Bir Gecede Cahil mi Olduk Yoksa Alim mi
BİR GECEDE CAHİL Mİ OLDUK YOKSA ALİM Mİ?
Efendim, biraz tarihe meraklı olanlar bilir 1 Kasım 1928’de Türkiye Cumhuriyetinde o güne kadar yapılan inkılapların en sarsıcı olanı yapıldı: Türk Harflerinin Kabulü ve Tatbiki Hakkında Kanun.
Bu kanunun 1. Maddesi aynen şöyle diyordu:
Madde 1: Arap harfleri yerine Latin esasından alınan Türk harfleri kabul edilmiştir.
[ Diğer beş maddeyi konuyu uzatmamak adına yazmıyorum .]
Evet, kanun metninden de anlaşıldığı üzere Türk alfabesi olmayan ama millet olarak İslamiyeti seçtiğimiz asırlardan bu yana en az 1000 senedir kullandığımız Arap alfabesini kaldırıp yerine Latin esasından alınan Türk Alfabesini alıyorduk.
Evet, ben demiyorum, kanun öyle diyor: ‘’ Latin esasından alınan Türk harfleri…’’
Aynen kanunda belirtildiği gibi gerçekten de Latin esasından alınan Türk harflerinin öğrenilmesi sadece ve sadece bir sene sürdü. Bu arada bizzat bu devrimin babası olan Mustafa Kemal bile Latin esasından alınan Türk harflerini öğretmek amacıyla kara tahta başına geçti. ( 5 No'lu resim __Zamanın Servet-i Fünun Gazetesinden )
Latin esasından alınan Türk Harflerini öğretmek için canla başla bir mücadele başlamıştı ama çok önemli bir şey dikkat çekti o günlerde: Aman Allah’ım ! Memlekette mektep yoktu. Evet, Atatürk’ün gittiği ilkokul olan Şemsi Efendi Mektebi ve aynı türde bir kaç modern eğitim veren ilk mektebi saymazsak ülkede mektep ( okul ) yoktu. Bu sebeple kollar sıvandı ve memleketin dört bir yanında 20. 487 Millet Mektebi açıldı.
Açılan bu dersliklerle birlikte bir şeyin daha farkına varıldı: Bu dersliklerde öğrenim görecek olan vatandaşlarımızın – ki sayıları 1.075.000 idi - hiç biri okuma yazma bilmiyordu. Evet, önlerine konan Latin esasından alınan Türk Alfabesiyle yazılı hiçbir metni okuyamıyorlardı. Yukarıdaki 1 No’lu resimde de belirtildiği gibi erkeklerde her yüz kişiden 93’ü, kadınlarda her 1000 kişiden 996’sı Latin esaslı Türk harfleriyle yazılı herhangi bir metni okuyamıyorlardı.
Özellikle de kadınlar… Bugün kadınlara yönelik ya da kadınların çıkardığı herhangi bir dergi var mı bilmiyorum ama 3 ve 4 No’lu resimlerde de gördüğünüz gibi bir sürü kadın dergisini, gazetesini okuyabilen, hatta bizzat yazarlığını yapan kadınlar oldukça cahil kalmışlardı. 1000 kadından dördü ancak Latin esasına dayanan Türk Alfabesi ile yazılanları okuyabiliyordu.
Uzatmayalım efendim, Kadınlarımızın çıkardığı bir sürü gazete ve dergi vardı ama cahildik.
Erzurum gibi mutaassıp bir şehirde Vilâyât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti, Doğu Anadolu'daki Müslüman halkın haklarını savunmak ve haklı davayı Avrupa kamuoyuna duyurmak amacıyla Latin harfleriyle Le Pays ( Vatan ) adlı Fransızca günlük gazete çıkarıyordu ve bu Latin harfleriyle basılan günlük gazeteyi okuyorduk ama cahildik.
40.000 Köyümüzün 35.000’inde ilkokul yoktu. Çünkü 40.000 Köyün 40.000’inde camiler hem topluca ibadet yapılan yerlerdi hem de çocuklar bu camilerde okuma yazma öğrenirdi. Yine de 5000 kadar modern tabir edilen okul varmış çok şükür.
1989-1996 Yılları arasında Marmara Bölgemizde ve Türkiye’nin sanayi şehri Kocaeli İlimizde hâlâ okulsuz köyler olduğu için benim görev yaptığım yatılı okula gelirdi bir sürü 6-7 yaşındaki bebe…
Evet, 1928’de alfabeyi tamamen değiştiriyorsun; bir sene sonra bir araştırma yapınca görüyorsun ki milletin %96’sı okuma yazmayı henüz öğrenmemiş. Ondan sonra başlıyorsun ‘’ Osmanlıda okur yazar oranı %4 ancak vardı ‘’ diye ahkam kesmeye.
Araştırmayı Latin esaslı Türk harfleriyle okuma yazma üzerinden ve 1928-1929 yılları arasını baz alarak yaparsan elbette ki sonuç: Okuma yazma bilenlerin oranı %4 olur.
Nitekim Millet mekteplerine 1.075.000 kişi devam etmiş; 1928-1929 Yılları arasında bu mekteplerden 597.010 Kişi okur- yazarlık belgesi almış. Türkiye nüfusu o yıllarda 13.648. 270 Kişi olduğuna göre Türkiye’de Latin esasına dayanan Türk Harfleriyle okur yazar oranı o yıllarda %4.3’tür.
Bir daha altını çizelim: Okur-yazar oranı değil; Latin esaslı Türk Harfleriyle okur yazarlık oranı 1928’den 1929’a geldiğimizde % 4.3’tür.
20.487 Millet Mektebine gelince:
Şimdi 6 No’lu resme bakın. Ne görüyorsunuz?
24 Ocak 1929 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi..
Ne diyor gazete?
‘’ Bir sene zarfında sadece İstanbul’da 3359 çocuk yetersiz beslenme ve açlıktan öldü.’’ Diyor.
Evet, 1929’da dünya büyük bir ekonomik bunalım içindedir, ABD’de bile insanlar çocuklarını satışa çıkarmıştır ve Türkiye’de böyle bir zamanda 20.487 Millet Mektebi inşa edilmiştir ha?
Gülsem mi ağlasam mı…
İşin doğrusu nedir?
İşin doğrusu o dönemde Halkevleri ve Türk Ocakları, Devlet daireleri ve belediye binaları, Fabrikalar ve askeri kışlalar ve en çok da camiler ve hatta kahvehaneler millet mektebi olarak kullanıldı. Yani öyle bazı avanakların zannettiği gibi sadece İstanbul’da 3359 çocuk açlıktan ölürken yurdun dört tarafında 20.487 Millet Mektebi inşa edilmedi.
Şimdi gelelim neticeye:
1 Kasım 1928’de Latin esasına dayanan Türk Harflerini kabul etmekle bir gecede alim olduk mu?
1981 Yılı itibariyle övündüğümüz şey Anıtkabir’deki bayrak direğinin ipini ( çelik halat ) artık kendimizin üretiyor olması olduğuna göre demek ki 1928-1929’u bırak 1981 Yılında bile henüz alim olamamışız. (7 N0'lu resim )
Peki bir gecede cahil mi kaldık?
Hayır, bir gecede olmadı o iş. Cehalet daha sonra yavaş yavaş geldi.
Peki biz ne zaman anladık cahil olduğumuzu?
Topkapı Sarayına gittiğimizde bize ve turistlere sarayı gezdiren rehberin harem girişindeki Arapça yazının ne olduğunu soran Turiste( Veya bizlere ) ‘’ Padişahların cariyelere yazdığı aşk şiirleri ‘’ dediğinde ve bizim de öküz gibi bunu yuttuğumuzun farkına vardığımızda anladık.
Padişahların cariyelere yazdığı aşk şiirleri denen şey şuydu:
Yâ eyyuhelleżîne âmenû lâ tedḣulû buyûte-nnebiyyi illâ en yu/żene lekum ilâ ta’âmin…. ( Devam ediyor )
‘’Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.’’ [ Azhab Suresi 53. Ayet ]
Evet, anlayan ne zaman cahil kaldığımızı anladı anlamayan ise hâlâ ‘’Osmanlıda okul yoktu, okuma yazma bilen yoktu. Sen bir gecede cahil kalmadın. Bir gecede 600 sene boyunca cahil bırakıldığını anladın.’’ diye senelerdir çiğnediği sakızı çiğner durur.
‘’Eee sen şimdi Harf İnkılabına karşı mısın ‘’ Diye soracak olursanız?
Asla karşı değilim. Fakültede dört sene Osmanlıca eğitimi görmüş ve mezuniyet tezini Devlet arşivinde binlerce Osmanlıca metin okuyarak ( çoğu kısımlarını okuyamayarak, hatta en usta profesörlere bile okutamayarak ) hazırlamış yani şu anda kullandığımız harfleri de eski yazımızı da bilen biri olarak harf inkılabına asla karşı değilim.
Benim karşı olduğum şey pek çok benim gibi aynı üniversitenin kapısından giren ve değişik fakültelerden mezun olarak çıkan bu ülkenin aydınlarının üniversitenin kapısındaki yazıyı okuyamamaları…(7 No'lu Fotoğraf )
Yeni ve daha kolay okunan bir yazıya geçilmesi demek ille de eskinin kaldırılıp atılması demek değildir ki.
Benim vatandaşım bugün satın aldığı bir evin tapusunda ne yazdığını okuyabiliyor ama dedesinden kalma tapuda ne yazdığını okuyamıyor. Dahası elindeki belki de çok çok kıymetli belgenin tapu olduğunu bile bilmiyor.
Yahu o bu değil de Yaşar Kemal’i bile isyan ettiren meseleyi bir de ben sorayım.
Her şeyi anladım da bizim Dede Korkut Hikayelerinin taaa Vatikan’da işi ne? ( 8 No'lu fotoğraf )
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu