Sevmek Deger Vermek Değildir
Hani,yeni bir yıl girerken hepimizin dudaklarından dökülen şu meşhur sözler vardır ya;
Yeni yıl bize huzur,mutluluk,sağlık,sevgi saygı,,başarı vs.getirsin diye..
Bana 2026 ayrılık getirdi..
Bu sene şu koca ömrüme sığdırdığım ayrılıkların en hüsranlıarını yasarken,33 yıllık çocukluk arkadaşıma bile uzak kalmanın hüznü vardı içimde..
Ve işin en yürek burkan kısmı ise hepsinin altında yatan sebep aynıydı biliyor musunuz?
Tek başıma verdiğim hayat mücadelesinin omuzlarıma binen ağır yükünün altında ezilirken,kâh kırmış olmak,kâh kırılmış olmak.
Bu neden..
Peki sonuç ne biliyor musunuz?
Çok klişe olacak ama beni anlayamamaları..
Birinin evladının öğretmenliğini yaparken kırıldım..
(Sen benim uzakta olan kız kardeşimin yerine koyduğumsun diyerek hissettirirdim sevdigimi..)
Birini ödeme beklerken kırdım,
(Adaşım diyerek severdim)
Birini hem kırdım,hem kırıldım..
(O bunu hiç bilemedi ama yaram yarasına çok denkti)
Bazen onlara yetebilmek için kendinizden vazgeçerken farkedersiniz vazgeçilen olduğunuzu..
Ne acıdır ki,sana da mı yük oldum diyerek gittiğiniz yerde başlar hikayeniz..
Git dememişlerdir de,gitmek için etmişlerdir;kâh anılar silinmiştir,kâh sesler,kâh şarkılar,kâh sözler..
Geceye vurdukça yaşanılan güzel günlerin hatraları,actığınız sayfalarda bulamazsınız artık onları..
İçinizi yakan katran karası ateşlere eşlik eden sessiz çığlıklarınız artık çıkmak isterken yüreğinizden,müsait olmayan ortamların kurbanı olur birbirine geçirdiğiniz dişler,avuçlarınızı sıkarken tırnaklarınızın acısını hisseden eller..!
Oysa hepimizin tek ortak noktasıydı sevmek ama bizler sevgiye o kadar aç insanlardık ki,onun peşinde hızlıca koşarken değer vermeyi unutmuştuk.
Anlamak,ya da anlaşılmayı istemek..!
Değer vermenin en ama en önemli kriterlerinden biriymiş,bunu öğrettii kafama vura vura şu zalim hayat bana
Beklemek, özlemek,hissetmek,hissettirmek,sabretmek.
Bunların hepsi bir ağacın dallarıydı aslında..
Biz yıllarca sevgiyi kutsadık durduk;
Seven insan bekler,seven insan özler,seven insan hissetttirir vs.diye diye..
Oysa bunlar sevenin değil,değer verenin eylemleri idi..
Peki,sevmeden değer verilebilir mıydı?
Evet..
Değer verdiğiniz insanı sevebilirsiiniz ama sevdiğiniz insana değer vermeyebilirsiniz.
Yoldan karşıya geçmek isteyen bir yaşlıyı karşıya geçirirken sevmiyoruz ama insan olduğu için ona değer veriyoruz,
Düşen insanı sevmiyoruz ama kaldırıyoruz çünkü o bir insan ve biz ona sadece insan olduğu için değer veriyoruz..
Acıma duygusu dediğinizi duyar gibiyim;ama o çok ayrı..
Acıyarak baktığınız canılıyla bağ kurmazsınız;
İbandan attığınız paralarla yaptığınız hayırlar gibi..
.Ya da herkes hayvan sevmez ama hayvanı doyurur;çünkü o bir hayvan;canlı olan herkese değer vermek fıtratımızda varken bunu en çok sevdiklerimize göstermeyişimiz de yine fıtratımızda olan bir tezat.
O onu yaptı,bu bunu yaptı diye bahanelere sığınmak kolayımıza geliyor.
Ve sevmek için değil,yermek için daha çok bahane üretiyoruz.
Oysa yine insanın fıtratında var olan sevgiye açlık hissi,sevmeyi ne kadar da çabuk kolaylaştırıyor değil mi!?
Bir de değer vermeyi öğrenebilsek;
yermek için açık aramak yerine takdir etmek için baksak insanların yüzüne,kimbilir neler göreceğiz de,bizler,şeytanın sevenlerin arasına girdiği insanlar,o seytanlarin koynunda uyukluyoruz sabahlara kadar..
Ve insan,isterse bunu yaparak verdiği değerin gölgesinde huzur içinde dinlenmesi gerekirken,kusur arayarak kendisini neden yorar acaba?
Havva Kaya
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu