Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
Altın Üye
24.10.2026 · 30 · 1 · Tahmini 3 dk okuma
PDF olarak indir

“Allah İle Korkutulunca O'nu Sevmekten de mi Korktunuz” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Allah İle Korkutulunca O'nu Sevmekten de mi Korktunuz

Allah İle Korkutulunca O'nu Sevmekten de mi Korktunuz


Birçoğumuz Allah'ı önce rahmetiyle değil, cezalandırmasıyla tanıdı.


“Bunu yaparsan Allah seni çarpar.”


“Allah seni sevmez.”


“Şöyle yaparsan Allah seni taş eder, seni yakar…”


Bu cümleler, çocukluk yıllarımızdan hafızamıza kazınan, pek çoğumuzun aşina olduğu tehdit içerikli sözlerdi.


Bunları söyleyen anne babalarımız da muhtemelen aynı anlayışla yetiştirilmişti. Bizleri kötülüklerden korumak, söz dinletmek, doğruyu yanlıştan ayırmayı öğretmek istiyorlardı. Belki niyetleri iyiydi; fakat iyi niyetle söylenen her sözün gönülde doğru bir iz bırakmadığını hesaba katamadılar.


Zira çocukları kötülükten uzaklaştırmak için kullanılan böyle bir dil, farkında olmadan onları iyiliğin kaynağından da uzaklaştırabiliyordu.


Oysa Rabbimiz, Zümer Suresi'nin 53. ayetinde şöyle buyurur:


“De ki: Ey kendi aleyhlerine olarak haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”


Bu ayet bize, insanın hataları ne kadar büyük olursa olsun Allah'ın rahmetinden ümidini kesmemesi gerektiğini hatırlatır. Çünkü insan yanılabilir, yanlış yapabilir; fakat pişmanlık duyup doğruya yönelmenin, tövbe etmenin kapısı açıktır.


Peki, biz çocuklarımıza Allah'ı anlatırken bu kapıyı ne kadar gösterebildik?


Allah'ın rahmetini gölgede bırakıp korkuyu dinin tamamıymış gibi sunmak, dinî eğitimin en önemli yanlışlarından biri olmadı mı?


Henüz davranışlarımızın ahlakını dahi kavrayamadan Allah'tan korkmayı öğrendik belki de. Bir davranışın neden yanlış olduğunu, bir başkasının hakkını çiğnemenin ne demek olduğunu, vicdanın neden susturulmaması gerektiğini yeterince anlayamadan ceza ihtimaliyle karşılaştık.


Yanlış yaptığımızda pişmanlık duymak yerine yakalanmaktan korktuk; Allah'a yönelmek yerine O'ndan saklanmak istedik belki de.


Oysa korkuyla sağlanan itaat, tek başına insanın vicdanını geliştirmeye yetmez.


İnsan, kimse görmediğinde de doğruyu seçebilmeli; yanlış yaptığında yalnızca cezadan korkmamalı, yaptığı haksızlığın farkına varabilmeli. Çünkü ahlak, yalnızca bir yaptırımdan kaçınmak değil, kimsenin hakkına girmemeyi içtenlikle benimsemektir.


Elbette dinî eğitimde sorumluluk, hesap ve ceza kavramları da olmalıdır. Bunları yok saymak ne doğrudur ne de dinin bütününü anlamaya yeter. Lakin bunları anlatırken Allah'ın rahmetini geri plana iterek korkuyu dinin tek dili hâline getirmemeliyiz.


Çünkü Allah'ı yalnızca cezalandıran bir kudret olarak tanıyan çocuk, büyüdüğünde O'na sevgiyle yönelmekte zorlanabilir.


Oysa Allah'tan korkmak, O'ndan uzaklaşmak için değil; O'nun rızasından uzak düşmemek için bir bilinç olmalıdır. Allah'ın azametini idrak etmekle derinleşen haşyet, insanı umutsuzluğa değil, sorumluluğa; kaçmaya değil, kendini düzeltmeye yöneltmelidir.


Sevgi, sevdiğinden ürküp uzaklaşmak değildir. Asıl incelik, sevdiğinin rızasını kaybetmekten, O'nun sevgisine layık bir kul olamamaktan endişe duymaktır.


Peki, insan sevdiğinin rızasını kazanmak için nelerden vazgeçmez?


Yine yalnızca O istediği için neleri göze almaz, hangi fedakârlıklara katlanmaz?


İşte sevginin asıl imtihanı da burada başlar. Çünkü gönülde yer eden sevgi, yalnızca dilde kalmaz; tercihlere, davranışlara ve vazgeçişlere yansır.


Şimdi sizden küçük bir şey isteyeceğim.


Beş dakika gözlerinizi kapatın. Derin bir nefes alın. O nefesi size bahşeden, her nefeste hayatınızı sürdürmenize imkân veren Rabbinizi kalbinizin neresinde ağırladığınızı düşünün.


Unutmayın, Allah size şah damarınızdan daha yakındır.


Hissettiniz mi şimdi?

Bakın  ruhunuz bile titredi…


Ama bu korkudan değil...

Sevgiden, aşktan, O'na duyulan derin bir bağlılıktan…


Gördüm bir de  gülümsediniz sanki... :) 


Allah sizi bildiği gibi değil, sevdiği gibi yapsın e mi…

Umarım ayağınız kayar da cennete düşersiniz sevgili ahali


Vesselâm.


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Allah İle Korkutulunca O'nu Sevmekten de mi Korktunuz

Allah İle Korkutulunca O'nu Sevmekten de mi Korktunuz

hatice-kilinc hatice-kilinc