Çocukluğumun Dut Ağaçları
Dut ağaçları yüksek dallarında özenle büyüttükleri, kan kırmızı olgun dutları, dallarına konan misafir kuşlara ve diplerinde yuva yapan komşu karıncalara ikram ederlermiş.
Koyu yeşil ve dedemin elleri kadar büyük yapraklarını, perde yaparlarmış güneşe. Karıncalar çalışırken terlemesinler diye.
Yapraklarında gezen tırtıllar yaprakları kemirir açlıklarını giderirlermiş.
Arada bir rüzgâr duruma el atar, tırtılları silkelermiş. Ama sıkı yapraklarıyla tırtılları korumaya çalışır, onların da doymalarını sağlarlarmış, verdikleri acıya rağmen.
Mahalledeki afacanlar da ziyarete gelir, dallarından aldıkları destekle üzerlerine tırmanır, dut yerlermiş.
Bazı afacanlar dallarını kırar canlarını acıtırlarmış dut ağaçlarının.
Dallarını kıran afacanları, ders almaları için alçaktan yere düşürmeyidüşünüp , vazgeçerlermiş. Yerdeki karıncalar ezilmesinler diye.
Canlarının acımasından öte, gelecek yıl kırılan dalları sebebiyle daha az dut vermek zorunda kalmalarına üzüntü duyarlarmış misafirlerine.
Oysa sularını yağmurdan, güçlerini güneş ve topraktan alırlarmış. Zahmet vermek istemezlermiş, Allah'ın meleklerden bileüstün yarattığı insanlara .
Güçlü dallarına gerdikleri iplerle bazen salıncak, bazense beşik olmalarını istemişler. Bu güne dek hiçbir babayı veanneyi kırmayıp kâh salıncak, kâh beşik olmuş dut ağaçları.
Yaprakları ninniler söylemiş, bebeciklere hiç ayrım yapmadan, aynı notalarla.
Dedem, 'Torunum...' derdi, 'dut ve diğer kardeşleri tüm ağaçlar,ailemiz ve devletimiz gibidir. Kuş ol, karınca ol, ip ol, kâh salıncakta kâh beşikte ol. Sakın tırtıl olma. Hele dal kıran afacan, hiç olma. İnsana yakışan yağmur, güneş, toprak olmaktır.'
Ali AKIN
Koyu yeşil ve dedemin elleri kadar büyük yapraklarını, perde yaparlarmış güneşe. Karıncalar çalışırken terlemesinler diye.
Yapraklarında gezen tırtıllar yaprakları kemirir açlıklarını giderirlermiş.
Arada bir rüzgâr duruma el atar, tırtılları silkelermiş. Ama sıkı yapraklarıyla tırtılları korumaya çalışır, onların da doymalarını sağlarlarmış, verdikleri acıya rağmen.
Mahalledeki afacanlar da ziyarete gelir, dallarından aldıkları destekle üzerlerine tırmanır, dut yerlermiş.
Bazı afacanlar dallarını kırar canlarını acıtırlarmış dut ağaçlarının.
Dallarını kıran afacanları, ders almaları için alçaktan yere düşürmeyi
Canlarının acımasından öte, gelecek yıl kırılan dalları sebebiyle daha az dut vermek zorunda kalmalarına üzüntü duyarlarmış misafirlerine.
Oysa sularını yağmurdan, güçlerini güneş ve topraktan alırlarmış. Zahmet vermek istemezlermiş, Allah'ın meleklerden bile
Güçlü dallarına gerdikleri iplerle bazen salıncak, bazense beşik olmalarını istemişler. Bu güne dek hiçbir babayı ve
Yaprakları ninniler söylemiş, bebeciklere hiç ayrım yapmadan, aynı notalarla.
Dedem, 'Torunum...' derdi, 'dut ve diğer kardeşleri tüm ağaçlar,
Ali AKIN
Çocukluğumun Dut Ağaçları başlıklı yazı Ali Akın tarafından
11.02.2011 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.