SENİ SEVMEK…
Tam on yıl bitti seni tanıyalı, tam on yıldır koca bir kente kafa tutuyorum. O denli güçlüyüm, o kadar kuvvetli. On yıldır sevgi doluyum… Tüm dünyayı seviyorum, bütün insanları… Kendime bile dar gelirken bir zamanlar, şimdi herkese yer var içimde. Galip geldim, kendi savaşımın kahramanı yine ben kendim oldum. Yapma diyenlere, olmaz diyenlere inat çektim kılıcımı, yoluma taş koymak isteyenlere inat, sürdüm içimdeki doğrularımı süratle. Ben sana herkesin baktığı gözle değil, kimselere layık göremediğim yüreğimle baktım. O yüreğin kapılarını bir tek sana araladım…
“Seni sevmek Allah’a inanmaktır.” diyen şairi eş tuttum kendime. Evet… Seni sevmek Allah’a inanmaktır, dedim. En zor anlarda sığınmaktır, varlığına. Seni sevmek tarifi yapılamayacak imkansız bir tanım, dedim kendi kendime.
Sesinde buldum rengimi, suskunluğunsa asaletim oldu. Sözcükler dolusu cümlelere sığdırdım da hayatı seni tanımlayacak paragraflar bulamadım kendimce…
Onu sevmek iki bedende bir can olabilmektir, dedim. Tek yürekle onu devleştirebilmektir, dedim herkese. Varlıkta yoklukta, hastalıkta sağlıkta, koşulsuz şartsız el ele olmaktır dedim ve…
28 Temmuz 2007 Cumartesi akşamı herkeslerin gözleri önünde gururla, göğsümü gere gere “BİR ÖMÜR ADINA EVET!” dedim umarsızca…
Şimdi tarih Nisan 2011. Seni seviyorum hayat arkadaşım. Varlığına duvar gibi dayandığım kocaman adam. Büyüklüğüne, sadakatine sonsuz teşekkürler. Beni her koşulda göğüslediğin için, bana hayatın ne demek olduğunu gösterdiğin için, ailenin, birlik ve beraberliğin, anneliğin güzelliğini tattırdığın için sonsuz teşekkürler. Bana sadece “SEN” olarak geldiğin için sonsuz teşekkürler…
Tarifin yok senin. Sadece “SEN” sin bende. Adını parmağımda taşıdığım, sevdanı destan ettiğimsin dillere. Çocuklarımın babası, benimse HER ŞEYİM’ sin bu hayatta.
Begüm Özdikici