Göçmen Kuşları Gibi
Gözlerinde bir yağmur öncesinin o kara bulutları,
Çoktan uçup gitmişti göçmen kuşları gibi umutları,
Döküldü birden dudaklarından bir hıçkırık ,
O yağmur öncesi gök gürültüsü gibi, gürleyerek,
Bir zamanlar bahardı , şimdi kış ortasında bir zemheri,
Kim bilir kaç gecenin kaç kışın kokusu sinmişti üstüne ,
Kaç kez gömmüştü kendini , kendi elleri ile kendi içine,
Bu kaçıncı bekleyişi idi umutlarını ,
Göç edip giden göçmen kuşlarını bekler gibi..
Avuçlarında kırık dökük hayallerini taşıyordu ,
Hangi kaba koysa gözyaşlarını hep taşıyordu ,
Gülüşü , eski bir evin duvarında asılı bir resim gibi ,
Sanki üşümüş aç bir çocuk , annesini bekliyordu....
Şimdi ayak izlerinin bile kanadığı o ıssız sokakta,
Zaman, paslı bir çivi gibi yüreğine batıyordu.
Kimsenin bilmediği bir adreste kendini arar gibi,
Kendi yangından geriye kalan o soğuk küller ile,
Göçmen kuşlarını beklediği o gökyüzünde kaybolup gidiyordu ,
Ve ne zaman bir göçmen kuşu sürüsü geçse gökten,
Bir fısıltı duyulur o paslı çivinin battığı yerden:
"Kendini kendi elleriyle , kendine gömenler,
Dönmezler bir daha gittikleri o meçhul yerden..."
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu