Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

İlk Kavgamızı Edemedik Gülseren Abla

İlk Kavgamızı Edemedik Gülseren Abla

İlk Kavgamızı Edemedik Gülseren Abla 


22 Ekim 2026


İlk trip atışım olacaktı; hatta ilk kavgamızı yapmaya bile niyetleniyordum. Sevgili güncem, tahmin edersin ki insan ilişkileri dediğimiz şey, çöz çözebilirsen, koca bir Arap saçından farksızdır. Bir ucundan tutarsın, bu kez başka bir düğüm çıkar karşına. Son zamanlarda kendimi tanrıçalar kategorisine yerleştirmiş, Afrodit aşağı, Afrodit yukarı, kendimi tiye alıp durmuştum. Şimdi Gülseren ablayı da tanrıça ilan etmeye niyetim yok. O da benim gibi hatalarıyla sevaplarıyla, doğrularıyla yanlışlarıyla etten kemikten bir kadın. Ne var ki insanın birine duyduğu kızgınlık, bazen birkaç cümlenin arasına sıkışıp kalıyor. Şimdi o cümleler bütün anlamını yitirmişken, içimdeki kırgınlığı nasıl anlatmalı? Biraz sitem, biraz öfke, biraz da insan ilişkilerinin o anlaşılmaz muhasebesi... Fakat ne tuhaf, insanın söylemeye hazırlandığı sözler, karşısındaki insanın başına bir şey geldiğinde birdenbire boğazında düğümleniyor. Kavga erteleniyor, trip hükümsüz kalıyor; geriye söylenememiş sözlerle insanın kendi kendine yaptığı hesaplaşma kalıyor.


Ah, bizim koronun sandalyeleri, ah! Suçlu yine sizsiniz! Kaç zamandır korolarda yaşanan yer ve statü kavgalarından söz ede ede dilimde tüy bitmişti. İnsan sesini güzelleştirmek için girdiği koroda bazen sesinden çok yerini korumaya çalışıyordu. Kimin nerede oturduğu, kimin kime yakın durduğu, kimin hangi konumda görüldüğü derken müziğin birleştirmesi gereken insanlar, kendilerini görünmez ölçülerle birbirinden ayırabiliyordu. Oysa sandalye dediğin alt tarafı dört ayaklı bir eşya; ama gel gör ki insanın gönlünde bir makama, bir hak edilmişliğe, hatta bir itibar meselesine dönüşebiliyor. Nota sehpasının önünde herkes aynı eseri söylemeye hazırlanırken gönüllerin aynı yerde buluşması her zaman mümkün olmuyordu. Ben de bunca zamandır bu meseleleri düşünüp durmuş, kimi zaman söylenmiş, kimi zaman kendimce gülüp geçmiştim. Meğer insan, tam da bir şeyleri dile getirmeye hazırlanırken hayatın başka bir yüzüyle karşılaşabiliyormuş.


Arkadaşımızın kırgınlığını içine atacağını biliyorum. Belki kimseye belli etmeyecek, belki kendi içinde sessizce taşıyacak. Şimdi Gülseren abla için dualar gönderecek; ders sırasında gözleri bir ara onun boş kalan sandalyesine takılacak. İnsan yokluğun ne demek olduğunu bazen bir sandalye boş kaldığında daha iyi anlıyor. Dün yer yüzünden kırıldığımız, birbirimize söyleyecek sözler biriktirdiğimiz o sandalyeler, bugün başka bir anlam taşıyor. Birinin oturmasını bekleyen sessiz bir eşya olmaktan çıkıp hatıraların, kırgınlıkların ve söylenemeyen sözlerin tanığına dönüşüyor. Belki de hayat, bize en çok böyle anlarda haddimizi bildiriyor. Biz kendi küçük meselelerimizi büyütürken o, hiç beklemediğimiz bir anda önümüze çok daha büyük bir gerçeği koyuyor.


Sonra mı...


Önce sandalyesine bir demet çiçek koyar, bir süre boş bırakırız diye düşünüyorum. Belki yanından geçerken gözlerimiz takılır, belki içimizden bir dua göndeririz. Ama merak etmeyin, sevgili güncem, o sandalyeyi kutsal emanet ilan edip etrafına bir tapınak inşa etmeye kalkışmadan hayat kendi bildiğini okuyacaktır. Bir gün bakmışız, başka bir arkadaşımızın poposu kurulmuş bile aynı sandalyeye. Sonra mı? Yeni yer meseleleri, yeni kırgınlıklar, yeni kavgalar... İnsan dediğin unutmakta da yeniden başlamakta da pek maharetli. Sandalyeler değişmez, insanlar gelir gider; biz de bir bakarız, yine aynı koronun içinde, başka bir sandalyenin etrafında yeni bir hikâyenin başrolündeyiz.


H. Çiğdem Deniz

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
İlk Kavgamızı Edemedik Gülseren Abla

İlk Kavgamızı Edemedik Gülseren Abla

çitlembik çitlembik