Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Hayat Hicrettir Hicretsiz Hayat Olmaz

Hicri Yılbaşı - 26 Aralık 2011(1 Muharrem 1433) Hicri 12 Rebiülevvel 622 tarihinde Peygamber Efendimizin (s.a.v) Mekke'den Medine'ye Hicret ettiğini biliyoruz. Hz. Ömer (r.a) zamanında Hicri takvimin başlangıcı 1 Muharrem uygulanmaya başlanmıştır.

Hicri yıl (Hicret) 1433,  Güneş yılı (Şemsi) 2012, Ay yılı (Kameri) 5767 olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde Hicri takvim 26 Aralık 1925'te kaldırılarak Miladi takvime geçilmiştir. Hicretle ilgi ruhumuza şifa, gönüllerimize deva ve yüreklerimize huzur verecek satırları okumaya, anlamaya ve yaşamaya var mıyız?

"Hicret… Bütün bir yaratılmışlar âlemi hicret halinde.  Ve yaratılmışlar âleminde hiçbir hiç bir şey yoktur ki, hicrete koyulmamış olsun: "Her şey O'nu hamd ile tesbih halindedir; fakat siz bunun farkında olamayabilirsiniz." Gezegenler, yıldızlar, sistemler, galaksiler, evrenler hep hicret halinde...

İnsan sonsuza kadar hicret eden bir yolcu değil mi? Devamlı kötülükten iyiliğe, ümitsizlikten ümide, nârdan nûra, karanlıktan aydınlığa göç eder. Hicret ne bir vazgeçiş, ne de bir kaçıştır. İman nuruyla aydınlanınca karanlıktan kalmaz.

Hicret, imkânların tükendiği yerden imkânların üretileceği yere gitmektir. Allah Rasulü de öyle yaptı. Değerlerini imkânların tükendiği yerden, imkânları üreteceği yere taşıdı. Bu bir başlangıçtı. Medine'nin şahsında bir "Hicret Medeniyetinin" temellerini attı. Kısa zamanda iman ve heyecanla yeryüzünün dört bir yanına samimi gönül erleriyle aşk ve muhabbet taşıdılar. Yürek fatihleri İslam medeniyet binasını imanî ve ahlâkî temeller üzerinde yükselttiler. En yüce derecelere erdiler.

Hicret,   bulunduğumuz yerden beden, dil veya kalp ile göç ederek ayrılmaktır. Sevda için güzel bir çile, zafer için bir bedel ve şanlı bir destandır.    

Hicret, sadece bir takvim başlangıcı değil; bir çağın kapatılıp yeni bir çağın açılmasıdır.  İman meşalesini uzaklara taşımak, muhteşem dönüş için hazırlanmaktır.

Hicret, nebevî bir harekettir, peygamberlerin ortak kaderidir;  çözüm ve çıkış yolu için fiilî duâdır.  Zulme boyun eğmeme, zilleti kabul etmeme bilincidir.

Hicret, taşlaşmış kalpleri uyandırmak beden ve ruhu verimsiz topraktan çıkarıp elverişli bir toprağa götürüp dikmektir. Allah'ı her şeye tercih etmektir. Müslümanca ve insanca yaşanacak bir yer olduğunun bilincine varmaktır.   Uyuşukluk anlayışına vurulan darbenin adıdır.  

Hicret, daha yüksek ideal ve hedeflere ulaşmak için sevdiklerini gözünü kırpmadan geride bırakarak çıkılan yolculuğun adıdır,  zaferin müjdesidir.  Olumsuz ve bereketsiz çevreden, güzel çevreye geçmektir.  Görünen ve görünmeyen zincirleri kırmak, zindandan özgürlüğe çıkmaktır. Bedeni, dili ve kalbi ile insanın kendisine Allah'ı unutturan çevresindeki her şeyden ayrılarak bütün varlığı ile Allah'a yalvarışı ve yakarışıdır.

Hicret, Allah'a yönelmektir, O'na yaklaşmak, O'na sığınmaktır. Küfürden imana, haramlardan helâllere, günahlardan sevaplara, isyandan itaate, kötülükten iyiliğe, rezaletten fazilete göz arkada kalmadan yapılan kutlu bir yolculuktur.  Yeryüzü yerinde saymıyor, her an dönüyor hicret ediyor. Gökteki tüm yıldızlar, galaksiler, güneşler de yörüngeleri etrafında her an hicret halindeler. İnsandaki kan, vücut organları arasında hicret etmeseydi, ne olurdu? Öyleyse, hayat hicrettir, hicretsiz hayat olmaz.

Yerdeki sular buharlaşarak göklere hicret eder, bulutlar hicret içinde onları taşır, rahmet kanatları yeniden işlenip şekillenen bereket damlalarını hicret ettirerek taşıyıp uygun yerlere hicret ettirir. Bitki tohumları hicret ederek canlanır, yeni mekânlarda yeni bir hayata başlar; bazı hayvanların yaşaması için her mevsim vatan değiştirip hicret etmeleri hayatî bir zarurettir.

Hemen tüm hayvan ve insanların nimetlere ulaşması için hicret etmeleri şarttır. İnsan, önce anne karnına, sonra yeryüzüne, daha sonra ebedî âleme hicret eden bir muhacirdir. Hicret bir fıtrat kanunudur. Allah'tan gelen ruh O'na hicret edecektir. Dünya otelinde misafir olan insan adlı yolcunun son durağı, bu muhacirin son hicret yurdu Cennet olmalıdır, çünkü orası onun ana vatanı, baba ocağıdır. Muhacir insan orada yaratıldı, orası için yaratıldı, onu hak etmek için yaşamalıdır.

Fânî olan şeyleri terk etmedikçe Bâkî olana, ebedî olana kavuşmanın imkânsız olduğunu kavramaktır. Hicret denilince, kardeş kavramları, "Muhâcir" ve "Ensârı, "Kardeşliği" ve "Fedakârlığı" hatırlamamak ne mümkün! Hicret ruhunu kaybedince onları da kaybettik ve kaybolduk. Yalvarıyoruz ey güzel Hicret! Ne olur bizden hicret etme!"

Hicri yıl ile birlikte vaktin ne kadar önemli olduğunu üzerimizden bir yılın geçmesiyle de vaktin önemini bir kez daha idrak etmeye başlıyoruz. Bu yılla birlikte geçen ömrümüzün muhasebe ve muhakemesini yapmamız gerekiyor. 

Vakit… İnsan hayatı imtihan ve ibretlerle geçmektedir. Önemli olan, ömür süresince zamana hükmetmek, mekâna mührünü vurabilmek ve tarihin akışını yönlendirebilmektir. "Zaman bendendir ve mekân bana emanettir." bilincine ulaşabilmektir.

İnsan için önemli olan ve değişmeyen gerçek; takvimlerin neyi ve neye göre gösterdiği değil, ömürlerin nasıl geçtiği ve neleri neye göre ortaya koyduğu ve kişiyi nereye doğru yönlendirdiğidir. Allah'ın biz değerli kullarına bir lütuf olarak sunduğu hayatın yıllarını, aylarını, günlerini hatta anlarını bile gereği gibi değerlendirilip değerlendiremediğimizdir.

Rabbimizin bize verdiği vaktin ne kadar önemli olduğu bir gerçektir. Vakit altın değerindedir.

 "O halde işini bitirince hemen kalk." (İnşirah Suresi 7.ayet)

 "Önemli işlerden birini tamamlayınca ardından başka bir işe yönel ki; böylece bütün vakitlerini önemli işlerle değerlendirmiş olasın." (Hayrettin Karaman, Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsiri, DİBY, Cilt 5, Sayfa 585)

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Hadisi-i Şeriflerinde:

 "İnsanların çoğunun kıymetini bilmediği iki nimet vardır. Bunlar; sıhhat ve boş zamandır…"

"Âdemoğluna kıyamet günü şunlar sorulmadıkça asla yerinden ayrılmaz: Ömrünü nerede ve ne şekilde geçirdiğinden,  ilmi ile ne yaptığından,  malını nerede kazanıp nereye harcadığından ve bedenini nerede yıprattığından"

  "İki günü eşit olan ziyandadır"

 "Beş şeyden önce beş şeyi ganimet bil: İhtiyarlığından önce gençliğini, hastalığından önce sağlığını, fakirliğinden önce zenginliğini, meşguliyetinden önce boş zamanını ve ölümünden önce hayatının kıymetini bil." buyurmaktadır.

"Vakit hayattır" (Hasan el-Bennâ)

"Zamanın fethi, uzayın fethinden daha önemlidir…" (Sezai Karakoç)

"Vakit nakittir" (Shakespeare)

"Hiç kimse geçmişini satın alacak kadar zengin değildir." (Oscar Wilde)

"Hayatınızı seviyorsanız, zamanınızı boşa geçirmeyiniz. Çünkü zaman hayatın ta kendisidir." (Benjamin Franklin)

"Hayata yeniden başlasaydım, saniyelerin nabzını tutardım." (Dostoyevski)

1433. Hicri yılın tüm insanlığa hayır, huzur ve bereket getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Yeni hicri yılın barış, kardeşlik ve sevgi dolu geçmesi için Allah'a yalvarıp yakararak dua edelim. Dua edelim ki ömür sermayemiz buzun güneşte eridiği gibi eriyor, ömür takviminden her gün bir yaprak eksiliyor, hayat binamızın temelinden taşlar birer birer düşüyor. Allah ömrümüzü hayırlı işler ile geçirmemizi nasip etsin. Vaktimizin değerini bilenlerden olalım inşaallah…

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Hayat Hicrettir Hicretsiz Hayat Olmaz

Ali  ÖZKANLI Ali ÖZKANLI