum. Sonra Kadir abinin sesi geldi: “Burada, gel.”


Sesi bana uzaktan geliyormuş gibiydi.


Gülseren ablayı gördüm. Kendisine ayrılan bölmede, entübe edilmiş hâlde yatıyordu. Ağzına yerleştirilen solunum tüpü, yüzüne bağlanan düzenekler, bedenine tutunan kablolar... İnsan, sevdiği birini böyle görünce bakışlarını nereye koyacağını bilemiyor. Gözlerim yüzünde dolaştı. Kamburu iyice belirginleşmişti Kadir abinin. Gözlerinde hüzün vardı ama yalnızca hüzün değildi bu. Adını koyamadığım, tarif etmek istesem kelimelerin yetersiz kalacağı başka şeyler de vardı.


Böyle anları anlatan ne çok kitap okumuş, ne çok film izlemiş, başkalarının anlattığı ne çok hikâye dinlemiştim. İnsan, başına gelmeden önce bütün bunları bildiğini sanıyor. Oysa yaşamak başka, anlatılanı dinlemek başka. Şimdi ben de anlatılanların içindeydim.


Gülseren ablanın yanına yaklaştım. Beni duyacağına inanarak konuştum.


“Konserimiz var. Bir an önce iyileş. Hepimiz seni bekliyoruz. Arkadaşlarının selamı var.”


Sanki birazdan gözlerini açacak, beni duyduğunu belli edecek, belki de her zamanki hâliyle bir karşılık verecekti. İnsan, umudunu bazen küçücük bir harekete, bir göz kırpışına, bir parmak kıpırtısına bağlıyor. Ben de ondan bir işaret bekledim.


Gözünü kırptı, bana mı öyle geliyor yoksa...


Hafifçe yumruk yaptığı eline dokundum. Ne kadar soğuktu! O soğukluğu parmaklarımda hissettiğim anda içimden bir şey çekilip alındı sanki. Bir an, ellerini avuçlarımın arasına alıp ısıtmak istedim. İnsan sevdiğinin elini tutarak ona biraz sıcaklık, biraz güven, biraz da hayata dönmesi için cesaret verebileceğini düşünüyor. Ben de ellerini ısıtsaydım keşke...


“Dokunmak yasak,” dedi Kadir abi.


Elimi geri çektim. Oysa ne çok isterdim ellerini avuçlarımın arasına almayı. Başını okşayamasam bile elini tutmayı, tenimin sıcaklığını ona geçirmeyi... Ama dokunmak yasaktı. Birbirimize söyleyecek sözlerimiz varken, ben ona ulaşmanın en bildik yolundan bile mahrum kalmıştım.


Nasıl da huzurlu uyuyordu. Yüzünde, dışarıdaki telaştan habersizmiş gibi bir ifade vardı. Makinelerin sesi yoktu; onun sesi de duyulmuyordu. Ne bir itirazı vardı ne bir sözü ne de o kendine has karşılığı... Ama benim içimdeki ses hiç susmuyordu.


Seninle ilk kavgamızı edecektik Gülseren abla!


Bak, bunu sana daha önce de anlatmıştım. Kadınları, kadınlığımızı; erkekleri, erkekliklerini konuşacaktık. Bildiğimizi sandığımız şeylerin perde arkasını aralayacaktık. İnsanların yıllarca doğru bildikleriyle gerçekten yaşadıkları arasındaki o koca mesafeyi, bize öğretilenleri, kabullendiklerimizi, susup geçtiklerimizi masaya yatıracaktık. Belki birbirimize itiraz edecek, belki seslerimizi yükseltecek, belki de konuşmanın sonunda hiçbir konuda anlaşamayacaktık. Ne önemi vardı? Konuşacaktık işte. Birbirimizi dinleyecek, birbirimize karşı çıkacak, gerektiğinde kendi doğrularımızı da sorgulayacaktık.


Ya bizim koro? Aşk şarkıları söylerken aşkın hangi hâlinde debeleniyordu? Dillerimizden dökülen o güzel sözlerin hayatımızdaki karşılığı neydi? Aşk dediğimiz şey, şarkılarda anlatıldığı kadar kolay mıydı? Kadın olmakla erkek olmak arasındaki görünmez sınırları kim çizmişti? Biz o sınırların neresinde duruyorduk? Bütün bunları konuşacaktık seninle.


Daha ilk kavgamızı bile edememiştik.


Şimdi sen makinelerin arasında, kendine ayrılmış o bölmede yatıyordun. Ben ise söyleyeceklerimi içimde biriktirmiş, sana dokunamadan, elini ısıtamadan, sesimi sana ulaştırıp ulaştıramadığımı bilemeden başında duruyordum.


İnsan bazen birine söyleyeceği sözleri sonraya bırakıyor. Nasıl olsa yarın konuşuruz, bir başka gün oturur anlatırız, hele bir zaman bulalım da derin derin konuşuruz... Oysa yarın dediğimiz şeyin kimseye verilmiş bir sözü yok.


Gülseren abla, hadi kalk artık!


İlk kavgamızı edelim. Sen itiraz et, ben karşı çıkayım. Kadınları, erkekleri, aşkı, hayatı konuşalım. Şarkılarımızı söyleyelim, bildiklerimizi sorgulayalım. Bırak, bu kez de anlaşamayalım.


Yeter ki konuş.


Yeter ki o soğuk elini yeniden tutabileyim.


H. Çiğdem Deniz

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Elini Isıtayım Gülseren Abla

Elini Isıtayım Gülseren Abla

çitlembik çitlembik