Kolektif Kütle 39
Yeni ahlak daha doğrusu yeni köleci ahlaksızlık kolektif emek gücünü ve kolektif emek gücü birikimi olan kolektif zenginliği, karar verici iradeyi vs. "rızık dağıtma" diye keyfi bir biçimde Hamurabi, Sargon, Nemrut, İbrahim gibi birilerine vermenin mana anlayışıydı.
Bu anlayış kolektif ortaklığa (paydaşlığa) karşı kurulmuş bir tuzaktı. Önce olanın kolektif ligine göre sonra olanın keyfiyeti, olumlu gelişme olmayıp; insanlık adına tersine bir gelişme veya insan olarak gelişe memeydi. Teknik olarak ve bilimsel olarak gelişememek değil. Hala etnikçiyiz.
Bencil oluş kolektif alan içinde hileci, yalancı kişiler tarafından tasarlanmıştı. Bu nedenle biyolojik bencillikten ayrılır. Biyolojik bencilliğin kolektif alanlı bir tasarımı hiç yoktur. İkinci tarz tasarım olan bencil oluşa göre gelişmenin, kolektifin yaraları yoktu.; Nemrudun İbrahim’in yararını ve bunlara kulluğu gözeten bir özel mülkü olma ve mülk sahibinin iradesinin olması bir ahlaksızlıktı.
Kolektif inşa şükredin demiyordu. Kaderiniz böyleymiş demiyordu. Elden bir şey gelmez fıtrattır demiyordu. Bunları bilmiyordu bile. Bencilliğin doyurulması gibi özel yararları genel yararların sağlanmasından sonra tedavüle sokuyordu.
Şimdi ise köleci sistem genel yararı karartır. Her şey mülk sahibinin takdir ve yararına göredir. Köleci sistem, “kolektif sistem çevrimini” gerektiren vergi verme gibi zorunlu halin anlayışını diri tutmak zorundaydı.
Kolektif çevrim için gerekli depo enerji (vergiler) her zaman El zenginlerini yaratmak için mutlaka gerekli olandı. Yol, su, elektrik olarak geri bize dönen klişe söylemdi. Bu sürecin kolektif oluşu karartılmıştı. Kolektif oluşu bilinsin söylensin istenmiyordu.
Ama sistemin kolektif çevrim enerjisinin olması “yol su elektrik olarak size dönecek” denişti gibi “kolektif oluşu” da belirtilmek zorundaydı. İşte sürecin kolektif çevrim oluşu da soyut ifadelerle temeli iyi bilinmesin diye vatan, millet savlaması olarak söyleniyordu.
İlk inşa vatan millet oluşumu için kurulmamıştı. İlk inşa içinde bunları bulmak olanaksızdır. Vatan, millet ne inşanın başında ne inşanın ortasında; köleci sistem inşa olana dek vatan millet kavramı yoktu. Karşıt ve düşman oligarşin yararı tedavüle sokan köleci yapılaşmaydı.
El, kolektifin olanı zenginlikleri kişilere ait özel mülk yapıyordu. Seçilmiş kişileri elçi ya da uyarıcı yapıyordu. Elçileri bol keseden söz sahibi irade yapmakla elçi sözünü kendi sözü sayıyordu.
Bu bağlama Seçilmiş Elçi İbrahim’e inananlara, İbrahim’in mülkünde köle olarak çalışıp karnını doyurup İbrahim'in mülkü için savaşanlara İbrahim’i millet, Kimin ekmeği yeniyorsa onun kılıcı sallanıyordu.
Nemruda inananlara ve onun toprağında köle olarak çalışanlara; Nemrudun mülkünü koruyanlara da Nemrud i millet deniyordu. Aşur’un ya da Asur’un mülkünü savunup orada köle olarak çalışanlara da Asuriler veya Asuri millet denir.
Kölecilik, kolektif bağlanımları kırmıştı. İyi de kırılan kolektif bağda ne vardı? Örneğin; kolektif bağlı alanda tüm kişilerin yarın güvencesi vardı. Kimse yarın için endişe duymuyordu.
Yine kolektif alanda kolektif zenginlik, bilgi ve kullanımlar herkese kolektif mirastı. Kişi mirası ve aile mirası ya da kitlelerin aile mirasından yoksunlukları yoktu. Kolektif bağ kırılmasıyla oluşan kaybedilenlere bu iki örnek yeter.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu